Picasso’nun rekorunu kırdı

Filed Under (Kültür Sanat) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , , , , ,

Müzayede gelir rekoru kırıldı. İngiliz sanatçının eserleri tahminleri altüst etti.
İngiliz sanatçı Damien Hirst’ün 50′den fazla eseri, ünlü müzayede salonu Sotheby’s’de sanat uzmanlarının tahminlerini katlayarak 125 milyon doları aşkın bir tutara satıldı.

İspanyol ressam Pablo Picasso, 1993′teki 20 milyon dolarlık toplam müzayede geliriyle bu alandaki rekoru elinde tutuyordu.

Damien Hirst, böylece bir dünya rekoru kırmış oldu.

Ayrıca bugüne dek ilk kez tek bir sanatçının çok sayıda eseri için müzayede düzenlendi.

Sanatçıların geleneksel olarak eserlerini satışa sundukları sanat galerileri yerine, doğrudan müzayedede satış yolunu seçen Damien Hirst, Sotheby’s’deki müzayedeyi “mini bir retrospektif” ve “büyük olasılıkla yaptığı en harika sergi” diye tanımladı.

BBC muhabiri David Sillito, Hirst’ün eserlerini bir müzayede salonunda kargaşa içinde satmayı tercih etmesinin alışılmadık bir hareket olduğunu, ancak sanatçının sanat galerileri işletenlerin ve aracıların züppe ve seçkinci olmalarından şikayet ettiğini aktarıyor

Damien Hirst, çeşitli ölü hayvanları kimyasal madde dolu havuzlar içine yerleştirdiği sergi dizisiyle biliniyor.

Hirst son sergisinde formaldehit dolu bir tankın içine yerleştirilmiş ve başında altından bir disk olan ölü bir ineğe yer verdi.

“Altın İnek” eseri 16 milyon 500 bin dolara alıcı buldu.

Daha önce yarı fiyatına satılacağı düşünülen ve formaldehit içinde ölü bir köpekbalığından oluşan “Krallık” adlı eseri ise 17 milyon 200 bin dolara satıldı.

“Zihnimde Sonsuza Dek Güzel” adlı müzayede, Hirst’ün toplam 223 eserinin satışı için planladığı üç müzayededen ilki. İkinci ve üçüncü müzayedelerse bugün düzenleniyor.

Kaynak: BBC

Ata’nın gizemli hayatı

Filed Under (Kültür Sanat) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , , , , , , , , ,

Atatürk’ün Manastır ve Makedonya döneminin sırları açığa çıkıyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında önemli bir dönemini geçirdiği Manastır ve Makedonya başta olmak Balkanlar’daki Osmanlı döneminin tarihsel izlerini taşıyan sicil kayıtları konusunu Kül Kalesi adıyla romanlaştıran Luan Starova, “Balkan Destanı” adını verdiği proje kapsamında şimdi de Ali Fethi Okyar ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Manastır ve Makedonya döneminin sırlarını açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Türkiye’nin ilk başbakanlarından Ali Fethi Okyar’ın aynı adı taşıyan torunu Ali Fethi Okyar ile birlikte bu önemli çalışmayı başlatan Starova “Elimizde koskoca bir tarihi hafıza hazinesi vardır ve bunlar aydınlanmayı beklemektedir. İşte benim ve torun Ali Fethi Okyar ile yakın çalışma arkadaşlarımın bir projesi var ki bu mutlaka aydınlanmalı ve de yayınlanmalıdır” dedi.

BALKAN DESTANI VE MUSTAFA KEMAL

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan dördüncü romanı olan ve Türkiye’nin ilk başbakanlarından Ali Fethi Okyar’ın kuzeni olan Babası Arif Ahmet Starova’nın yaşamını anlattığı Kül Kalesi-Siciller başlıklı romanı dolayısıyla görüşlerini ANKA’ya açıklayan yazar Luan Starova, şunları söyledi: “Benim için önemli olan şey Osmanlının kalıntılarından önemli şahsiyetler ortaya çıktığını ve de yüceldiğini keşfetmek ve de onları aydınlatmaktır. Bunlar büyük siyasi, kültürel ve medeniyet birikimiyle kendi milli devletlerine ve de milletlerine başarılı hizmetler verdiler. Bu konuda sadece babam örnek değil, çok sayıda kişi ve şahsiyetler vardır. Bu proje Ali Fethi Okyar ve Atatürk’ün Makedonya dönemi günleri ve de tarihi olacaktır. Bu iki değerli şahsiyetin Manastır Askeri İdadiyesinden başlayarak, Sofya Elçiliğindeki günleri ve de çağdaş Türk devletini kurma faaliyetlerini içeren Balkan Destanı hafızasıdır. Ben bunların, dil ve edebiyatın fenomeni peşindeyim, hedefim bir tarih yapmak değil. Tarihi olayları gönül ve akıl çerçevesinde işlemek ve de onların peşinde olmaktır. Bu yolun peşinde olmak her şeye değerdir” dedi.

TÜRKİYE’ NİN BAĞIMSIZ ANAVATAN İÇİN DESTEĞİ UNUTULMAZ

Üsküp Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Fransız Edebiyatı profesörü olan, uzun bir diplomatik kariyeri bulunan ve son olarak Makedonya’nın Paris büyükelçisi olarak da görev yapan yazar Luan Starova, “Bu roman dolayısıyla Türk kamuoyuna iletecek özel bir mesajınız var mı?” yönündeki soruya şu yanıtı verdi: “Çok memnunum ki, babamın hakikatleri edebiyat ve eserler köprüsü sayesinde İstanbul’a ve Türkiye’ye döndü. Türkiye okuyucusunun bu konudaki ilgisi benim de keşfedilmemiş Balkan-Osmanlı medeniyeti konusuna eğilmemi teşvik etmektedir. Türkiye ve Türk halkı son dönemde göz kamaştırıcı bir şekilde dünyaya değerler katmaktadır ve en büyük katkıyı sunmaktadır. Özellikle muhteşem kültürel ve medeniyet turizmi ile bunu en güzel bir şekilde sağlamaktadır. Anavatanlarım Makedonya ve Arnavutluk’a her çeşit kültürel, teknolojik ve bağımsızlığını sağlayan değerler konusunda yaptığı katkıları asla unutamayız, bunlar için minnettarız. Özellikle tarihi dönüm noktası bağımsızlıkları döneminde yaptığı karşılıksız yardımı asla unutamayız.”

SİCİLLER BALKANLAR’DAKİ OSMANLIYI ANLAMAK İÇİN BULUNMAZ BİR HAZİNE

Sicillerle ilgili olarak romanda yer verilmeyen ancak tarihsel olarak bilinmesinde yarar olan önemli bir bilgi elde mevcut mudur sorumuza ise Yazarın karşılığı şöyle oldu: “Manastır Sicilleri 16-19. yüzyılı içeren yüz binlerce belgeyi ve yazıyı içeren hacimli bir hazinedir. Bunlar elyazması yazılardır. Babam bunların içine dalarak sonuna kadar bunlarla uğraştı, bunlara sadık kaldı. Çok titiz bir şekilde o muhteşem Osmanlıcasıyla inceliyordu. Bu siciller savaşlar, yangınlar, her çeşit tabii felaket geçirerek ve bütün bunları aşarak bugünlere taşındı. Bunlar Manastır’daki bir Vakıfta yer alıyordu. Komünist dönemimde bu vakfa el koyularak sicilleri yok etmek istediler. İşte bu durumda babamın olağanüstü gayretleri ve ilahi yardım ile bunlar kurtarıldı, babamın ve de ailemin hayatı da bu siciller sayesinde kurtuldu, bugüne taşındı çok şükür. Balkanlar’daki herkes kendi tarihini yazma yarışında iken, herkes diğerinin varlığını gizlemeye ve tarihini hiçe saymaya çalışırken bu siciller bütün bu önyargı, yanlış adımların ve tutumların ortadan kalkması için aydınlatıcı bir aynadır. Bunlara bu şekilde bakılmalıdır bence.”

ALİ FETHİ OKYAR’IN ÇEVRESİNDE

Yazar romanda ana karakter olan Babası ile Ali Fethi Okyar arasındaki akrabalık ilişkisi konusunda ise şu bilgileri paylaştı: “Ali Fethi Okyar Babamın Annesi Hazbiye hanımın ilk kuzeniydi, amcasının oğluydu yani. Hazbiye Hanım Resneli Niyazi Beyin akrabası, Ohri gölünün Pogradec şehrinden dedem Ahmed Sul-Starova ile evliydi. Hazbiye hanımın babası o zamanın Manastır valisinin kızıydı. Babaannemin anavatanı Türkiye idi, Türkçe ise babamın anadiliydi, ki bu dil sayesinde İstanbul’da Hukuk Fakültesini bitirdi, avukat oldu. Tahsil dönemini genelde Malta sürgünü dönüşü Atatürk döneminde önemli görevler alan dayısı Ali Fethi Bey’in yanında geçirdi. Babam hiçbir zaman o çevreden uzak kalmadı, günlerini onlarla geçirdi. Ellili yıllarda Ali Fethi Bey’in oğlu Osman Okyar Makedonya’ya geldi, kendisiyle yirmi yıldan fazla Fransızca dili sayesinde yazıştık irtibatımızı koparmadık. Osman Okyar, babasının emaneti olan yeğeni babam Arif Ahmet Starova’yı keşfetmeye ve daha ayrıntılı tanımaya çalışıyordu.”

BALKANLARDA OSMANLI İZLERİ YOK OLMASIN

Babamın en büyük arzusu eski Türkçeyi, Osmanlıcayı öğrenmemdi. Bunun sayesinde bu Sicillere devam etmemi istedi. Ancak bazen kader insanı başka yerlere götürüyor istediğinin ötesinde. İşte bu arzuyu ve ideali tamamlamak için edebiyat ve dil sayesinde babamın sicillerdeki hafızasını keşfetmeye ve aydınlatmaya çalışıyorum” diyen Luan Starova Balkanlar’da Osmanlı izlerine ilişkin görüşlerini şöyle dile getirdi: “Bütün kültürel ve ilgi alanımı babamın ve ailemin kodlarında aramaya tahsis ettim, onların özellikle Türk ve Osmanlı kodlarını keşfetmeye çalışıyorum. Osmanlının yıkılışıyla, bu yıkılışın kalıntılarından yeni Balkan tarihini çizen ve oluşturan güçlü şahsiyetler ortaya çıktı. Büyük filozof Edgar Moren benim ikinci romanım olan Keçiler Dönemi için yazdığında şunları söylemişti: “büyük bir tezat olurdu eğer denseydi ki Osmanlı İmparatorluğu 1908 yılında II. Meşrutiyetin ilanıyla verilen azınlıklar hakları sayesinde parçalanmaya başladı. Maalesef bu devrimler büyük emperyalist güçlerin Osmanlıyı parçalamasından sonra geldi”. Osman Okyar babasının düşüncelerini bana anlatıyordu, ona göre: “1919-1920 yılındaki büyük batılı devletlerin Fransa ve İngiltere’nin kazanmasıyla Balkanlarda Osmanlı artık geçmiş bir tarih olma mahkumiyetiyle baş başa kalmış. Ancak onun kültürel ve medeniyet izleri Balkanlar’da ilelebet kalacaktır. Onları yaşayan bütün Balkan kültür, medeniyet ve halklarında ortak izler olarak görebilirsiniz.” Bu sözler Ali Fethi Okyar’ın engin vizyonunun ürünüdür.”

MANASTIR SİCİLLERİ MAALESEF AYDINLATILAMADI

Küller Kalesi-Siciller romanı konusundaki görüşlerini ifade eden Starova, romanın yüzü ve çehresinin siciller olduğunu belirterek şunları söyledi: “20 yüzyılda moda olan Osmanlı ve Türklük karşıtlarının bütün anti propagandalarına rağmen ve de onları gizleme ve hiçe sayma gayretleri ve yok etmelerine rağmen, bütün bunlar var olan bir dönemin en büyük kanıtları ve belgeleridir. Bu Balkan katliamından çok şükür Manastır Sicilleri babamın keşfi ve onlar üzerinde çalışarak hayatını idame ettirmesi sayesinde kurtuldu ve böylece bir dönem aydınlanmaya çalışıldı. Babamın hayatı siciller kitaplarıydı, maalesef bunlar sonuna kadar açılamadı, yaprakları aralanamadı. İşte bu romanda trajik bir şekilde konu edilen hususlardan biri de Sicillerin babamın elinden alınıp keşfinin engellenmesidir. Maalesef bunlar bir dönemin en büyük kâşifleri olmasına rağmen.”

ATATÜRK BABAMA TÜRKİYE’DE KAL DEDİ

“Romanda ailenizin büyük sırrı diye sözü edilen Babanızın Büyük Ada’da Mustafa Kemal ile karşılaşması gerçek mi kurgu mu” sorusunu Starova şu açıklamayla yanıtladı: “Babam tahsil dönemini genelde dayısı Ali Fethi Okyar beyin yanında geçiriyordu. Bu görüşmeleri genelde İstanbul’da Büyük Ada’da olurdu. Ancak komünist baskısından dolayı bunları genelde bizlerden gizlerdi, bu konuların gündemde tutulmasından kaçınırdı. Genelde bizim aile hafızamızda Atatürk ile buluşması büyük bir zenginlik ve önemli bir şeref anıydı. O konuşmada Atatürk babama Türkiye’de kalıp ona yardımcı olmasını istemiştir ve babama şunu demiştir: “Türkiye’nin senin gibi okumuş insanlara ihtiyacı vardır”. Babamın Atatürk ile buluşmasını Fethi Bey’in hanımı galiba bizlere büyük adada bunu doğruladı. Bu olay, romanda romansal bir kurgu değil tarihi bir gerçektir.”

TARİHSEL GERÇEĞİ İÇEREN TARİHİ BİR ROMAN

Kül Kalesi romanının yaşanmış gerçekliğe yakınlık itibariyle ne kadar roman, ne kadar tarihsel roman kategorisinde sayılabileceği konusunda Starova’nın yaklaşımı şöyle oldu “ Kül Kalesi romanı, tarih sürecinde insan varlığının mutlak tecrübesi peşindedir. Bu roman bana ait romanları içeren büyük projemin bir parçasıdır. Bu projenin 10 romanı Arnavutça ve Makedonca olmak üzere çıkmış durumdadır. Bu 10 romanın dördü Yapı Kredi yayınları tarafından Türkiye’de Babamın Kitapları, Keçiler Dönemi, Kül kalesi ve Tanrıtanımazlık Müzesi başlıkları altında basıldı. Roman tarzı projemin genel ismi Balkan Destanı’dır. Balkan Destanı projem Türkiye’de olduğu gibi, Amerika, Fransa, Almanya, İtalya ve diğer dünya devletleri ve dillerine açık olan bir projedir, bütün bu devlet ve dillerde yayınlanmış durumdadır. Biz Balkanlılar için Çhurcill’in söylediği gibi: “Balkanlılar kullandığından fazla tarih oluşturmaktadırlar” Bendeniz yazar olarak Müslüman bir Arnavut ailesinin 20. yüzyılının son geçen yüz yılını konu edinmeye çalışıyorum. Bu romanlar destanımın yüz yılın ellisi yazarın babası ve ailesine aittir, diğer yarısı ise yazarın kendi hayat tarihçesini içermektedir. Bunların kaynağı babama ait tevarrus ettiğim canlı ve mistik kütüphanesidir. Bunlar kaybolan balkan zamanını içermektedir, aynı şekilde 16-19 yüzyıla ait Sicillerin keşif sırrını da gizlemektedir. Roman bir ailenin hayat gerçekleriyle uğraşmaktadır, kaynak olarak hem canlı hatıralar hem de tarihsel gerçeklerdir ki, bunlar hatıraların hayal mahsulü olamamasını önlemektedir, gerçekler çerçevesinde kalmasını sağlamaktadır. Roman mı, tarihsel roman özelliği mi ağır basıyor konusuna gelince burada tarihi hakikatleri içeren tarihsel roman özelliği ağır basmaktadır.(Sabah)
kaynak : İnternethaber.com

Semazenlerden acı itiraf

Filed Under (Kültür Sanat) by admin on 20-09-2008

Tagged Under :

Semazenlliği de paraya çevirdiler. Mevleviliğin önemli ritüeli paragözler için büyük kazanç kapısı haline döndü.
Son yıllarda ise yeni bir sektör doğdu: ‘Semazenlik’. Ramazan nedeniyle çok yoğun olan bir semazenin 15 dakikalık gösterisinin bedeli 150 ila 200 YTL arasında değişiyor.

Bir gecede 3 semaya gidenler günde 600 YTL kazanıyor. Ramazan ayını ise 18 bin YTL ile kapatıyorlar.

Bildiğiniz gibi, Mevlevilerin en önemli ritüellerinden biri olan sema törenlerine katılan dervişlere semazen deniyor. Ancak bahsettiğimiz semazenlerin, aynı adı taşısalar da şekil olarak gerçeklerine benzeseler de, asıllarıyla uzaktan yakından ilgisi yok.

Zaten ayin de dini olmaktan çıkıp folklorik bir gösteriye dönüşmüş. İçi boşaltılmış ayinler denetimden uzak; öyle ki birkaç dakika sarsılmadan dönebilen herkes, kendini semazen ilan ediyor. Peki neden? Çünkü semazenliği ticarete döken insanlar, yılın tamamına yakınını sahnede geçiriyor ve bu işten inanılmaz paralar kazanıyor.

Gecede 200 YTL’den üç sahne

Herhangi bir yerde sahne almanın 15 dakikalık bedeli 150 ila 200 YTL arasında değişiyor. Ramazan ayındaki yoğun ilgiden dolayı günde 3 semaya (işe) giden semazenler, böylece günde 45 dakika dönüp 600 YTL kazanmış oluyor. Velhasılı Ramazan ayında tamı tamına 18 bin YTL kazanıyorlar.

Eleştirileri dikkate almıyorum

20 yıla yakın bir süredir semazenlik yapan Dursun Kızılkaya, “Ben bu işe gönülden başladım. Yoksa ‘şu işe gireyim, şu kadar para kazanayım’ gibi bir düşüncem olmadı; ama nasibimizde para kazanmak da varmış! İnsanlar, ‘15 dakika dönüp bir işçinin 3 günlük maaşını alıyorsunuz’ diye bizleri eleştirebilir; bu noktadan bakmamak lazım. Bunun sanatsal bir yönü de var. Varsa öyle bir kabiliyetin sen de yap. Ben bu eleştirileri dikkate almıyorum.” diyor.

Artistik olsun diye kollarımızı açıyoruz

Bu tür gösterilerde yer alan ve adını vermek istemeyen bir semazen (P.K.), “Hal böyle olunca semazenler Allah aşkı için değil, para aşkı için dönüyorlar! Semazen her bir çarkında Allah diyor. Parayla Allah denir mi yahu?” diyor. 3-5 kişiden oluşan topluluklara semazen grubu denilemeyeceğini belirten P.K., “Osmanlı döneminde birkaç kişiyle yapılan fukara seması vardı; fakat o semada kollar açılmazdı. Biz artistik ve turistik olsun diye kollarımızı açıp beyaz tennurelerle sema yapıyoruz!” diyerek bunun doğru olmadığını itiraf ediyor.

‘15 kişilik ekibimin bir gecelik maliyeti 8 bin YTL’

Sabreddin Yılmaz (Sema ve Sanat Derneği Koordinasyon Sorumlusu): Biz çağrıldığımız yerlere 15 kişilik bir ekiple gidiyoruz. Konaklama, yol masrafı ve ödenen ücretle beraber toplam maliyet 8 bin YTL’yi buluyor. Bizim bir programımız iki buçuk-üç saat sürüyor. Çünkü biz sadece sema gösterisi yapmıyoruz. Hattat ve ebruzenimiz hünerlerini sergiliyorlar ilk başta. Tasavvuf musikisi konseri, Hz. Mevlânâ’nın tanıtımı, tiyatro gösterisi ile devam eden programımızda son olarak sema gösterisi yapılıyor. Eğer grup olarak değil de iki üç semazen isterlerse yine hizmet veriyoruz. Semazen başına konaklama ve yol parası haricinde 200 YTL ücret alıyoruz, bu sema 15 dakika sürüyor. Tabii gün ve program sayısı çoğaldıkça bu fiyat düşüyor.

Serkan Kara-Zaman

kaynak : İnternethaber.com

Kimler zekat vermek zorunda?

Filed Under (yaşam) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , , ,

Zekat zenginliğinin alt sınırı kaç lira? Zekat kime verilir? Pırlantanın zekatı olur mu? İşte merak ettiğiniz her şey?

Zaman gazetesinin ilahiyatçı yazarı Ahmed Şahin okurun aklındaki zekatla ilgili sorulara cevap verdi.

NE KADAR PARAYA NE KADAR ZEKAT? 

Zekat zenginliğinin alt sınırı (ihtiyaç fazlası olarak bekleyen) 2.500 ( 2,5 milyar) liradan başlar. İhtiyaçtan fazla iki bin beş yüz lirası bekleyen kimse, zekat zengini sayılır. Her bin liraya 25 lira zekat vermek suretiyle yoksula yardım etme mutluluğunu yaşayabilir.

Ticaretle uğraşanlar için konuyu şöyle de ifade edebiliriz:

- Zekat vereceğiniz sırada kasanızda mevcut olan paranızı tespit edin, varsa vitrindeki ticaret malınızın alış değerini de bu mevcuda ilave edin, ayrıca sene içinde alacağınız varsa onu da ekleyin, borcunuz varsa onu da mevcuttan çıkarın, kalan yekunun her bin lirasına 25 lira zekat takdir etmek suretiyle çevrenizdeki yoksula hakkını verip yardım etme mutluluğunu siz de yaşayın.

ELİMDEKİ PARA İLE EV ALACAĞIM. ONUN DA ZEKATINI VERMEM LAZIM MI?

Bir görüşe göre, beklettiğiniz parayı ya almak istediğiniz ihtiyaca harcayacaksınız yahut da zekat zamanında elinizde bekliyorsa zekatını vereceksiniz. Bir diğer görüşe göre ise bu para ihtiyaç almak için beklediğinden dolayı zekatını verme mecburiyeti yoktur. Ama verirseniz daha emniyetlisini yapmış olursunuz.

ALACAK ZEKATA SAYILABİLİR?

Diyanet ilmihalinde borçlunun lehine olanı tercih etmenin uygun olacağı ifade edilerek, borçluya, ‘Alacağımı zekata sayarak borcunu sildim, rahat et.’ demenin yeterli olacağı görüşü ifade edilmiştir. Temliki geniş manada anlayan bu hükmü ben de uygun bulmaktayım. İsteyenler borcunu ödeyemeyen yoksula, ‘Alacağımı zekata saydım, rahat et.’ diyerek borçluyu incitmeden borç yükünden kurtarmayı tercih edebilirler.

ZEKAT KİME VERİLİR?

”Zekatı dul olan kişiye vermenin uygun olup olmayacağı” yönünde sıkça soru yöneltildiğini belirten din görevlileri, zekatın gerçekten ihtiyacı olan kişilere verilmesi gerektiğini, yalnızca bir kişinin dul olmasının ya da engelli olmasının zekat vermek için yeterli olmadığını söylediler.

AKRABALARA ZEKAT VERİLİR Mİ?

Zekatla ilgili diğer bir sorunun ise ”Akrabalara zekat verebilir miyim?” olduğunu belirten yetkililer, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torun dışındaki akrabalara, gerçek anlamda yoksullarsa zekat verilebileceğini bildirdiler.

”ALTININ ZEKATI VAR, PIRLANTANIN YOK”

Özellikle kadınların, sahip olduğu mücevherin zekatı olup olmadığı ve nasıl hesaplanacağıyla ilgili çok sayıda soruyla karşılaştıklarını anlatan din görevlileri, ne kadar değerli olursa olsun gümüş ve altın dışında yatırım amaçlı olmayan pırlanta gibi değerli mücevherler için zekat verilmeyeceğini vurguladılar.

FİTRE 6 LİRA

Fitrenin ise bu yıl 6 YTL olarak hesaplandığını ve imkanı olan herkesin bayram namazına kadar fitresini vermesi gerektiğini hatırlatan din adamları, fitre veya zekatın, karşıdaki kişinin yoksul olduğu ima edilmeden, incitilmeden verilmesi gerektiği konusunda da vatandaşları uyardılar.

FİDYE TAKSİTLE ÖDENİR Mİ?

Fidyenin ise sağlık sorunları nedeni ile oruç tutamayan ve bundan sonra da tutması mümkün olmayan kişiler tarafından verilmesi gerektiğine işaret eden görevliler, ”Fidyemi taksitle ödeyebilir miyim?” sorusu ile sıkça karşılaştıklarını ifade ederek, 30 gün için yaklaşık 180 YTL tutan fidyenin taksitle ödenebileceğini kaydettiler.
kaynak : İnternethaber.com

Şeytanın numarasına rekor fiyat

Filed Under (yaşam) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , , , ,

Şeytanın telefon numarası 2,75 milyon dolara satıldı.

Katar’da düzenlenen müzayede ile bir telefon numarası rekor fiyata satılarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Katar Telekom tarafından satılan 666 66 66 numaralı telefonu 2,75 milyon dolara satın alan kişinin adı açıklanmadı. Rekor fiyatın geçen yıl gerçekleştiği, önümüzdeki yıl Rekorlar Kitabı’na gireceği belirtildi. 666 şeytanın numarası olarak biliniyor.

Daha önceki rekor 8888 8888 numaralı hattın satışının gerçekleştiği Çin’e aitti.

Çin’deki hat 480 bin dolara satılmıştı. Katar Telekom’un Yönetim Kurulu üyesi Adil el Mutava, Katarlılara yönelik kampanyalar düzenlediklerini, bu şekilde bir satışın gerçekleşmesinin de kendilerini gururlandırdığını söyledi.
kaynak : İnternethaber.com

Direğe tutundu çarpıldı

Filed Under (yaşam) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , ,

Su birikintisinden kaçıp elektrik direğine tutundu. Genç kız bir anda 2 metre öteye fırladı.
İstanbul Kartal’da önceki akşam lise öğrencisi Rabia Çevik (17), kendisinden bir yaş küçük kardeşi Mustafa Çevik’le parkta oynarken ani bastıran yağmura yakalandı.

İki kardeş yağmurdan korunmak için eve doğru koşmaya başladı. Rabia Çevik, Samandıra caddesinden yolun karşısına geçerken su birikintisine batmamak için bir eliyle elektrik direğine tutundu.

Ancak yoğun yağmur nedeniyle çukur bir noktaya dikilen aydınlatma direğinin yüksek gerilim bağlantılarının bulunduğu kutuyu açması nedeniyle genç kız bir anda yüksek voltajda elektrik akımına kapıldı. Elektrik çarpması sonucu 2 metre ileriye fırlayan genç kız, hayatını kaybetti.

Erkek kardeşi Mustafa Çevik (solda) ise yaralandı. Baba Bülent Çevik, “Burası Türkiye… Kızım öldükten sonra kabloları hemen kapatmışlar” diye feryat etti. Olayla ilgili olarak İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A. Ş. ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluğu birbirine attı.

kaynak : İnternethaber.com

Yeni MSN’yi denediniz mi?

Filed Under (teknoloji) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , , ,

Microsoft, Windows Live yazılım setinin 3. sürümünün betasını yayınladı. Peki yenilikler neler? İşte ayrıntılar;
Windows Live Wave 3′ün programlardan oluşan kısmı internete sızdı. Şu andan itibaren Microsoft’tan indirebilirsiniz.

Bu beta sürümünde Windows Live Toolbar, Movie Maker, Family Safety, Microsoft Office Outlook Connector, Mail, Messenger, Photo Gallery ve Writer yazılımlarının yeni sürümlerini bulabilirsiniz. Programlar hakkında kısaca bilgi:

Windows Live Mail artık Takvim’e entegre olabiliyor.

Windows Live Movie Maker sisteminizde yüklü olan Movie Maker’ın yerine geçecek ama artık daha çok YouTube ve diğer hizmetler için videolar oluşturmanızı sağlayacak şekilde tasarlandı.

Windows Live Messenger, Microsoft’un WPF (Windows Presentation Foundation) tabanlı tasarımdan vazgeçmiş olduğu iddialarına rağmen harika gözüküyor.

Windows Live Photo Gallery artık yüz tanıma özelliğine sahip. Daha az butonlara sahip bir araç çubuğu ki, bu sette sunulan programların çoğu bu tip bir tasarımı baz alıyor.

Windows Live Writer video gömme ve daha akıllı bir arayüz ile daha gelişmiş özellikler sunuyor.

kaynak : İnternethaber.com

Microsoft para dağıt-mı-yor

Filed Under (teknoloji) by admin on 20-09-2008

Tagged Under :

Microsoft Türkiye, şehir efsanesi haline gelen para dağıtma mailleriyle ilgili açıklama yaptı. İşte o paranın sırrı;

Microsoft Türkiye, “Kesin oku, doğruysa yaşadık…” başlığıyla son günlerde yayılan mesaj ile ilgili bir açıklama yaptı. Peki bu mesaj ne anlama geliyor?

Microsoft Türkiye, son zamanlarda birbiri ardına gönderilen sahte piyango mesalarıyla ilgili, internet kullanıcılarını dikkatli olmaya çağırdı. Şirketten yapılan açıklamada, “Kesin oku, doğruysa yaşadık…” başlığıyla son günlerde yayılan mesajın, kolaylıkla tahmin edilebileceği gibi tamamen gerçekdışı bir iddia olduğu ifade edilerek, sözkonusu mesajın kötü niyetli kişilerce İnternet kullanıcılarının kişisel bilgilerine ulaşmak için hazırlandığı belirtildi.

Microsoft Türkiye, internet kullanıcılarına güvenlik açısından şu uyarılarda bulunuyor:

Microsoft, Windows Live kullanıcılarına eğlenceli, faydalı ve en önemlisi güvenli bir İnternet deneyimi sunmayı öncelikli hedef olarak belirlemiştir. Bildiğiniz gibi, İnternet’in doğası iletişimi hızlandırmak ve kolaylaştırmaktır. Ama her ortamda olduğu gibi, İnternet ortamında da kötü niyetli kişilere rastlamak mümkün. Bu kötü niyetli kişilerin yarattığı tehditlerin en önemlilerinden biri de hoax (aldatıcı) maillerin yanıtlanması ile ortaya çıkabiliyor. Gerekli düzenlemelere dikkat edilmediği takdirde gizlilik hakları ve bilgisayar güvenliği açısından istenmeyen sonuçlar doğabiliyor.

Bilgisayar korsanları, ele geçirdikleri MSN adreslerinin Windows Live Messenger listelerinde kayıtlı olan isimler ile irtibata geçerek listelerinde sizi engelleyenleri göstereceği iddia edilen adresler gönderiyorlar.

Microsoft olarak İnternet’in herkes için güvenli bir ortam olmasına büyük önem veriyor ve suç teşkil eden faaliyetlere karşı yazılımlarımızı ve uygulamalarımızı daha güvenli hale getirmek için sürekli çalışıyoruz.

Kullanıcılarımıza İnternet üzerinden bilgisayar güvenliği ile ilgili özellikle şu önerilerde bulunuyoruz:

1. Önemli kişisel bilgilerinizi hiçbir zaman bir e-posta, anlık ileti veya açılır pencere üzerinden başkalarına vermeyin - Yasal ve kurumsallaşmış şirketlerin çoğu, parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemek için bu yöntemleri kullanmayacaktır. Sızdırma dolandırıcılığı yapanların insanları yanıltmaları kolaydır. Örneğin, bir e-posta iletisinin “Kimden” satırındaki adresi taklit ederler. Çoğu şirket kişisel bilgileri e-posta yoluyla istemez.

2. Herhangi bir bilgi girmeden önce Web sitesinin kişisel bilgilerinizi koruduğundan ve gerçek olduğundan emin olun - Sızdırma dolandırıcılığı yapanlar, görüntülenen adresi gerçekmiş gibi gösterebilirler. Sitenin gerçekliği hakkında en küçük bir şüpheniz varsa, güvenliğinize önem verin ve siteden ayrılın. Önemli verilerin İnternet’te aktarılırken korunmasına yardımcı olacak bir önlem olarak veri şifreleme işaretlerinin durumuna bakın.

3. Güçlü Şifre - –Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail adresinizde kullandığınız şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolay tahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın.. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.

4. MSN ve Windows Live Hotmail Giriş Sayfası – Bilgisayar korsanları MSN ve Windows Live Hotmail giriş sayfalarını birebir taklit ederek aslında sahte olan sayfalar düzenliyorlar. Böylece siz e-postalarınızı okumak veya Windows Live Messenger’a bağlanmak için e-posta adresinizi ve şifrenizi yazdığınızda aslında arka planda bilgisayar korsanları bilgilerinizi ele geçirmiş oluyorlar. Windows Live Messenger anlık ileti penceresinden veya Windows Live Hotmail e-postanızdan tanıdığınız bir arkadaşınızdan bile gelmiş olsa (arkadaşınızın e-posta hesabının korsanlar tarafından ele geçirilip geçirilmediğini bilemezsiniz!) gönderilen linkleri dikkate almayın ve asla bu linkleri tıklayarak hesabınıza giriş yapmayın.

Windows Live Hotmail hesaplarınızı kontrol etmek için daima www.hotmail.com veya www.msn.com.tr adreslerini kullanın. Windows Live Messenger servisini kullanmak için sadece orijinal Windows Live Messenger’ı kullanın. Bu amaçla hazırlanmış MSN’den bağımsız servisleri kullanmanızı tavsiye etmiyoruz.

5. MSN Müşteri Hizmetleri Adına Gelen Sahte E-postalar - MSN veya Windows Live Hotmail Müşteri Hizmetleri, Microsoft Destek Hizmetleri adı altında gelen e-postalar içinde yer alan linkleri tıklayarak şifrenizi, özel güvenlik bilgilerinizi talep eden sorulara cevap vermeyin. Sadece https://support.live.com/eform.aspx?productKey=wlid&ct=eformts adresinden yapacağınız destek taleplerinizin üzerine size ulaşacak MSN desteğe cevap verin. MSN destek hizmeti ücretsizdir, para karşılığı veya talep etmediğiniz halde size ulaşan destek mesajlarına itibar etmeyiniz .

6. Windows Live Messenger Anlık İletilerde Gönderilen Linkler - Windows Live Messenger listenize eklenmek için tanımadığınız biri tarafından davet alırsanız asla kabul etmeyin. Kişisel bilgilerinizi isteyen bir e-posta iletisi, anlık ileti veya açılır pencere alırsanız, bağlantıyı tıklamayın. Bunu yapmanız, verdiğiniz bilgilerin siteyi oluşturan dolandırıcıya gitmesine neden olabilir. Web sitesini ziyaret etmek için, adresi baştan tekrar yazın, kopyala/yapıştır seçeneğini kullanmayın. Tanıdığınız kişilerden gelen linkleri dahi kesin emin olmadan tıklamayın. Gönderen kişinin gerçekten sizin tanıdığınız kişi olup olmadığından emin olmalısınız. Aksi taktirde arkadaşınızın hesabını ele geçiren kişi sizin hesabınızı da ele geçirebilir.

7. Güvenlik Ayarlarınız – Bilgisayarınızın güvenlik ayarlarını asla düşürmeyin. Sizinle paylaşılacak bir dosyası olduğunu belirten ancak bunu görebilmeniz için güvenlik ayarlarınızı düşürmeniz gereken anlık iletilere veya e-postalara güvenmeyin. Bilgisayarınızın güvenliğini artırmak için http://www.microsoft.com/turkiye/athome/security/default.mspx adresindeki yönergeleri adım adım uygulamanızı öneririz.

Tüm bu uyarıların dikkate alınmasına karşılık bir anlık dalgınlık sonucu şifre bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiği takdirde, e öncelikle Parola Sıfırlama işlemi yapılmasını öneriyoruz.

Bu işlemi yapmak için:

• Windows Live Hotmail giriş sayfasından Parolanızı unuttunuz mu? linkine tıklanır.

• Açılan sayfada parolası sıfırlanacak Windows Live Hotmail hesabı ve güvenlik kelimesi yazılır.

• Bir sonraki sayfada iki seçenek yer alacaktır. Şayet önceden alternatif bir e-posta adresi belirtilmiş ise Kendinize bir parola sıfırlama e-posta iletisi gönderin seçeneği tıklanır. Eğer böyle bir e-posta adresi belirtilmemiş ise veya bu seçenek tıklandığı halde mesaj ulaşmıyorsa ( hesabı ele geçiren kişi alternatif e-posta adresini kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmiş olabilir) Hesap bilgilerinizi girin ve gizli sorunuzun yanıtını yazın seçeneği tıklanır.

kaynak : Yenişafak

Yakında internet akılı olacak

Filed Under (teknoloji) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , , , ,

Geleceğin bilgisayarları kelimelerin anlamını bilecek. Bunun için kart üretildi.
Bilgisayarlar çok yakında kelimelerin ne anlama geldiğini bilecek.
Bir Amerikan firması, bilgisayarlar için ortalama bir Amerikalı üniversite öğrencisininkinden 10 kat zengin kelime haznesine sahip “anlam kartı” üretti. Bilgisayar, bu “semantik” kart sayesinde kelimelerin anlamını “öğrenecek.”

Şirket yetkilisi Scott Jarus, AFP muhabirine, “Bilgisayara İngiliz dilinin bütün kelime ve cümlelerini sanal olarak öğrettik” dedi ve yazılım uzmanlarının, kelimelerin metin içindeki anlamlarını insan beyni gibi çalışarak “anlayabilen” programlar yazabileceklerini belirtti.

Jarus, “bu kartı hazırlamanın 30 yıl aldığını” söyledi ve kartın, “semantik web” olarak da adlandırılan “web 3.0″‘a yönelik olduğunu kaydetti.

Üçüncü nesil internet ağı olacağı söylenen müstakbel “Web 3.0″, işletim sistemleri ve destekten bağımsız olarak internet ağına ulaşabilme imkanı sunacak teknolojiler bütünü olarak düşünülüyor.

Devasa boyutlarda bir veri tabanına dönüşecek “Web 3.0″, yüksek hıza sahip internet sayesinde “sezgi sahibi yapay zeka” uygulamalarından yararlanacak. “Semantik” teknolojisi, internet kullanıcısını, anahtar kelimelerle arama yapma yerine doğrudan araştırdığı konuya yönlendirecek. Sözgelimi “kuşlar ve hüzün şarkılarını” internette araştırmak isteyen biri, şarkılardaki hüzünle değişik kuş türleri arasındaki bağı görebilecek.

“Web 3.0″ın hedeflerinden biri de, yapay zeka “unsurları” oluşturmak. Bu unsurlar, internetteki bilgi dağlarını araştırıp istenen bilgileri kullanıcının önüne serecek.
kaynak : İnternethaber.com

Uydu Projesi’nde sona gelindi

Filed Under (teknoloji) by admin on 20-09-2008

Tagged Under : , ,

Uzun bir süredir yılan hikayesine dönen Göktürk Uydu Projesi’nde nihai sona yaklaşıldı.
Uydu projesinin önümüzdeki ay yapılması planlanan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında karara bağlanması bekleniyor.

Türkiye’nin terörle mücadelesine önemli katkı sağlayacak Göktürk Uydu Projesi’nde nihayet sona yaklaşıldı. Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin geçtiğimiz nisan ayında yapılan toplantısında karara bağlanması beklenen, ancak hükümet ile askerlerin farklı tercihleri nedeniyle ertelenen projenin ekim ayında karara bağlanacağı bildirildi.
Genelkurmay Başkanlığı Orgeneral İlker Başbuğ’un geçtiğimiz ağustos ayında görevini yeni devralması nedeniyle bir süre bekleyen Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın, önümüzdeki ay için bir icra komitesi toplantısı planladığı bildirildi.

TARTIŞMA ÇIKMIŞTI

İtalyan Telespazio, Alman OHB ve İngilizlerin EADS Astrium firmalarının yarıştığı ihalede, başta Hava Kuvvetleri Komutanlığı olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı ihalenin Almanlara verilmesi istiyor. Askerler uydu kapasitesi açısından Almanların verdiği teklifin daha cazip olduğunu belirtiyorlar. İhalede, siyasi kanadın ise İtalyanlara göz kırptığı bildiriliyor.

Bilindiği gibi, Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin 9 Nisan tarihli toplantısında, PKK’yı uzaydan gözleyecek olan Göktürk Uydu Projesi’nde karar çıkması bekleniyordu. Ancak proje sürpriz bir şekilde bir sonraki toplantıya ertelenmiş ve bu erteleme kararı sırasında hükümet ile askerler arasında derin görüş ayrılıkları olduğu ortaya çıkmıştı. Toplantı sırasında, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın projeyle ilgili sunumundan sonra icra komitesinin asli üyeleri ayrı bir odada toplanmışlardı. Kulislere sızan bilgiye göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün yaklaşık yarım saat süren üçlü zirvesinden sonra, bürokratlara “bu maddeyi geçelim” direktifi verilmişti.

Kulislere yansıyan bilgiye göre, üçlü zirvede Başbakan Erdoğan, uydu ihalesinin İtalyanlara verilmesini önermişti. Ancak dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt buna kesin bir dille karşı çıkmış ve “Biz ihalenin Almanlara verilmesini istiyoruz. Almanlar olmazsa ikinci tercihimiz İngilizler. Ancak İtalyanları kesinlikle istemiyoruz” şeklinde konuşmuştu.

FIRLATMA 2011’DE

Gecikmeler nedeniyle uydunun uzaya fırlatılması ise 2011 yılına kaydırıldı. Projede, TAI ile TURKSAT işbirliği yapacaklar. TAI, artık uçakların yanı sıra uydu üretim, test ve entegrasyon merkezi olacak. Göktürk Keşif Gözetleme Uydusu’nda tercihin yapılmasının ardından TAI de kurulan test ve entegrasyon merkezi yabancı ana yükleniciliğinde gerekli teknolojik altyapı ile donatılacak. TAI ile TÜBİTAK arasında devam eden görüntüleme amaçlı bilimsel araştırma ve teknoloji uydusu geliştirme üretim çalışmaları da binadaki merkezde sürdürülecek. TAI’de kurulan Uydu Test ve Entegrasyon Merkezi de, Türkiye’nin askeri ve sivil amaçlı uydularının üretileceği yer olacak.

TERÖRİSTLERİ İZLEYECEK

Göktürk Uydusu, bir metrenin altındaki nesnelerin hareketlerini de rapor edebilecek kabiliyette olacak ve sınırdan terörist geçişlerin engellenmesi noktasında fayda sağlayacak. Göktürk Uydusu’yla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri, havadan kendi istihbaratını sağlama noktasında da önemli bir avantaja sahip olacak. 200 milyon dolar harcanacak ve yüksek çözünürlüklü resimler gönderecek olan uydunun, yerli ve yabancı sanayi işbirliği içinde üretilmesi ve geliştirilmesi öngörülüyor. Bu nedenle TAI, TÜBİTAK ve ASELSAN gibi kuruluşlar projede rol alacak. Uydunun 600 - 650 kilometre yükseklikte yörüngeye yerleştirilmesi planlanıyor.
kaynak : İnternethaber.com