Liderlerin yeni yıl mesajları

Filed Under (Haber) by admin on 31-12-2008

Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Toptan, Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ ve siyasi parti liderleri, yeni yıl dolayısıyla birer mesaj yayımladı. İşte başkentten gelen 2009′la ilgili dilekler:

 

CUMHURBAŞKANI GÜL’ÜN YENİ YIL MESAJI:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ülke sorunlarıyla ilgili konularda farklı görüş ve yaklaşımlar olsa bile, tüm kurumların yakın temas, diyalog ve iş birliği içerisinde hareket etmelerinin vatandaşlar için büyük bir moral kaynağı olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, yeni yıl  mesajı yayımladı. Gül, mesajına, Türkiye ve dünya için önemli gelişmelere sahne olan bir yılın geride kaldığını, umudu canlı tutarak yeni bir yılın karşılandığını belirterek başladı.

Bu tür dönüm noktalarının geçen bir yılın muhasebesinin yapılmasının yanı sıra, yeni yıla ilişkin yol haritasının, planlamaların, yaşanan tecrübeler ışığında gözden geçirilmesine de olanak sağladığını kaydeden Gül, birçok ülkenin böyle günleri yeni başlangıçlar yapmak, geleceğe taşınan umutları gerçeğe dönüştürmek için bir fırsat olarak gördüğünü vurguladı.

Cumhurbaşkanı Gül, mesajına şöyle devam etti:

”Bizler de devlet ve millet olarak, 2009 yılının başarılı geçmesi ve koyduğumuz hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için hep birlikte büyük bir gayretin içindeyiz. Günümüzün belirsizliklerle dolu siyasi, ekonomik, kültürel ve çevresel şartları karşısında, ülkemizin önüne yeni ufuklar açmak konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Bu kararlılığın toplumumuzda bir mutabakata dönüştüğünü görmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Önümüzdeki dönemde, AB üyelik sürecinin hızlı ve kararlı bir şekilde götürülmesi, ülkemizdeki güven ve istikrar ortamının korunması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz.

Türkiye, son yıllarda yaptığı cesur ve radikal reformlarla adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu hamleler dünyada da takdirle karşılanmıştır ancak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımak, demokrasi, insan hakları, özgürlükler konusundaki standartlarımızı daha da yükseltmek için bu reformları devam ettirmeliyiz. 2009′da bu konunun üzerinde daha çok duracağız.

Esasen dünyanın büyük olumsuzluklar yaşadığı bir yıldan Türkiye yüzünün akıyla çıkmıştır. Sağlam ekonomik altyapısı, olgun ve çoğulcu demokrasisi ve vatandaşlarının büyük katkılarıyla Türkiye, hedeflerinden taviz vermeden yoluna devam etmektedir. Dış politikadaki diplomatik ataklarıyla da tüm dünyanın saygısını kazanan ülkemizin bu güçlü ve itibarlı konumu, hepimiz için bir iftihar vesilesidir.”

Türkiye’nin artık, uluslararası sorunlarda ara buluculuğuna ihtiyaç duyulan, sözü dinlenilen ve tüm dünya devletleriyle iyi ilişkiler geliştiren önemli bir aktör konumunda olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinin de Türkiye’nin bu konumunu pekiştirdiğini kaydetti. Gül, bu gelişmeyi, ”Türkiye’nin doğru, realist ve akılcı yaklaşımlarla devam ettirdiği barışçı politikalarının bir tezahürü” olarak değerlendirdi.

-”AÇIK TOPLUM OLMA YOLUNDA HIZLA İLERLİYORUZ”-

Türkiye’nin açık toplum olma yolunda hızla ilerlediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, mesajında şunları kaydetti:

”Şiddet barındırmayan her türlü düşünce, özgürce dile getirilebilmekte, herkes düşüncesini demokratik olgunluk içinde rahatça ifade edebilmektedir. Sorunlarımız, derinliğine tartışılarak aşılabilmektedir. Ülkemizin gerçekleştirdiği ekonomik ve sosyal dönüşümle birlikte milletimiz kendine güvenen, daha modern, daha üretken bir toplum haline gelmektedir. Tabii bu konularda daha yapılacak çok şey vardır ve Türkiye bunları azimle gerçekleştirmeye devam edecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Her Türk vatandaşı etnik kökeni, dili, inancı ve siyasi görüşü ne olursa olsun bu milletin ayrılmaz bir parçasıdır. Her zaman vurguladığım gibi, farklılıklar ve çeşitlilikler zenginliğimizdir ancak tüm farklılıkları ortak bir idealde, hedefte bütünleştiren vatandaşlık bağımızdır.

Türkiye, geçtiğimiz yıl terörle mücadele konusunda ciddi adımlar atmıştır. Türkiye’nin gelişmesini, büyümesini, demokratikleşmesini hazmedemeyen terör örgütü, Devletimizin ve milletimizin iradesi karşısında giderek güç kaybetmektedir.

Türkiye’nin, özgürlükleri sınırlamadan teröre karşı yürüttüğü haklı mücadele, uluslararası camiadan daha çok destek görmeye başlamıştır. Yapılan başarılı sınır ötesi operasyonlar teröre ciddi darbe vurmuş, sivillere zarar verilmemesi konusundaki hassasiyeti ve başarısıyla Türk ordusu dünyada büyük takdir toplamıştır.

Teröre karşı mücadele ederken şehit olan kahramanlarımızın ailelerinin, bizlere onların en kutsal emaneti olduğunu bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye, 2009 yılında da terörle mücadelesini kararlılıkla sürdürürken, ekonomik ve sosyal tedbirleri de alacaktır.”

-”KÜRESEL EKONOMİK KRİZİ EN AZ ETKİYLE ATLAMA GÜCÜNE SAHİBİZ”-

Cumhurbaşkanı Gül, küresel ekonomik krizin tüm ülkeleri etkilediğini kaydederek, Türkiye’nin dayanışma ve iş birliği içinde bu dönemi en az etkiyle atlatma gücüne ve potansiyeline sahip olduğundan şüphe duymadığını ifade etti.

Gül, mesajında şu ifadelere yer verdi:

”Dolayısıyla devlet ve hükümet kurumları ile işveren ve çalışanların birbirleriyle dayanışma ve ortak anlayış içinde olmaları büyük önem taşımaktadır. Türkiye bu şekilde, bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.

Ayrıca bir hususa daha dikkati çekmek istiyorum. Ülke sorunlarıyla ilgili konularda farklı görüş ve yaklaşımlar olsa bile, tüm kurumların yakın temas, diyalog ve iş birliği içerisinde hareket etmeleri, vatandaşlarımız için de büyük bir moral kaynağı olacaktır.

Yeni bir yıla girerken şiddetten, terörizmden, ırkçılık, ayrımcılık ve aşırılıklardan arındırılmış, yoksulluk ve yolsuzluğun olmadığı, tabiat değerlerinin korunduğu, insanların barış içinde kardeşçe bir arada yaşadığı bir dünyaya ulaşma yolundaki umudumu da ifade etmek istiyorum. İnsanlığın ortak geleceğinin, güvenliğinin ve refahının inşası için ülkeler arasındaki iş birliği ve dayanışmanın daha da geliştirilmesini diliyorum.

2009 yılının ülkemiz ve dünyamız için barış, huzur ve kardeşlik içerisinde geçmesini temenni ediyorum. Yeni yılda daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye dileğiyle aziz milletimize sevgiler ve saygılar sunuyorum.”

TOPTAN: YENİ YILA MAALESEF FİLİSTİN’DE YAŞANAN VE MİLLET OLARAK HEPİMİZİ DERİNDEN YARALAYAN SALDIRILARLA GİRİYORUZ

TBMM Başkanı Köksal Toptan, 2009 yılına, Filistin’de yaşanan ve millet olarak herkesi derinden yaralayan saldırılarla girildiğini belirterek, ”Yeni yılın, başta Filistin olmak üzere, dünyanın dört bir yanında yaşanan acıların sona ermesine vesile olmasını diliyorum” dedi.

Toptan, yayımladığı yeni yıl mesajında, üzüntü ve sevinçleriyle bir yılın daha geride bırakıldığını, umut ve coşkuyla yeni bir yıla girildiğini hatırlattı.

Yeni yılın, ülkeye, millete ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini dileyen Toptan,  Meclisin, 2008 yılı içerisinde demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin güçlenmesi, ülkenin gelişmesi için çok sayıda yasal düzenlemeyi iktidarı ve muhalefetiyle hayata geçirdiğini belirtti.

Toptan, milli iradenin sembolü olan Meclisin aldığı her kararın, Türkiye’nin daha demokratik ve özgür bir yapıya kavuşmasını sağladığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Çağdaş dünyanın saygın bir üyesi olan Türkiye, bugün küresel ve bölgesel boyutta barış ve istikrara katkıda bulunan, çok yönlü dış politika izleyen, geniş bir coğrafyada etkinliği olan ve dostluğu aranan bir ülkedir. Bölgesinde bir yıldız gibi parlayan Türkiye’nin yeni hedefi, Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023′te dünyanın 10. büyük ekonomisi haline gelmektir. Bu hedefe ulaşmak için kalkınma hamlelerimizi kesintisiz sürdürmemiz, demokrasimizin daha iyi işletilmesi konusunda çaba sarf etmemiz gerekmektedir.

Aziz Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerleyen Türkiye, kalkınarak güçlenmeyi sürdürecek; dünyanın önde gelen gelişmiş ülkeleri arasında hak ettiği yeri mutlaka alacaktır. Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye olma yolunda sürdürdüğü müzakere sürecini yeni yıl da kararlılıkla devam ettirecektir. Türkiye’nin sahip olduğu genç ve dinamik nüfusu, girişimcileri, köklü kurumları, sivil toplum örgütleri ve her alandaki zengin potansiyeli bu çabalarımızı hayata geçirmede bizlere güç vermektedir.”

Meclis Başkanı Toptan, Türk milletinin sağduyusu, özverisi ve sorunların aşılması yolunda gösterdiği birlik ve dayanışmanın, güçlü Türkiye’nin en önemli güvencesi olduğunu belirterek, ”Dönem dönem yaşanan tartışmalar, ekonomik ve toplumsal sorunlar bizi hedeflerimizden asla uzaklaştırmamalıdır” dedi.

-KURUMLAR ARASINDAKİ TARTIŞMA-

Demokratik sistemi oluşturan kurumlar arasında zaman zaman yaşanan tartışmaların, ülkeye ve millete bir faydasının olmadığını vurgulayan Toptan, şöyle devam etti:

”Kurumlarımıza olan güveni yıpratan bu tür tartışmalarla enerjimizi boşa harcamak yerine, demokrasimizi güçlendirerek, ülkemizi daha ileriye taşıma konusunda ortak çaba göstermeliyiz. Milletimize en iyi hizmetlerin üretilebilmesi için kurumlarımız arasında karşılıklı uyum, diyalog ve işbirliği ortamının oluşması hepimizin ortak arzusudur. Yaşanan tartışmaları, tüm kesimlerin katkı ve katılımlarıyla geniş bir mutabakatla hayata geçirilebilecek yeni bir anayasaya olan ihtiyacı ortaya koyması bakımından anlamlı buluyorum. Yapıldığı dönemin izlerini taşıyan mevcut Anayasamızın yerine, çağdaş ve katılımcı bir anlayışla yeni bir anayasa oluşturma konusunda çalışmaların 2009 yılında da süreceği kanaatindeyim.”

-EKONOMİK KRİZ-

Toptan, 2008 yılının, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünya piyasalarını derinden sarsan küresel bir ekonomik krizin yaşandığı bir yıl olarak da tarihteki yerini aldığını bildirdi.

Yüzyılda bir görülen ekonomik kriz olarak değerlendirilen bu dalgalanmanın, dünya ile entegre olmuş ekonomik yapısı, güçlü ticari ilişkileriyle, küresel bir aktör haline gelen Türkiye’yi de etkilemesinin, kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Toptan, ”Krizle ilgili karamsar senaryolar üretmek yerine hükümetiyle, özel sektörüyle herkesin ortak akılla hareket ederek bu süreci fırsata çevirmek için çaba sarf edilmesi gerektiği inancındayım” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanı Toptan, umutlarla karşıladıkları 2009 yılının, Türkiye’de yerel seçimlerin yapılacağı yıl olması bakımından da büyük önem taşıdığını belirterek, yapılacak yerel seçimlerin demokratik olgunluk içerisinde sonuçlandırılması konusunda tüm kurumların ve vatandaşların sorumluluk bilinci içerisinde hareket edeceğini düşündüğünü bildirdi.

-İSRAİL’İN GAZZE’YE YAPTIĞI SALDIRILAR-

Türkiye’nin sorunlarını, her durumda demokrasiye bağlılığıyla aşabilme gücüne sahip olduğuna ilişkin inanç ve güveninin tam olduğuna dikkati çeken Toptan, şunları kaydetti:

”Gelecek kuşaklara demokrasisi güçlenmiş, özgürlükleri gelişmiş, insanlarının yüzü gülen, sevginin, kardeşliğin ve hoşgörünün hakim olduğu bir Türkiye bırakmak için çalışmaktayız.

Yeni yıla maalesef Filistin’de yaşanan ve millet olarak hepimizi derinden yaralayan saldırılarla giriyoruz.  Şiddetle kınadığımız bu tür şiddet olaylarının, bir daha yaşanmaması hepimizin ortak dileğidir. Yeni yılın başta Filistin olmak üzere, dünyanın dört bir yanında yaşanan acıların sona ermesine vesile olmasını diliyorum. Savaşla, silahla ve terörle beslenen bir dünyanın yerini, insanlığın ortak zenginlikleri olan barış, demokrasi, özgürlükler ve dayanışmanın alması en büyük arzumuzdur. Bu düşüncelerle, bütün vatandaşlarımızın yeni yıllarını bir kez daha tebrik ediyor, sevgilerimi iletiyorum.”

ORG. BAŞBUĞ: MUTLULUĞUMUZU GÖLGELEMEYE YÖNELİK TÜM ÇABALAR, DAİMA SONUÇSUZ KALACAKTIR

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ”Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyişimiz devam ettiği sürece, mutluluğumuzu gölgelemeye yönelik tüm çabalar, daima sonuçsuz kalacaktır” dedi.

Orgeneral Başbuğ, yayımladığı mesajla Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yeni yılını kutladı. Orgeneral Başbuğ, mesajında şunları kaydetti:

”Büyük ve köklü bir ailenin bireyleri olarak, yeni bir yılı daha, birlik ve beraberlik içinde karşılamanın mutluluğu içindeyiz.

Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyişimiz devam ettiği sürece, mutluluğumuzu gölgelemeye yönelik tüm çabalar, daima sonuçsuz kalacaktır. Ulusumuzdan aldığımız güç ve üstün görev bilinciyle yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Cumhuriyetimizi temel nitelikleri ile sonsuza kadar yaşatma kararlılığımızın açık bir göstergesi olmaya devam edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarını, Türk milletinin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin fedakar mensuplarının, emeklilerinin ve aile bireylerinin yeni yılını en içten dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.”

BAYKAL’IN 2009 İLE İLGİLİ DİLEKLERİ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”yeni yılın; kirlilikten, ırka, dine, dile, mezhebe dayalı hesaplaşmalardan ve savaşlardan uzak bir yıl olması” dileğinde bulundu.

Baykal, yayımladığı yeni yıl mesajında, 2009′un yokluktan, yoksulluktan, işsizlikten, çaresizlikten daha az söz edilen ve yarınlara umutla bakılabilen bir yıl olması için milleti bir kez daha özgür iradesiyle geleceğini belirlemeye çağırdı. Baykal, şunları kaydetti:

”Yeni yılın; kirlilikten, ırka, dine, dile, mezhebe dayalı hesaplaşmalardan ve savaşlardan uzak bir yıl olmasını diliyorum.

Çağırıyorum ki sorumluluk sahipleri de tutum ve davranışlarıyla bölen değil, birleştiren olmayı öğrensin, ayrıca  hesap versin. Çağırıyorum ki sorumluluk mevkinde bulunanlar, yakın çevresinin zenginliğiyle göz kamaştırmasın, sadaka peşinde koşanların onurlarının ayaklar altına alındığının da farkına varsın.

Öte yandan, içeride ve dışarıda birilerinin, birliğimizin, bütünlüğümüzün, ‘pususuna yattıkları’, laik cumhuriyetimize de ‘arkadan çelme takıldığı’ görülsün, bilinsin. Bilinsin ki yeni yıllarda ulusumuzun başı dik olsun. Bunu sağlamak ve Türkiyemize sahip çıkmak için 2009 yılında da kardeşçe yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.

Yeni yılı selamlarken, hepinizi sevgiyle kucaklıyor, vatandaşına, ‘çek git’ diyenlere inat, ‘gitmek yok, ananı da al 2009′da sandık başına gel’ diyorum. Gel ki ‘ananı da al git’ diyene haddini bildiresin. Sandığa gel ki vatandaşına, ‘çek git’ diyebilen sorumsuz zihniyet gitsin.”

Deniz Baykal ayrıca, başta Filistinliler olmak üzere 2009′u göz yaşlarıyla karşılayanların acılarını ve üzüntülerini de yüreğinde hissettiğini ifade etti.  

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ’NİN YENİ YIL MESAJI: HER YENİ GÜN VE HER YENİ YIL DOĞAN BİR UMUT

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ”Her yeni gün ve her yeni yılın doğan bir umut olduğu inancıyla; büyük Türk milletinin ve bütün insanlığın susadığı barışa, refaha ve mutluluğa yeni yılda kavuşmasını temenni ediyorum” dedi.

Bahçeli, yayınladığı yeni yıl mesajında, Türkiye’nin, ”AK Parti’nin yönetiminde hayatın her alanında ağır problemlerle karşı karşıya kaldığı bir yılı daha geride bırakarak 2009 yılına girdiğini” savundu.

2008 yılının ”Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin ağır sorunlarının yaşandığı, milletin artık katlanılamaz hale gelen siyasal, sosyal ve ekonomik meselelerin baskısı altında ezildiği çok zor ve sancılı bir yıl olduğu” görüşünü öne süren Bahçeli, ”Etnik temelde ayrışmanın, inanç temelinde kutuplaşmanın körüklendiği, milli ve manevi değerlerin çatıştırıldığı, kanunsuzluk ve yolsuzluğun kurumsallaştığı 2008 yılında, Türkiye’nin sosyal bünyesi ciddi düzeyde tahribata maruz kalmıştır” dedi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

”Bu dönemde siyasi amaçlarla istismar edilmeyen hiçbir değer kalmamış, Türk insanının inançları ve temiz duyguları, siyasi bağlantıları ve uzantıları olan organize hırsızlık çetelerinin dolandırıcılık malzemesi haline gelmiştir. Siyasi gerginliğin kontrolsüz bir biçimde tırmandığı, Cumhuriyet’in temel organları arasında yetki çatışması ve karmaşasının yaşandığı, Anayasal kurumların meşruiyet tartışmalarının içine çekilerek yara aldığı bu kargaşa ortamı, Türkiye’yi telafisi çok zor olacak risklerle karşı karşıya bırakmıştır.

Milli kimliği ve devlet yapısı sorgulanan, milli birliğinin siyasi, sosyal ve kültürel temelleri sarsılan ülkemiz, beka düzeyindeki iç ve dış güvenlik sorunlarıyla boğuşarak yeni bir yılı daha karşılamıştır.Türkiye’nin birliği ve bölünmez bütünlüğünü dikkate almayan yıkıcı çözüm arayışlarının cüret kazandığı bu ortam, özellikle iktidar eliyle hazırlanmış, silahsız çözüm adı altında kanlı terörün destekçilerine siyasi çözüm ümidi verilmiştir. Terörle mücadelede şaşkın ve dağınık olan hükümet, buda yetmiyormuş gibi bölücü taleplerin siyasallaşması yolunda adımlar atmış, yapılması gereken mücadeleyi Irak’lı aşiret reislerinin inisiyatifine ve insafına terk etmiştir.

Komşu ülke Irak yönetiminden gelen ve başka yerlerden ısmarlama olduğu anlaşılan temenni ve tavsiyelerin, bağımsızlığına düşkünlüğüne tarihin tanıklık ettiği Türk milleti için kabul edilebilir, anlaşılabilir ve açıklanabilir olmadığı iyi bilinmelidir.”

-”ÖZÜR KAMPANYASI”-

”Türkiye’nin milli kimliğini zedeleme çabalarının çağdaşlaşma ölçüsü olarak kabul gördüğünü, milli birliği hedef alan bölücü ve ayrıştırıcı tahriklerin demokratik tartışma ortamı ve ifade özgürlüğü adına koruma altına alındığını” belirten Bahçeli, ”Ecdadından utanan, hatta reddeden ilkel zihniyet temsilcileri temel değerlerimize ve mukaddesatımıza hakaret etmek için saf tutmuş, bunların hezeyanları demokrasi adına hoş görülerek alkışlanmıştır” dedi. Bahçeli, şunları kaydetti:

”Özellikle bu yılın son günlerinde; zihinleri çarpık, akılları tutuk, ihtiraslarından gözleri kararan bir kısım zevatın başlattığı özür kampanyasını bu kapsamda değerlendirmek gerekecektir.

Hakim olan siyasal anlayışın uygulama ve yaklaşımlardan cesaret bularak önüne gelenin milli değerlerimizle hesaplaştığı, aşağılık kompleksi duygusundan bir türlü kurtulamayan, aklı ve gönlü dışarıda, bedeni içeride olduğu anlaşılan bu güruhun ateşle oynadığını artık anlaması gerekmektedir. İçine düştükleri mensubiyet sefilliğiyle başa çıkabilmek amacıyla, şanlı Türk tarihini tahrif etmeye niyetlenmiş olanların başlattığı bu girişimin, nazik bir dönemde bulunan ülkemizde yeni ayrılık ve kamplaşmaları teşvik edeceği dikkatlerden uzak tutulmamalıdır.”

Geride bırakılan yılda da ”AB ile olan sanal yolculuğun ısrarla sürdürülmek istendiğini” ifade eden Bahçeli, ”Kıbrıs sorununun çözümü için Rumları tatmin etmek için çırpınan hükümetin, Ermenistan’la ilişkilerde tek taraflı hamlelerle sırnaşık ilişkiler ağını milletimize reva görmüştür” dedi.

Bahçeli, Meclis’in, asgari müştereklerde buluşarak toplumsal sorun ve sıkıntıların aşılması için gerekli iradeyi sergileyemediğini, tıkanan siyasetin önünü açacak ve normalleşme sürecini başlatacak somut adımlar atma basiretini gösteremediğini savundu.

-EKONOMİK KRİZ-

Uygulanan hastalıklı ekonomi politikalarıyla küresel krizin etkileri bir araya gelince sanal istikrar ortamının gerçek yüzüyle ortaya çıktığını, Türkiye ekonomik hayatın bütün veçhelerinde bir kriz haliyle karşı karşıya kaldığını savunan Devlet Bahçeli, hükümetin ”küresel krizi de öngöremediği, doğru okuyamadığını ve iyi yönetemediğini” ileri sürdü.

”Teğet geçme öngörülerine, krizi en az zararla atlatma ve fırsata dönüştürme söylemlerine rağmen, krizin ilk dalgasının Türkiye’yi cepheden vurduğunu” öne süren Devlet Bahçeli, ”2008 Türkiye’sinde yoksulluk, işsizlik artmış, gelir dağılımı çarpıklaşmış, sağlıklı ve dengeli büyümeden uzaklaşılmış, asayiş bozulmuş, kanunsuzluk ve yolsuzluk çığ gibi büyüyerek siyasi ve ahlaki yozlaşma alabildiğine tırmanmıştır” dedi.

Bahçeli, hükümetin, başta reel sektör olmak üzere, geniş toplum kesimlerini nispeten rahatlatacak bir önlem paketi uygulamasını hayata geçiremediğini savundu.

-”ACI MANZARAYA BİGANE KALINMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”-

Bir türlü huzur ve istikrara kavuşamayan Irak’ta belirsizlik ve şiddet varlığını sürdürürken, Türkmenlerin ihmal edildiğini, peşmergelerin baskı ve dayatmalarına karşı çaresiz ve yalnız bırakıldığını ifade eden Bahçeli, ”Orta Doğu’da İsrail, sivil hedeflere yönelttiği kanlı saldırılarla İslam toplumlarının daha uzun süre sükunete ve barışa hasret kalacaklarını göstermiştir” dedi.

Artık bir dram haline dönüşen ve insanlık faciasının ulu orta yaşandığı Filistin’de hiçbir suçu günahı olmayan yüzlerce masum insanın bombaların hedefi haline gelerek devlet terörüne kurban gittiğini belirten Bahçeli, ”Müslüman kardeşlerimize yönelik orantısız güç kullanılmasının sonucunda ortaya çıkan acı manzaraya bigane kalınması mümkün değildir” ifadesini kullandı.

-MAHALLİ SEÇİMLER-

Türkiye’nin ”temel sorunlarının arttığı, etnik tahriklerin tırmandığı, bölücülük temelinde siyasi hesapların yapıldığı, gerginliklerin had safhaya ulaştığı, yoksulluk ve yolsuzluğun arttığı, bölgesel gerilimlerin yükseldiği bir dönemde mahalli idareler seçimlerine gittiği” görüşünü ileri süren MHP Genel Başkanı Bahçeli, ”Türkiye’nin ne kadar derin olursa olsun çözülemeyecek hiçbir sorunu, aşılamayacak hiçbir sıkıntısı yoktur. Sorunları doğuran, sıkıntıları büyüten ve içinden çıkılmaz hale getiren işbaşındaki iktidarın vizyon eksikliği, yönetim beceriksizliği, teslimiyetçi tavırları olduğu bariz şekilde görülmektedir” dedi.

Bahçeli, mesajını şöyle tamamladı:

”Başlayan her yılın, bir önceki yıldan daha da kötü sonlanması, aziz vatandaşlarımızın hayatlarında mutluluk, huzur ve rahatlık adına olumlu duygu ve hislerin gün geçtikçe zayıflaması üzerine sorumluluk sahibi herkes mutlaka düşünmelidir. Aziz milletimiz güçlü basireti, kararlı duruşu ve binlerce yılda oluşturduğu kültürel olgunluğuyla bunu gerçekleştirecek güç ve kudrete sahiptir.

Kendi geleceğinin ve var olan sıkıntıların çözümünün yine kendi demokratik tercihlerine bağlı olduğunu bildiğim Türkiye’mizde, 2009 yılında sağduyu ve aklın galip gelmesini, milli şuurun yükselmesini ve vatandaşlarımızın en kısa sürede huzura ulaşmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum.

Her yeni gün ve her yeni yılın doğan bir umut olduğu inancıyla; büyük Türk milletinin ve bütün insanlığın susadığı barışa, refaha ve mutluluğa yeni yılda kavuşmasını temenni ediyorum.”

BBP GENEL BAŞKANI YAZICIOĞLU: YENİ YILDA MİLLETÇE UMUTLARIMIZIN VE TOPLUMSAL BEKLENTİLERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ EN İÇTEN TEMENNİMDİR

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ”Kendimize, birbirimize ve geleceğimize olan güvenimizi muhafaza ederek, yeni yılda milletçe umutlarımızın ve toplumsal beklentilerimizin gerçekleşmesi en içten temennimdir” dedi.

Yazıcıoğlu, yeni yıl dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Yeni yıla girerken, ”insanlık adına en acı tablolardan birinin” Gazze’de meydana geldiğini ifade eden Yazıcıoğlu, mesajında şunları kaydetti:

 ”Tüm bu yaşanan olumsuzluklara karşı dahi aydınlık gelecek ümidimizi asla gözden kaçırmamız gerektiğine inanıyorum. Geride kalan yılda yaşanan olumlu ya da olumsuz olaylardan dersler çıkarılması ve bu dersler ışığında da yeni yılda umutlarla yeni başlangıçlar yapılması, huzur, mutluluk ve başarılarda buluşabilmemizin vazgeçilmez koşuludur. Kendimize, birbirimize ve geleceğimize olan güvenimizi muhafaza ederek, yeni yılda milletçe umutlarımızın ve toplumsal beklentilerimizin gerçekleşmesi en içten temennimdir.

Sosyal ve hukuk devleti olmanın ilkelerinin kabul gördüğü birlik ve beraberlik içinde vatanın ve milletin bütünlüğüne sahip çıkıldığı, milli onur ve bekamızın korunduğu, coğrafyamızdaki acıları sona erdirebilecek, yeni yılın eskiyi aratmadığı ve torunlarımıza insanca yaşayabilecekleri bir Türkiye bırakabilmenin bize verdiği heyecanla büyük Türk milletinin yeni yılını kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.”

DP GENEL BAŞKANI SOYLU’NUN YENİ YIL MESAJI

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, 2008 yılının ekonomik açıdan AK Parti’nin palyatif çözümlerle ötelediği ekonomik adımların atılmaması nedeniyle ”şalterlerin kapandığı, ampullerin patladığı” bir yıl olduğunu savundu.

Soylu, yeni yıl dolayısıyla yayımladığı mesajda, 2009 yılının Türk milletine huzur, sağlık ve esenlik getirmesini diledi.

2008 yılının ”akıl tutulması içinde bulunan iktidar tarafından kaybettirilmiş, yitirilmiş bir yıl olduğunu” ileri süren Soylu, iktidarın politikalarını eleştirdi.

Yaklaşan ekonomik krize rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını savunan Soylu, ”Ekonomik açıdan 2008 yılı AKP’nin palyatif çözümlerle ötelediği ekonomik adımların atılmaması nedeniyle şalterlerin kapandığı, ampullerin patladığı bir yıl olmuştur” dedi.

”AK Parti’nin Türkiye’nin etnik yapısıyla oynayarak oy devşirmeye, seçmen kazanmaya çalıştığını” da öne süren Soylu, 2008 yılının terörün tekrar azgınlaştığı, şehir merkezlerinin can pazarına dönüştüğü bir yıl olduğunu ifade etti.

Dış politika konusunda 2008 yılının en önemli gelişmesinin Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi olduğunu kaydeden Soylu, Türkiye’nin bu rolünü iyi ve aktif bir şekilde yerine getirebileceğine yönelik kuşkuları bulunduğunu bildirdi. Soylu, İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü saldırıları sona erdirmeye çalışmanın Türkiye’nin ”boynunun borcu olduğunu” da vurguladı.

İktidarın yolsuzluklar karşısında sessiz kalmayı hatta korumayı tercih ettiğini ileri süren Soylu, kurumlar arasında gerginlikler yaşanmasına da yol açtığını ifade etti.

Tüm bu olumsuzluklara karşın 2009 yılında büyük Türk milletinin önünde tarihi bir fırsat olduğunu belirten Soylu, 29 Martta yapılacak seçimlerin yalnızca bir yerel seçim değil, AK Parti’ye yönelik bir güven oylaması olduğunu kaydetti.

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI KURTULMUŞ’UN YENİ YIL MESAJI: 2008 İNSANLIK ADINA KAYIP BİR YIL OLARAK HATIRLANACAKTIR

 Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 2008 yılının insanlık adına kayıp bir yıl olarak hatırlanacağını ileri sürdü.

Kurtulmuş, yayınladığı yeni yıl mesajında, 2008 yılında ”Umutların karamsarlığa, temennilerin hayal kırıklığına dönüştüğünü” savundu.

2008′in ”Barış, refah, demokrasi ve insan hakları, insanlık adına kayıp bir yıl olduğu” görüşünü öne süren Kurtulmuş, bunun en somut ve en yakın örneğinin İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları olduğunu ifade etti.

Çok sayıda Filistinli’nin hayatını kaybettiği saldırıların 2008′in en trajik ve en kara olaylarından biri olarak tarihteki yerini alacağını belirten Kurtulmuş, ”Gazze’li masum ve mazlumların üzerine füze yağarken, yeni yılın havai fişek gösterileriyle karşılanması, evrensel değerleri ayaklar altına almanın bir göstergesi olarak tescillenecektir” dedi.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

”2009 yılına ilişkin umutlarımızı tazelerken insanlıktan nasibini alan ve gerçek barıştan yana olan herkese sesleniyorum; Gazze’de yaşananlar bütün dünya ülkelerinin insanlık sınavıdır. Gazze sözün bittiği yerdir. Bu vahşet, cılız tepkiler, sıradan kınamalarla geçiştirilemez. Barışa olan inancımızı geleceğe taşımak istiyorsak, bu vahşeti durdurmak zorundayız. Aksi takdirde, kaybeden sadece Gazze değil, bütün insanlığın onuru olacaktır.

Hükümeti de uyarıyorum; Biz Filistin’e başkaları gibi bakamayız. Yaşanan trajediyi ‘Orantısız güç kullanımı gibi’ sıradan laflarla geçiştiremeyiz. Filistin’de yaşanan dramı sona erdirecek adımları atmak en başta bizim vebal ve sorumluluğumuzdur. Türkiye, İsrail’deki elçisini geri çekmelidir. İsrail-Suriye arasındaki ara buluculuğa son verdiğini açıklamalıdır. Saldırılar durana kadar askeri ve ekonomik anlaşmalar başta olmak üzere İsrail ile tüm ilişkiler askıya alınmalıdır.”

Kurtulmuş, 2008 yılının en önemli gelişmelerinden birinin de bütün dünyayı saran küresel kriz olduğunu belirterek, iktidarın ”bu krizin boyutunu ve içeriğini algılayamadığını” savundu.

”İktidar uyguladığı yanlış politikalarla dışarısı öksürse Türkiye’yi zatürre olacak hale getirmiştir” diyen Kurtulmuş, yapılması gereken ilk şeyin uygulanan ekonomik modeli değiştirmek olduğunu savundu.

Kurtulmuş, ”Üretim, ihracat ve istihdam eksenli bir ekonomik modeli uygulama mecburiyeti vardır. Ancak bütçesini IMF talimatlarıyla yapan, memura vereceği maaşı bile IMF’ye soran bir anlayışla bunu gerçekleştirmek mümkün değildir” dedi.

Numan Kurtulmuş, şehitlerin 2008 yılında da yürekleri dağlamaya devam ettiğini belirterek, ”PKK bir maşadır. Ellerini ateşe sokmak istemeyen dış güçler bu maşayı kullanmaktadır” dedi.

2008′in insan hakları ve özgürlükler konusundaki umutların başka baharlara ertelendiği bir yıl olduğunu ileri süren Saadet Partisi Genel Başkanı Kurtulmuş, açıklamasında, ”2009 yılının ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve saadet getirmesini temenni ediyorum” ifadesine yer verdi.

 

AA

Yeni yılda bizleri bekleyen yenilikler

Filed Under (Haber) by admin on 31-12-2008

Yeni yılla birlikte bir yandan kriz bir yandan da gelen zamlar bunaltırken, başta kamu çalışanları olmak üzere gelirlerdeki artışın da az olması vatandaşı düşündürüyor.

MEMURA YENİ YILDA MAAŞLARINI ZAMLI ALACAK

Yeni yılda kamu personeli maaşlarını yüzde 4, Temmuz 2009′da ise yüzde 4.5 zamlı alacak.
TBMM’de kabul edilen, 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısının 21. maddesine göre, kamu personeline Ocak 2009′dan itibaren geçerli olmak üzere yüzde 4, Temmuz 2009′da ise yüzde 4.5 zam yapılacak.

2009’DA ASGARİ ÜCRET 666 TL

Asgari ücret tespit komisyonu tarafından 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulanacak asgari ücret 666 TL olarak belirlendi. Bu miktar 2008 yılı başında 608.40 YTL olarak kararlaştırılmıştı.
Asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak itibaren brüt 666 YTL ve net 527.13 YTL, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 567 YTL ve net 456.21 YTL olarak belirlendi.

YTL’DEN “Y” GİDİYOR

Yeni yıl ile birlikte yaşamımıza Türk Lirası da geri dönüyor. 1 Ocak itibariyle Yeni Türk Lirası’ndaki yeni ifadesi kaldırılarak yeni düzenlenmiş paralar tedavüle sunulacak.

Yeni Türk Lirası’ndan Türk Lirası’na geçiş süreci 1 yıl olacak, yani bir yıl boyunca hem yeni hem eski banknot ve madeni paralar birlikte kullanılabilecek. Bu değişim süreci paranın değerini ise herhangi bir şekilde etkilemeyecek. Değişim sadece YTL’deki ‘Y’ harfinin kalkmasından ibaret ama tabii ki, ebatları ve renkleri farklı olacak.

Tüm banka şubeleri, kasalarında Türk Lirası olması durumunda değişim yapabilecek. Bir yıllık geçiş döneminde, otomatik para çekme makinelerinde (ATM’lerde) de hem Yeni Türk Lirası hem de Türk Lirası banknot bulunabilecek. Ancak Yeni Türk Lirası banknotlar 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 10 yıl, madeni paralar ise 1 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerinde değiştirilebilecek.

KABAHATLERE YENİ YILDA ZAM

Kabahatler Kanunu kapsamına giren idari para cezaları yılbaşından itibaren artırıldı. Böylece, yılbaşından itibaren dilencilik yapan, içilmesi yasak olan yerlerde sigara içenler ile görünür bir şekilde silah taşıyanlar 69 YTL idari para cezası ödeyecek.

Toplum düzenini, genel ahlakı, sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla çıkarılan Kabahatler Kanunu kapsamına giren idari para cezaları, Maliye Bakanlığının yüzde 12 oranındaki yeniden değerleme oranı çerçevesinde yılbaşından itibaren arttırıldı.

Buna göre, sarhoş olarak başkalarının huzurunu bozan, gürültü çıkaran, mal ve hizmet satmak için başkalarını rahatsız eden, kaldırımları işgal eden, dilencilik yapan, sigara içilmesi yasak olan yerlerde tütün mamullerini tüketen ve kimlik bildirmeyenlere 69 YTL idari para cezası verilecek.

VERGİ, HARÇLAR VE TRAFİK CEZALARI DA ZAMLANIYOR

Yeni yıl ile birlikte trafik ve vergi cezaları ile aralarında motorlu taşıtlar, damga ve çevre temizlik vergisinin de bulunduğu çeşitli vergi ve harçlar, yüzde 12 oranında zamlı uygulanacak.

Yeni yılda kırmızı ışıkta geçmenin cezası 115 YTL’den 128 TL’ye, ehliyetsiz araç kullanmanın cezası 237 YTL’den 265 TL’ye, alkollü araç kullanmanın cezası da 480 YTL’den 537 TL’ye çıkacak.

Aralarında pasaport, sürücü belgesi ve aile cüzdanlarının da bulunduğu çeşitli değerli kağıtlardaki artış oranı ise yüzde 14,3′ü bulacak.

Vergi cezalarında yüzde 12 artış sonrasında en az ceza haddi damga vergisinde 7,6 TL diğer vergilerde ise 16 TL olacak.

Emlak vergisine tabi değerlerdeki artış da yüzde 6 olacak.

Fatura ve fiş vermeyenler ile sevk irsaliyesi ve taşıma bileti dahil Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgeleri düzenlemeyen, kullanmayan ve bulundurmayanlar yeni yılda 160 TL ceza ödeyecek.
2009 yılı içinde vergi numarası kullanmaksızın işlem yapanlara da 190 TL ceza kesilecek.

Mesken kira gelirlerindeki istisna tutarı da 2009 yılında 200 TL artarak, 2 bin 600 TL’ye yükseltilecek. Sakatlık indirimi tutarları da birinci derece sakatlar için 670 TL, ikinci derece sakatlar için 330 TL, üçüncü derece sakatlar için 160 TL olarak uygulanacak

YEREL SEÇİMLER İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

2009 yılının Mart ayında yapılacak olan yerel seçimler için geriye sayım sürüyor. Yüksek Seçim Kurulu, seçim takviminin başlangıç tarihini 1 Ocak 2009 olarak belirlenirken, partilerin adaylarını en son bildirim tarihi ise 17 Şubat 2009 olarak açıklandı.

Askı listeleri ise, 5 Ocak Pazartesi günü mahalle ve köylerde halkın kolaylıkla görüp okuyabileceği yerlere asılacak. Askı listeleri, 30 Ocak Cuma günü mesai bitiminde indirilecek.

TRT 6 YAYINA BAŞLAYACAK

TRT’nin Kürtçe kanalı TRT 6, yarın saat 19.00’da yayın hayatına başlayacak. Farklı dil ve lehçelerde yayın yapacak çok dilli kanallardan ilki olan Kürtçe kanal TRT 6, TRT Arı Stüdyoları’nda yarın düzenlenecek törenle yayın hayatına başlayacak. Kürtçe kanal TRT 6, saat 19.00’daki canlı yayın ile izleyiciyle buluşacak. Kanalın ilk programı ise konser programı olacak.

SAĞLIKTA TAM GÜN YASASI GELİYOR

Doktorların, hem kamuda hem de özel muayenelerinde çalışmalarını engelleyecek “Tam Gün Yasası” yeni yılda TBMM’nin gündemine gelecek.
Yasaya göre, doktorlar ya kamu hastanelerinde ya da özel muayenelerinde çalışmayı tercih etmeleri gerekecek. Daha önceki yılların aksine, 2009’da doktorlar hem hastanede hem de özel muayenelerinde aynı anda çalışamayacak.
Şu an YÖK ile görüşülen taslak, 2099’un ilk aylarında meclise gelecek.

2009 SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE YARAYACAK

Sözleşmeli öğretmenler için 2009 yılı iyi bir yıl olacak. Yeni yılda, 1. atama bölgesinde bulunan zorunlu hizmet ilçelerinde 5 yıl, 2. atama bölgesinde 4 yıl, 3. atama bölgesinde ise 3 yıl görev yapan sözleşmeli öğretmenler, hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan kadroya alınacak. Özlük hakları bakımından da sorunları bulunan sözleşmeli öğretmenlere kadrolu öğretmenlere verilen özlük hakları da verilecek

Eğitim alanında 2009 yılı ayrıca YÖK’ün, üniversitelere giriş sınavında yapacağı değişiklikleri de açıklayacağı yıl olacak. Üniversitelere girişte uzun süredir yapılan ÖSS ve ÖYS modellerinin değişmesi bekleniyor.

2009’DA TÜRKİYE’DEN TANITIM ATAĞI

Türkiye’yi turistlere yönelik tanıtımda, “deniz, kum, güneş” üçlemesinin dışında farklı alanlarla da ön plana çıkarmayı hedefleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2009 yılı reklam kampanyasının 80 ülkede aynı anda Ocak 2009 tarihinden itibaren başlatacak. Yeni yılda tanıtım atağına geçecek Bakanlık, 2009’un tanıtım bütçesi ise 100 milyon YTL olarak belirlemişti.

Türkiye, yine sahip olduğu tarihi, turistik ve kültürel değerlerinin etkili ve geniş bir şekilde tanıtılması, uluslararası turizm pazarındaki payının artırılması amacıyla 2009’da 132 yurt dışı turizm fuarına katılacak. Toplam, 47 ülkede 7 büyük, 100 kamu /özel işbirliği çerçevesinde ve 25 yurt dışı temsilcilikleri aracılığı ile gerçekleştirilecek turizm ihtisas fuarlarında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmekte olan reklam kampanyalarında olduğu gibi özellikle destinasyonların ön plana çıkartılması amaçlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı yeni yılda ayrıca, yine tanıtıma yönelik olarak, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’ne (TÜRSAB), Topkapı Sarayı Müzesi ile Ayasofya Müzesi için yüzde 20, Efes Örenyeri için yüzde 30 ve diğer müze ile örenyerleri için yüzde 50 oranında indirimli müze ve örenyeri giriş bileti verecek.

NÜKLEER’DE TEKLİF ZARFI YENİ YILDA AÇILACAK

Nükleer güç santrali kurup işletecek ve TETAŞ’a elektrik enerjisi satacak şirketin belirlenmesine ilişkin yapılan yarışma çerçevesinde, tek teklif sahibi Atomstroyexport-Inter Rao-Park Teknik (Türk-Rus) Ortak Girişim Grubunun 3′üncü ve son zarfı 19 Ocak 2009 tarihinde açılacak.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, (TAEK) söz konusu firmanın kriterleri sağladığını geçen hafta onaylamış ve onay yazısını da TETAŞ’a göndermişti. TAEK’in onayının ardından fiyat  teklifinin yer aldığı üçüncü zarf 19 Ocak 2009 tarihinde TETAŞ tarafından açılacak ve yapılan değerlendirme Bakanlar Kurulunun onayına sunulacak. Bakanlar kurulunun uygun görmesi durumunda firma ile sözleşme imzalanacak ve santral yapımına başlanacak.

2009’UN DİĞER NOTLARI

2008 yılının sona ermesi ve 2009 yılına girilecek olması nedeniyle başta Ankara, İstanbul ve İzmir’de yeni yıl kutlamaları düzenleniyor. Büyük şehirler başta olmak üzere yurdun birçok yerinde halkın sakin ve huzurlu bir yılbaşı geçirmesi için valilikler, belediyeler ve emniyet güçleri gerekli güvenlik önlemlerini aldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere liderler yeni yıla Ankara’da giriyor.

Yeni yılın ilk milyoneri de günün ilk dakikalarında belli oluyor. Milli Piyango İdaresi’nin yılbaşı için verdiği büyük ikramiye 25 milyon TL sahibini buluyor.  

 

 

İşte yeni yılda hayatımıza girecek bazı önemli değişiklikler şöyle:

 

ANKA

TRT’ye Kürtçe TV protestosu

Filed Under (Medya) by admin on 31-12-2008

KAMU-Sen üyesi bir grup, yarın yayına başlayacak Kürtçe yayın yapacak TRT-6 Kürtçe kanalını protesto etti.

 TRT Genel Müdürlüğü önünde eylem yapan grup, bina girişine Türk bayrakları asarken, ‘Türk- Kürt kardeştir ayırım yapan kaleştir’ sloganı attı.

Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, konfederasyona bağlı sendikaların genel başkanlar ve sendika üyesi bir grup yarın yayına başlayacak TRT’nin Kürtçe kanalını protesto etti. Oran’daki TRT Genel Müdürlüğü önünde toplanan yaklaşık 100 kişilik grup burada, ‘Hepimiz bir fidanın güller açan dalıyız’, ‘Kürtçe TV Kürde ihanettir’, ‘Milletin sesini dinleyin eşkiyaya boyun eğmeyin’, ‘Tek dil, tek millet ve tek devlet’ dövizleri taşıyarak, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ‘Ne mutlu Türküm diyene’, ‘Katil PKK, işbirlikçi AKP’ ile sloganlarını da attı.

Kamu- Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ‘olmayan dil’ olarak nitelendirdiği Kürtçe’nin TRT eliyle ‘ortak dil’ haline getirilmeye çalışıldığını iddia ederken bu uygulamayla Anayasa’nın ihlal edildildiğini savundu.

Haber Kaynağı : internethaber

Çok yağ tüketenler dikkat!

Filed Under (Sağlık) by admin on 31-12-2008

Kanserden korunmak için yağ tüketirken nelere dikkat etmeli.
Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu aşırı tüketiminin kansere neden olduğunu söyledi. Haydaroğlu, “Fazla yağ alımı kanser, kalp, damar hastalıkları, hipertansiyon gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor.

Yağ tüketiminde yağın miktarını değil kalitesini artırmak gerekir. Yağ alımını azaltmak için yemekleri az yağla pişirin, et yemeklerini kendi yağlarıyla pişirin, kızartma, kavurma yerine haşlama, ızgara, fırında pişirme yöntemlerini tercih edin” dedi.

ARADAKİ FARKI BİLİN

Günlük yağ tüketiminin yüzde 30’u aşmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Haydaroğlu, “Sağlıklı beslenme için gerekli yağlar doğru türde olan yağlardır. Bu nedenle yararlı ve zararlı yağların farklarının bilinmesi gerekir” dedi. Tekli doymamış yağ ve çoklu doymamış yağların ”sağlıklı” doymuş yağ ve trans yağların ise “zararlı” olduğunu ifade eden Haydaroğlu, “dengeli beslenmede yağ oranının artması yalnız şişmanlık, kalp, damar hastalıklarına değil kanser riskinin artmasına da etkili olur” dedi.

 Haber Kaynağı : internethaber

Bu pozlar hastayı öldürdü

Filed Under (yaşam) by admin on 31-12-2008

Bizden beterleri de varmış. 6 saat boyunca kendisiyle ilgilensinler diye bekleyen adam öldü. O sırada personel bakın ne yapıyordu.

37 yaşındaki iki çocuk babası Stewart Fleming, bir hastane odasında 6 saat boyunca acılar içinde kıvranarak yardım bekledi. Karısı onun bekleyişini böyle  fotoğrafladı.

Beklenen yardım hastane çok yoğun olduğu gerekçesiyle bir türlü gelmedi ve evine giden Fleming iki gün sonra öldü. Hastane personeli ise o sırada ‘çekimdeymiş’.

17 Aralık günü Medway Maritime Hastanesine giden Stewart Fleming’in vücudunun çeşitli bölgelerinde ağrıları vardı. Sürekli muayene olduğu pratisyen doktoru durumunun ağır olduğunu fark etti ve Fleming’in tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi için, üslerine acil cevap bekleyen bir yazı yazdı.

Şimdiye kadar hiç bir hastada görmemiş oldukları ve vücudu yavaş yavaş öldüren bir virüs nedeniyle şiddetli ağrılar çeken Fleming, hastane odasında eşiyle beraber beklemeye başladı. Baş hekim gelip kontrol edecek ve sevk kağıdı ile onu daha iyi bir hastaneye gönderecekti ama beklenen hekim bir türlü gelmedi.

6 saat bekleyen Fleming ve eşi evlerine döndüler. Stewart Fleming nedeni hala anlaşılamayan virüsün bedenini tüketmesi nedeniyle öldü. Ve bakın o gün hastane neden onunla ilgilenememiş.

TAKVİME POZ VERİYORLARDI

Hastanenin yardım vakfı tarafından hazırlanan 2009 yılı takvimlerinin çekimindeymiş personel. Hastane bölümlerini geliştirmek için para toplamak amacıyla hazırlanan bu takvimlerde hemşire ve doktorlar Karayip Korsanları’ndan, Pamela Anderson’a kadar kılıktan kılığa giriyorlar. Ama hastalar beklemekten usanıp muayene bile olamadan eve dönüyorlar.

Fotoğrafların birinde bir hemşire ile iki anestezist üzerinde ‘bekleme süresi 26.5 saniyedir’ yazan bir tabelanın önünde duruyorlar. Bir diğer fotoğrafta doktor Kaptan Jack Sparrow kılığında çıkıyor karşımıza. Kardiyoloji asistanı güzel doktor, Pamela Anderson kılığında geçiyor objektif karşısına ve liste böyle uzayıp gidiyor.

Objektiflere poz vermeye gelince kılıktan kılığa giren doktorlar ve personel, o gün orda olan hastalarla ‘ilgilenememelerini’ ise yardım vakfı için çekimdeydik şeklinde açıklıyorlar. Çekim süresi içinde ilgilenilmediği için hayatını kaybedeb Stewart Fleming’in ailesi ise ne yapacağını şaşırmış durumda.

Bu fotoğrafların ortaya çıkmasıyla hastaneyi suçlamaya hazırlanan Fleming’in eşi Sarah, “bizi altı saat boyunca orada bekleteceklerine monitörden eşimin durumunu takip etseler ya da en azından bir imzayla bizi sevk etselerdi eşim şu an yaşıyor olabilirdi” diyor.


Bu olayın en üzücü yanlarından biri ise, Fleming’in ölümüne neden olan virüsün neden ve nasıl vücuduna yerleştiğinin ve tedavisinin mümkün olup olmadığının bile anlaşılamaması. “Bu durum açıklığa kavuşsaydı” diyor pratistyen hekim, “benim de vicdanım huzur bulabilirdi.”

Haber Kaynağı : internethaber

Hokkabaz çetesine büyük darbe!

Filed Under (Haber) by admin on 31-12-2008

Cem Yılmaz’ın Hokkabaz filmi Denizli’de gerçek oldu. İşte filmleri aratmayan düzenbazlık ve jandarma operasyonu;

Denizli merkez, Baklan, Bozkurt, Çardak, Çivril, Çal ve Tavas ilçeleriyle Aydın’ın Çine ve Nazilli ilçelerinde, evlenecek kişilere sahte nişan yaparak merasimde takılan takıları alıp kaçan, ayrıca kasten adam öldürme ve sahte belge düzenleme suçlarından aranan bir örgüt çökertildi.

Jandarma ekipleri, yaklaşık sekiz ay süren istihbarat çalışması ve teknik takibin ardından düzenlediği “Tuzak 04″ adlı operasyonla, söz konusu örgütün üyesi olduğu ileri sürülen 23 kişiyi yakaladı.

Gözaltına alınan R.K. ve H.A.’nın evlenmek isteyen erkekleri kandırıp sözde nişan merasimi yapmak, nişanda takılan altın ve paraları alıp kaçmak suretiyle dolandırmak ve altın dolandırıcılığı yapmak suçlamalarıyla tutuklandı.

KADINLARLA TANIŞTIRIP DOLANDIRDILAR

Örgüt üyelerinin, bazı şahısları kadınlarla tanıştırarak, buluşma yerine daha önceden silahlı olarak gidip kadının akrabası gibi davrandığı, şahsı telaşlandırıp zorla çek ve senet imzalattığı, evli erkekleri de kadınlarla buluşturup ilişkiye girmelerini sağladıktan sonra şantaj yaparak para aldıkları belirtildi. Ayrıca, evlenmek isteyen erkekleri sözde nişan merasimiyle kandırarak, takıları alıp kaçtıkları öğrenildi.

Haber Kaynağı : internethaber

Sır cinayetler bir bir aydınlatıldı!

Filed Under (Gündem) by admin on 31-12-2008

Okuyacağınız cinayetler, Konya polisinin inanılmaz yöntemleriyle çözüldü. Zekice işlenmiş sır cinayetler bir bir çözüldü.

En karmaşık cinayetlerin çözüldüğü televizyon dizisi “CSI Miami”den esinlenerek “CSI Konya” olarak anılmaya başlanan Konya Emniyet Müdürlüğü ekipleri bu kez de bıçaktaki marul kalıntılarından cinayeti çözdü…

Seydişehir Emniyet Müdürlüğü ve Konya Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Masası ekipleri, bakkal cinayeti sonrası olay yerinde bulduğu üzerinde parmak izi olmayan sarı mavi saplı bıçağın üzerindeki marul artıklarından, bu bıçağı lokantacı, etli pideci ya da köftecilerin kullanabileceğini belirledi.

Polis, Seydişehir’de bulunan tüm lokantalar, etli pideciler ve köftecileri tek tek dolaşarak bulunan bıçağın kendilerine ait olup olmadığını veya böyle bir bıçaklarının kayıp olup olmadığını sordu. Bıçağın çarşı meydanında bulunan bir köfteciye ait olduğunu tespit edilince, köfteciye gelip giden müşteriler tek tek tespit edildi ve sorgulandı. Bu çalışma sonunda 17 yaşındaki R.G’nin Antalya’nın Manavgat ilçesinde ikamet ettiğini öğrenerek adresini tespit etti. Bu ilçede gözaltına alınan R.G’nin sorgusunda cinayeti neden işlediğini anlattı. 

İKİNCİ KİŞİLİĞE İTİRAF ETTİRDİLER

11 yaşındaki Ebru Çiftçi, Eylül 2001’de okul dönüşü ortadan kaybolur. Yapılan çalışmalar sonuç vermez. Beş yıl sonra, Haziran 2006’da 10 yaşındaki Emine Dudu Ertekin de okul dönüşü ortadan kaybolur. Cinayet Büro Amirliği çeşitli senaryolar üzerinde çalışmaya başlar. 20 alternatif yol belirlenir ve çocuk sapıkları üzerinde yoğunlaşma kararı alınır. Çocuklara taciz ve fiili livatadan kaydı bulunan 75 kişi takibe alındı. Bunlardan biri de Ali Kemal Tufan’dır.

İkinci olaydan 15 gün sonra tespit edilen zanlı, 11 gün boyunca 24 saat aralıksız takip edilir. Bu sürede değişik meslek kılıfında zanlının iş yerine giden cinayet polisleri, hedef kişinin profilini, nasıl birisi olduğunu, neden hoşlandığını ya da hoşlanmadığını öğrenir. Akademik camiadan bu kişinin nasıl bir ruh hâline sahip olabileceği belirlenir. Çocuk pedofili hakkında araştırma yapılır. Ali Kemal Tufan’ın kendi kızını her gün okula götürmesi, yaptığı suçların bir yansıması şeklinde yorumlanır. Gözaltına alınıp sorgulandığında kendisine asla ‘sapık’ denilmez. Sorgusu boyunca sessiz kalan bu kişiyle konuşurken çok farklı bir yol denenir.

Profesyonel sorgu taktiği sırasında ikinci bir şahıs oluşturulup Ali Kemal Tufan’ın konuyu açması sağlanır. Zanlı, içindeki bu ikinci kişilikten nefret ettiğini dolaylı yoldan anlatır. Sonunda Tufan, her iki kız çocuğunu da okul önünden kandırarak aracına alıp kaçırdığını, tecavüz ettikten sonra öldürerek gömdüğünü itiraf eder. Çocukları gömdüğü yeri “Vahşetti. Gösteremem.” diye karşı çıkar; ama bir süre sonra o noktayı polise gösterir.

MAHALLEDEKİ YANAN IŞIKLAR

Temmuz 2005’te Beşyüzevler Semtinde Hakkı Önsarıcı adlı taksici öldürülür. 37 yerinden bıçaklanarak öldürülen taksicinin üzerinde cüzdanı ve paraları olmadığı tespit edilir. Faillerin, çaldıkları taksiyi 15 km uzaklıktaki Bosna Hersek Mahallesi’nde terk ettiği dakikalar sonra öğrenilince tüm ekipler bu bölgeye yönlendirilir. Katillerin evde üstlerini değiştirdiği düşünülerek taksinin terk edildiği bölgedeki apartmanlarda ışığı yanan daireler not edilir.

Taksicinin birçok yerinden bıçaklandığı için katillerin üzerine bulaşan kanının bir yerlere bulaşmış olabileceği düşünülür. Ekip, apartmanlarda tek tek kan izi arar. 5’inci gün bir apartmanın asansöründe kapkara bir kan lekesi bulunur. Altıncı katta da benzer bir leke vardır. Bu kattaki dört daireden biri, olayın olduğu gece ışığı yananlar listesindedir. Polis bekâr evine operasyon düzenlediğinde taksicinin cüzdanı, olayda kullanılan bıçaklar ve poşetlerin içinde kanlı elbiseler ele geçirilir. Operasyon esnasında bu şahıslar evde yoktur. İçtikleri sigara izmaritleriyle DNA testi yapılır ve eve gidip gelenlerin olayın zanlıları olduğu ispat edilir. Böylece cinayet kısa sürede çözülür.

YANMAYAN LAMBA

Ocak 2007’de galerici Ömer Güraslan, beyaz bir minibüsle evinin önünden kaçırılır. Aynı gece bir çöplükte şahsın cesedi bulunur. Galericinin kaçırıldığı noktaya yakın yerlerdeki kamera kayıtları incelenir. Bir mağazaya ait güvenlik kamerasından beyaz bir minibüsün hızla gittiği tespit edilir. Görüntülerdeki küçük bir ayrıntı dikkat çeker. Minibüsün arka plakayı aydınlatan lambalarından birisi yanmıyordur. Hemen şehirde aynı marka tüm minibüsler belirlenir. Sonra da arka plakayı aydınlatan lambası yanmayan araç bulunur. Minibüste kan lekeleri vardır. Olaydan dört gün sonra zanlılar suçlarını itiraf eder. 4 lise öğrencisi, kızlara sarkıntılık ettiği gerekçesiyle galericiyi kaçırmış ve öldürmüştür.

4 BİN 500 RULO FİŞ TEK TEK İNCELENDİ

Eylül 2007’de PTT Borsa Şubesi’nin veznedarı Veli Sağdıç önce biber gazıyla etkisiz hâle getirilir, ardından bıçaklanarak öldürülür. Katiller kasadaki 15 bin YTL parayı da çalıp kaçar. Görgü tanıkları öğle saatlerinde şubeye üç kişinin girdiğini, birinin kadın, birinin de polis kıyafeti giydiğini söyler. Kadın sarı saçlıdır. Açık göbeğinde piercing kullandığı da notlar arasında yer alır. Şüpheliler plakasız kırmızı bir araçla olay yerinden uzaklaşmıştır. Polisin elinde ne bir kamera görüntüsü ne de somut bir delil vardır.

Polis kıyafeti satan yerler ve yol üzerindeki güvenlik kameraları kontrol edilir. Bir işyerine ait kameradan aynı marka otomobile rastlanır. Aracın plakası okunmuyordur. Ankara’ya seminere gelen Amerikalı polisler aracılığıyla bu görüntüler ABD’de bir kaset çözüm merkezine gönderilir. Plaka yine okunamaz. Kent merkezi ve çevre illerdeki otellerde konaklayanlar taranır. PTT memurunun iş ve şahsi telefonları incelenir. Şubeden 15 gün içinde yapılan yüzlerce havale işlemi gözden geçirilir. Ama sonuç alınamaz.

Bunun üzerine çeşitli senaryolar üretilir. Bu aracı kullanan faillerin, cinayetten önce keşif yapmış ve bu yüzden araçlarına bir benzinlikten yakıt almış olabilecekleri düşünülür. Konya çevresinde, 200 kilometrelik mesafede bir hafta içinde akaryakıt istasyonundan benzin alan araçların tespiti için, 4 bin 500 rulo akaryakıt fişi incelenerek 420 bin plaka belirlenir. Plakalar bilgisayara aktarıldıktan sonra aynı marka 265 araç tespit edilir. Yapılan inceleme sonucu araçlardan bir tanesinin olaydan bir gün önce emanet alındığı, olay günü akşamı ise teslim edildiği belirlenir. Emanet alan kişinin bekâr evinde kaldığı, işsiz ve borçlu olduğu öğrenilir.

Zanlıların evini takibe alan polisler, belirlenen şahsın kendi gibi borç batağında olan başka biriyle arkadaş olduğunu, eve sürekli kadınların gelip gittiğini tespit eder. Üç ay öncesine kadar eve sarışın, göbeğinde piercing olan bir kadının geldiği bu takipte ortaya çıkar. Zanlıların olay gecesi Mersin’e gidip yüklü miktarda harcamalar yaptığı belirlenir. Polis, erkek zanlılarla bir görüşme yapar. Görüşmenin ardından şahıslar, Karaman’a giden piercingli kadınla buluşur. Ardından kadını kuaföre götürüp tanınmaması için sarışın olan saçlarını meç yaptırırlar. Telefonları kırıp yeni makine ve hat alırlar. İpuçlarını birleştiren polis, ilk önce Karaman’daki ‘zayıf halka’ kabul edilen kadını yakalar.

Konya’ya getirilirken bu kadın, olayın olduğu sokaktan bilinçli olarak geçirilir. Kadın uzun uzun buraya bakar. Ailesiz büyüyen dansöz kadına sorguda ‘hanımefendi’ diye hitap edilir. Öldürdükleri kişinin eşi ve iki çocuğunun fotoğrafı gösterilince olay çorap söküğü gibi çözülür. Zanlı kadın fotoğrafı görünce, “Biz neler yapmışız?” diyerek arkada nasıl bir hayat bıraktıklarını fark eder. Çocukların babasız kaldığını görünce kendi çocukluğuyla bağ kurup suçu itiraf eder. Böylece cinayeti işleyen diğer iki erkek de yakayı ele verir.

22.15’TE DURAN SAAT İTİRAF ETTİRDİ

Ağustos 2007’de Kahraman Erdem ve Mehmet Mustafa Öcal adındaki iki iş adamı esrarengiz biçimde ortadan kaybolur. Polis, her iki şahsa borcu olduğu tespit edilen ve bir turizm firmasında komisyon karşılığı çalışan bir kişiyi takibe alır. Araştırma sonucunda kişinin olay günü 10’ar kiloluk 4 adet demir ağırlık, çekiç ve naylon ip satın aldığını belirler. Zanlıyla ilgili araştırma sonrasında göllere merakı olduğunun anlaşılması üzerine gittiği 5 büyük gölün kenarlarında cinayetle ilgili iz aranmaya başlanır. Acıgöl kenarında kan izi ve saç telleri bulunur.

Zanlı gözaltına alınır. Üç gün süren sorgusunda suçlamaların hiçbirini kabul etmez. Bu iki iş adamıyla en son saat 24’te görüştüğünü, her iki şahsın Ankara’ya gitmek üzere lüks bir arabaya bindiğini öne sürer. Ankara’dan gelen dalgıç ekibi, Acıgöl’de 30 metre derine dalar. Kahraman Erdem’in cesedi gölden çıkar, deliller de cinayet dedektiflerinin gözünden kaçmaz: Maktulün kolundan çıkan saat ise 22.15’i göstermektedir. “En son iki iş adamını saat 24’te gördüm.” diyen Halil Ay adındaki zanlı, iddiası çürüyünce suçunu itiraf etmek zorunda kalır. Obruk Gölü kenarındaki kan izlerinden yola çıkan polisler tek noktadan 130 metre daldıklarında Mehmet Mustafa Öcal’ın ayaklarına ağırlık bağlanmış cesedine de ulaşır.

HİZBULLAH TAKLİDİ POLİSİ YANILTMADI

Konya polisinin çözdüğü cinayetlerden biri de yedi yıl öncesine dayanıyor. Dolmuşçu ya da domuz bağı cinayeti olarak bilinen olay 4 yıl kadar süren çalışmanın ardından açıklığa kavuşturulur.

Babasına ait dolmuşta şoförlük yapan Recep Özekerci, 28 Nisan 2001 tarihinde gece eve gelmez. Bir gün sonra minibüs terk edilmiş bulunur. 1 Mayıs’ta dolmuşçu, bir villanın inşaatında domuz bağı yöntemiyle elleri ve ayakları bağlı biçimde ölü bulunur. Dönemin polisleri minibüste yapılan incelemede üç adet sigara izmariti, 8 adet erik çekirdeği ve kuruyemiş kabuğuna rastlar. Zanlıların üç kişi olabileceği üzerinde durulur. Çalışmalar netice vermeyince dosya kapatılır.

Yeni ekip, bu olayı çözmeye kurguladıkları senaryo ile başlar. Önce maktulün ailesinin hatıra olarak evin önünde beklettiği minibüste yaşananları canlandırırlar. Sigara izmaritlerinin söndürülüş şekli incelendiğinde zanlının tek kişi olduğu tespit edilir. Erik çekirdeklerinin koltuğun arkasına atıldığı yer de tek kişiye işaret etmektedir. Cinayet büro olayın gasp olduğuna karar verir. Ancak bu gaspı yapanın Konyalı olması mümkün değildir; çünkü minibüsün terk edildiği mahal olay yerinden 3 kilometre uzaklıkta gelişigüzel bir yerdir.

Ekip, olayın meydana geldiği villada da canlandırma yapar. Elde edilen tüm yeni bulgular katilin kim, nereli ve nasıl birisi olduğu yönünde bilgilerin tespitini kolaylaştırır. Üç yıllık araştırmanın ardından minibüs duraklarına yakın barakada Batmanlı bir kişinin o dönemde kaldığı belirlenir. Mezkûr şahıs olaydan hemen sonra ortadan kaybolmuştur. Kira sözleşmesinde ismi olan kişi Batmanlı Bilal Çelik’tir. Polis 7 ay boyunca Bilal Çelik’i takip eder. Bu şahsın sigarasını nasıl söndürdüğünü bile öğrenir.

Gözaltına alınma vakti geldiğinde, “Bana 7 yıl sonra ulaştılar. Ellerinde delil yok. Blöf yapıyorlar.” düşüncesini ortadan kaldırmak için kendisine şu soru sorulur: “Neden 7 yıl sonra 70 milyonun içinden bir tek seni alıyoruz? Bunun cevabını verdiğinde bizim sana geldiğimizi anlarsın.” Minibüsten alınan 300 parmak izinden birisinin de Bilal Çelik’e ait olduğu olayın delilleri arasında yer alır. Minibüste bulunan sigara izmaritlerinden elde edilen DNA’nın zanlıya ait olduğu da ortaya çıkar. Sorgunun sonunda Bilal Çelik, ismini dahi bilmediği dolmuşçuyu öldürdüğünü itiraf eder. Bilal Çelik, dolmuş şoförünü önce iple boğarak öldürmüş, ardından Hizbullah süsü vermek için domuz bağı ile bağlamıştır.

7 YIL SONRA TELEFONU KAPATINCA YAKALANDI

2 Mayıs 2003 tarihinde Abdülaziz Mahallesi’nde Şule takma adlı bir hayat kadını olan Songül Tekeli, çıplak vaziyette ölü bulunur. Yüzlerce kişinin ifadesine başvurulur; ama sonuç alınamaz. Dedektifler bu dosyayı yeniden açtığında kadının öldürülüş şekli, olayı farklı bir boyuta taşır. Kadın öldürüldükten sonra ev telefonu dökümleri incelenmiş; ancak herhangi bir şahsa ulaşılamamıştır. Maktulün elle boğulması cinayetin bir müşteri tarafından işlendiğini ortaya çıkarır. Üç aylık telefon kayıtları yeniden incelenir. 57 kişilik şüpheli listesi tek tek ele alınır. Katilin bıçak ya da silah taşımaması cinayetin plansız, şüphelinin ise sabıkasız olduğu tezini ortaya çıkartır.

Hayat kadınının otopsi raporunda boynunda kızarıklar olduğu yer alıyordur. Dedektifler, bu kızarıkların elleri tahrişli birisi tarafından yapıldığına hükmeder. Telefon kayıtları tekrar incelenir ve sabıkalı olanlarla ağır işte çalışmayanlar elenir. Şüpheli kişiler ise teknik takibe alınır. Domuz bağı cinayetinin çözülmesinin ardından Konya Emniyet Müdürü Mehmet Salih Tuzcu “10 yıl içinde meydana gelmiş bütün faili meçhul cinayetleri çözmeye çalışıyoruz. Şu anda ekibimiz bazı dosyaların üzerinde çalışıyor. Hiçbir faili meçhul cinayet kalmayacak. Sırası gelen zanlı yakalanacak.” sözlerinin kamuoyuna yansıması üzerine, korkuya kapılan bir kişi telefonunu kapatıp üç gün boyunca açmaz. Zanlı yakayı ele vermiştir.
Haber Kaynağı : internethaber

Rus uzmanlar barış için neleri önerdi?

Filed Under (Dünya) by admin on 31-12-2008

Tüm dünya gibi Rusya’nın da gözü sancılı bölge Gazze’de. Bölgede barış için Rus uzmanlar taraflara bakın ne öneriyor?

 

İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonları ve bölgede tırmanan gerginliği yakından izleyen Rusya’da uzmanlar, Ortadoğu sorununa çözüm yollarını tartıştı.

Rusya geleneksel olarak Filistin’in yanında yer almasına rağmen resmi beyanlarında tamamen İsrail’e karşı cephe almamaya özen gösterirken, Rusya Stratejik ve Politik Araştırmalar Merkezi Başkanı Vitaliy Naumkin ve Filistin ile Dostluk ve İşbirliği Derneği Başkanı Vyaçeslav Matuzov, RİA Novosti Haber Ajansı’nda düzenlenen “Ortadoğu sorununa Rus uzmanların yaklaşımı” konulu basın toplantısında Filistin sorununa yönelik görüşlerini dile getirdiler. Gazze’de yaşanan trajik olaylar nedeniyle İsrail’i kınayan Naumkin, uluslararası camianın Hamas’a yönelik tutumunun yanlış olduğunu savunarak, “Hamas’tan kabul edilmesi imkansız şeyler talep edildi. Örneğin İsrail’in tanınması konusu üzerinde çok duruldu. Halbuki İsrail’i tanımayan bir tek Hamas değil. Böyle baskılar sonucunda Hamas’tan farklı bir adım atması düşünülemezdi” dedi.

İsrail’in askeri operasyonunun arkasında yaklaşmakta olan ülke içi seçimlerin de önemli rol oynadığını söyleyen Naumkin, “Askeri operasyonlarla Ortadoğu’da hiçbir sorun çözülemez. Bunu herkes bildiği halde maalesef sivil insanlar katlediliyor. Bu duruma acil çözüm için Filistin halkının ve ayrıca tüm Arap dünyasının ortak siyasi platformda birleşmesi gerekiyor. Aksi takdirde İsrail’in baskıcı politikası devam edecek” diye konuştu.

Dünyadaki tüm radikal İslam ve terör örgütlerinin arkasında belli devletlerin bulunduğunu ve Hamas, Hizbullah gibi örgütlerin ortaya çıkmasında da MOSSAD ve ABD istihbarat teşkilatlarının büyük rol oynadığını savunan Filistin ile Dostluk ve İşbirliği Derneği Başkanı Matuzov ise, “İsrail, Arafat döneminde kasıtlı olarak Filistin’in iç güvenlik birimlerini çökertti. Daha sonra Hamas’ı silahlandırdı. ABD ise Filistin’de demokratik seçimlerin gerçekleşmesini sağladı. Tüm bunlar yapılırken Hamas’ın kazanacağı önceden belliydi. Hedef zaten Filistin’i içten parçalamaktı. Çünkü Arafat hükümeti siyasi alanda İsrail’e karşı güçlü konumdaydı. Maalesef İsrail ve arkasındaki güçler Filistin’i parçalamayı başardı. Filistin’de bugün yaşanmakta olan olaylar MOSSAD’ın önceden hazırladığı senaryonun devamıdır” dedi.

Hamas yöneticilerini bir an önce İsrail’e karşı aptalca ve hiçbir tehlike arz etmeyen roket saldırılarına son vererek Mahmud Abbas yönetimiyle birliğe çağıran Matuzov, “Hamas hiçbir zaman Filistin’i temsil eden bir örgüt olarak tanınmayacak. Rusya, Hamas’ı terörist örgüt olarak görmese de Filistin’in gerçek temsilcisi olarak Mahmud Abbas yönetimini tanıyor. Dolaysıyla artık tek cephede birleşmek gerekiyor. Aksi takdirde Filistin’deki katliam devam edecek” şeklinde konuştu.

İsrail-Filistin gerginliğinin Rusya’nın çıkarlarına değil ABD’nin çıkarına uyduğunu kaydeden Matuzov, “Eski SSCB’nin çöküşünden sonra ABD’nin düşman olarak bir tek hedefi var; o da İslam dünyasıdır. ABD’nin yeni Ortadoğu projesinin hedefi de İslam ülkelerini ezmektir. Türkiye de bu hedefler arasındadır” dedi.

Dünyadaki ekonomik kriz döneminde Arap ülkelerinin sahip oldukları finansal kaynakların tüm dünyayı krizden kurtaracak düzeyde olduğuna da dikkat çeken Matuzov, “Zaten ABD, AB ve IMF Arap ülkelerinden kredi almak için yarışmakta. Bu durumda Arap ülkelerinin de kendi çıkarlarını Batı’ya dikte etmesi gerekirken, bu şanslarını kullanmamaları çok üzücü” ifadelerini kullandı.

İHA

 

Kocaelispor’un logosu ve ismi satışta

Filed Under (Spor) by admin on 31-12-2008

Ligin ilk yarısını son sırada bitiren ve son olarak teknik direktörü ile de yollarını ayıran Kocaelispor’da sıkıntılı günler bitmek bilmiyor.

Turkcell Süper Lig’in gerek futbol olarak gerek yönetimsel anlamda en sıkıntılı takımlarından biri olan Kocaelispor’da gidişat iyice kötüye gidiyor. Teknik direktör Yılmaz Vural’la yollarını ayıran, kulüp başkanı Serhan Gürkan’ın tutuklanıp daha sonra da serbest bırakılmasıyla büyük bir şok yaşayan Kocaelispor’da şimdi de borçlardan dolayı alacaklıların açtığı davalar kulübü sıkıntıya soktu.

Kocaelispor’dan alacağı 300 bin YTL’yi bir türlü tahsil edemediği gerekçesiyle kulübün logosuna ve isim hakkına haciz koyduran Şafak Özler adlı iş adamı, alacaklarını tahsil etmek için logo ve isim hakkını satışa çıkardığını açıkladı. Şafak Özler, tüm iyi niyetine ve alacağını sürekli ertelemesine karşın kulüp başkanı Serhan Gürkan’la dün yaptığı son konuşmadan da sonuç alamadığını ve bu kararı almak zorunda kaldığını açıkladı.

Özler, “Sürdürdüğümüz alacak davasında Başkan Serhan Gürkan, yaptığımız son konuşmada borç için ‘Yapacağımız hiçbir şey yok. Takımımız zor durumda ve bu borcu ödeyecek ekonomik gücümüz yok. Bu saatten sonra logonun ve isim hakkının kurtarılması çok zor’ dedi. Biz de, firma olarak kulübün ana sponsoru Kocaeli Belediyesi’yle sorunu çözmek için görüşmek istedik ancak oradan da bir sonuç çıkmadı. Üzerimize düşen tüm görevi yaptık, ancak olmadı” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi’ne kulübün isim değerinin tespiti için başvurduklarını belirten Özler, en kısa zamanda satışın gerçekleşeceğini vurgulayarak, alıcıları ihaleye beklediklerini sözlerine ekledi.

 

İHA

Baykal’dan Gül’e ‘Rektör’ eleştirisi

Filed Under (Haber) by admin on 31-12-2008

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Gül’ün İstanbul Üniversitesi’ne rektör atamasını eleştiri konusu yaptı:

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Baykal başkanlığında toplandı.

Alınan bilgiye göre, MYK’nın 2008 yılındaki son toplantısında Baykal, genel değerlendirmede bulundu.

2008 yılının önemli bir yıl olduğunu vurgulayan Baykal, AK Parti’nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeni bir yola girdiğini ifade etti.

Ülke sorunlarının 2008′in ortalarından itibaren, uluslararası krizin de etkisiyle kendisini daha çok hissettirdiğini belirten Baykal, CHP’nin zamanında gerekli uyarıları yaptığını, ancak bunların görmezden gelindiğini bildirdi.

”AK Parti’nin devletin temel düzeni ve laiklikle ilgili anlayışının ciddi bir tehdit oluşturduğunu anlatmaya çalıştıklarını ve milleti göreve çağırdıklarını” kaydeden Baykal, AK Parti’nin 22 Temmuz seçimlerinde aldığı yüzde 47 oyu taşıyamadığını savundu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin çok önemli bir kırılma noktası olduğunu, bu seçimden sonra toplumdaki tereddütlerin arttığını dile getiren Baykal, ”Cumhurbaşkanı ciddi bir hakemlik görevi olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Gül bunu yapamıyor. Son rektör ataması göstermiştir ki artık Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığından söz etmek mümkün değildir. YÖK’te yapılan atamalarla üniversiteler AK Parti’nin kontrolüne geçmiştir. İstanbul Üniversitesindeki atama bunun göstergesidir. Öğretim üyelerinin tercihi yerine Başbakan’ın doktoru atanmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Baykal, AK Parti’nin hedefinin üniversiteler ve yüksek yargıyı ele geçirmek olduğunu savunarak, adım adım gerçekleştirilen uygulamaların bu niyeti ortaya koyduğunu kaydetti.

Haberleşme özgürlüğü ile medyanın bilgilendirme özgürlüğüne yönelik tehditler olduğunu anlatan Baykal, MİT ve Emniyet’e verilen dinleme yetkisini de ”çok vahim” olarak nitelendirdi.

AK Parti Hükümeti döneminde yolsuzlukların da hız kazandığını iddia eden Baykal, buradan elde edilen paraların siyasi hedefler için kullanıldığını savundu.

Baykal, 2008 yılının CHP’nin daha iyi anlaşıldığı bir yıl olduğunu dile getirerek, CHP’nin din düşmanı, milliyetçilikten uzak olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığının da anlaşıldığını bildirdi.

Bu yılın CHP etrafındaki peşin hükümlerin ortadan kaldırıldığı bir yıl olduğunu kaydeden Baykal, partisinin etnik ve mezhepsel siyaset yapmayan bir anlayışa sahip olduğunu vurguladı.

YEREL SEÇİM ”DUR DEME” YOLU…

Deniz Baykal, 2008 yılının yolsuzlukla mücadele açısından CHP’nin etkili olduğu bir yıl olduğunu da dile getirerek, yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gittiklerinin görüldüğünü belirtti.

2009 yılının kritik bir yıl olacağını da vurgulayan Baykal, CHP’nin laik, demokratik cumhuriyetin güvencesi olmaya devam edeceğini söyledi.

Yerel seçimlerin Türkiye’nin genel gidişi açısından çok önemli olduğuna da dikkati çeken Baykal, yerel seçimlerin AK Parti’ye ”dur demenin ve ders vermenin” bir yolu olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Baykal, üç dönemdir belediye başkanlığı yapan ve kendini başarılı olarak nitelendiren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yeniden adaylığının henüz açıklanmamış olduğunu hatırlatan Baykal, Gökçek’in CHP karşısında yıprandığını öne sürdü.

Baykal, ”Yaşanan olaylar ve adaylarla ilgili yorumlar karşısında Başbakan bir yerleri almak değil mevcut yerleri koruma noktasına çekilmiştir” dedi.

Baykal, MYK toplantısında bir televizyon programında partisinden aday olması konusunda çağrıda bulunduğu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in bu çağrıya katılmamasını da üzüntüyle karşıladığını ifade etti. 

 AA