Daum’dan oyuncularına tam not

Filed Under (Spor) by cetsohbet on 04-02-2010

Maçtan sonra düzenlenen basın toplantısına, karşılaşmanın ilk yarısında sakatlanarak oyundan alınan ve sezonu kapattığı bildirilen Uğur Boral’a ”geçmiş olsun” dilekleriyle başlayan Daum, ”Güzel bir akşamdı ama Uğur’un sakatlığı var, ‘Geçmiş olsun’ diyoruz. Ön çapraz bağları kopuk diye bir haber aldık. Çok üzüldük. Uğur Boral gelecek aylarda oynayamayacak” dedi.

Saha şartlarını da eleştiren Daum, ”Bu saha şartlarında iyi bir maç oynadığımızı düşünüyorum. Zor bir zemin. Sadece Uğur Boral’ın sakatlandığı pozisyonda değil, birçok pozisyonda zeminin zor olduğunu gördük. Güzel bir futbol sergilediğimizi düşünüyorum. Kulübümüz ve personel, elinden gelen her şeyi yapıyor sahayı düzeltmek için. Onlardan şikayetçi değiliz tabii ki” diye konuştu.

Daum, 3-0 tamamlanan ilk yarıdan sonra ikinci yarıya başlamanın zor olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

”İlk yarıda iyi pres ve baskı yaptık, 3-0 öne geçtik. İkinci yarıda rakibimiz daha baskı yapıp pozisyon aradı. Baskılarına istediğimiz gibi karşılık veremedik. Maç ilerledikçe biz de kontratağa çıkabildik. Pozisyon da bulduk, değerlendiremedik. Bursaspor’un da net pozisyonları var. 3-0 biten ilk yarıdan sonra ikinci yarıya başlamanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Psikolojik olarak kolay değildi. Bunu da öğrenmek lazım. İkinci yarıda yaptığımız birkaç hata hariç, genelde maçtan memnunum.”

Daum, ”Fenerbahçe’nin rakibi, rakipten önce zemin mi?” sorusuna, ”Takımımız pasa dayalı oynayan bir ekip. Saha ne kadar iyi olursa, o kadar daha iyi oynarız ama ilk yarıda da bu zeminde oynadık. Takımımız bu şartlarda en iyi futbolu sergilemeye çalışıyor. Şikayetçi değiliz ama daha iyi olursa, daha güzel futbol görürüz. Şartlar her iki takım için de geçerli” yanıtını verdi.

Alman çalıştırıcı, ”Başka bir sahada oynamayı isteyebilir misiniz?” şeklindeki soruya ise ”Hayır, bence öyle bir talep olmamalı. Avrupa’da genelde yapılan bir şey. Köln’de yaşamıştım. Hafta başında yeni bir zemin koyup, hafta sonu oynayabiliyorsunuz” yanıtını vererek, bir anlamda yönetime mesaj gönderdi.

Özer’in kendisi için joker bir oyuncu olup olmadığı sorusuna da Fenerbahçe Teknik Direktörü, ”Özer bir joker. Değişik mevkilerde oynayabilen bir futbolcu. İki ayağını da iyi kullanıyor. Bu da her hoca için büyük bir avantaj. Her yerde kullanmak istiyoruz. Kapasitesi yüksek olan bir futbolcu” karşılığını verdi.

Transfer konusundaki bir soruyu da Daum, ”Transferle ilgili konuşmalar, tartışmalar oldu, herkes düşüncesini söyledi. Sonunda hep birlikte karar verdik” diye yanıtladı.

Fenerbahçe, ligde Diyarbakırspor ile yapacağı maçın hazırlıklarına yarın sabah başlayacak.

-UĞUR AMELİYAT OLACAK-

Bursaspor maçında sakatlanarak hastaneye kaldırılan Fenerbahçeli futbolcu Uğur Boral’ın ameliyat olacağı ve en az 4-5 ay sahalara dönemeyeceği bildirildi.

Fenerbahçe Kulübü’nün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, Bursaspor maçının 36. dakikasında yerini Vederson’a bırakan Uğur’un sol diz ön çapraz bağlarının koptuğunun tespit edildiği belirtilerek, ”Acıbadem Hastanesi’nde ameliyat olacak Uğur Boral’ın sahalara dönmesinin en az 4-5 ayı bulacağı bildirildi. Oyuncumuza ‘Geçmiş olsun’ diyor, hızla sağlığına kavuşarak yeşil sahalara dönmesini diliyoruz” denildi.

AA

Ertuğrul Sağlam çok umutlu değil

Filed Under (Spor) by cetsohbet on 04-02-2010

Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Sağlam, Kadıköy’den avantajlı bir skorla ayrılmayı düşündüklerini, ancak ilk maçta istemedikleri bir sonuç ortaya çıktığını kaydetti.

Fenerbahçe’nin 22. dakikadaki ilk golüne kadar sahada istediklerini yaptıklarını belirten Ertuğrul Sağlam, maçın hakemlerine de eleştirilerde bulunurken, özetle şöyle konuştu:

”Sercan’ın getirip Ozan’ın vuramadığı bir pozisyon var. Hakemin gözünün önünde olup da göremediği bir taç pozisyonunun devamında, duran toptan yediğimiz bir gol var. O golün şaşkınlığını atamadan yediğimiz bir gol maçı 2-0′a getirdi. Skoru değiştirmek, gol bulabilmek adına risk almak bazen pahalıya mal oluyor. İkinci yarıda Fenerbahçe’nin direkten dönen topları var ama biz de umudumuzu artırabilecek bir golü üretecek pozisyonlar bulduk.

Attığımız bir golün ofsayt olmadığı yönünde bilgi aldık. Eğer ofsayt değilse, gerçekten yazık olmuş. İkinci maçta 2-0′lık galibiyetle turu geçmenin umuduyla maça çıkmak vardı. Eğer ofsayt değilse ve gol verilmediyse, hakemin neyi görüp ofsayt verdiğini sorgulaması lazım. İki ayaklı maçta olumsuz bir skor çıktı ortaya. İkinci maç için umudumuz çok fazla olmasa da futbolda her şey olabiliyor. Taraftarımızın orada oluşturacağı atmosferle 3-0′ı yakalayabiliriz. Umudumuz bitene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Rakibin attığı golü vermeyen bir hakem de gelirse, o da bizim için bir avantaj olur.”

Fenerbahçe’yi kutlayan Sağlam, ilk yarıda sakatlığı nedeniyle oyundan çıkan Sercan’ın durumuyla ilgili bir soru üzerine, ”Hakeme golle alakalı kusur buluyoruz, ‘Sercan çıkmasaydı’ diyoruz, ‘Zapotocny rahatsızlığı nedeniyle çıkmasaydı’ diyoruz ama kendi yaptığımız hataları da görmeliyiz. Bazı şeyleri ortaya çıkarmak, bazı hedeflere ulaşmak istiyorsak, bütün bu olumsuzluları ortadan kaldırmak zorundayız. Kendi hatalarımızı görmezsek bu, geleceğimiz adına olumsuzluklar oluşturabilir. Sercan’ın arka adalesinde bir sorun var. MR’ı çekilecek. Ciddi değildir inşallah. Zapotocny, devre arasında tansiyonu düşünce kendisini kötü hissetti” açıklamasını yaptı.

Bursasporlu futbolcu Bekir Ozan ise iki duran top organizasyonundan üst üste goller yediklerini ve moral olarak sahada çöktüklerini belirterek, ”İkinci yarıya gol bulmak için çıktık, iyi başladık, pozisyonlar da bulduk ama olmadı. Tabii ki futbola her şey var. 3-0′lık skor, bir dezavantaj. Bunu kendi saha ve seyircimiz önünde avantaja çevirebiliriz” diye konuştu.

AA

Balıkesir’de 4. ceset de bulundu

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

Alınan bilgiye göre, 28 Aralık 2009′da bir kahvehanenin kurşunlanmasının ardından galişen olaylar çerçevesinde, 5 Ocakta kaybolan kahvehane işletmecisi Mehmet Durna’nın cesedi, Ertuğrul köyü yakınlarında define için açılmış, Serkan Özmen’in cesedinin çıkarıldığı aynı çukurda bulundu.

Cesede, sivil savunma ekiplerinin de desteğiyle yaklaşık 5 saat süren çalışmaların ardından ancak ulaşılabildi. Çalışmalar, arazideki elverişsiz koşullar nedeniyle güçlükle yapıldı.

Durna’nın cesedi, otopsi için Balıkesir Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Yer göstermesi için bölgeye götürülen, suç örgütünün lideri olduğu belirtilen zanlı Mustafa İ’nin, uzun yıllar Ertuğrul köyünde çobanlık yaptığı, bu yüzden araziyi çok iyi bildiği öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Balıkesir’de 9 Ocakta ortadan kaybolan Serkan Özmen (30) ile ev arkadaşları Samet Erkutoğlu (17) ve Ercan Altuntaş’ın (20), dün akşam saatlerinde cesetlerine ulaşılmış, olayla ilgili 7 kişi gözaltına alınmıştı.

AA

Meclis’te şoke eden görüntüler

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

Meclis'te şoke eden görüntüler
TBMM’de bir ilk daha oldu ve yayın kesildiğinde kayıt edilen görüntüler medyaya sızdı. İşte o görüntüler;İki gündür Türkiye fotoğraflarla Meclis’teki AK Parti-MHP kavgasını izledi. Fotoğraflarla izledi çünkü, Meclis televizyonu, tam yumruklar konuşurken yayını kesti. Yayın kesildikten sonra yaşanan görüntüleri ise Kanal D Haber yayınladı.

GÖRÜNTÜLER NASIL ÇIKTI?

TBMM Genel Kurulu’nda toplantı sona erdiği ya da ara verildiği taktirde yayın kesiliyor. TBMM TV bant yayına geçiyor. Ancak bu arada robot kameralar dahil olmak üzere tüm kameralar açık kalıyor ve kayıt yapılıyor.

Kavga başladıktan sonra Meclis Başkanvekil Güldal Mumcu, oturumu kapatınca yayın kesildi ve kavga sahnelerinin bir bölümü yayında kaldı. Asıl ayrıntılı bölümler yayına verilmedi.

Bugün Kanal D haberin kullandığı görüntüler, yayına verilmeyen görüntülerdi. Bu görüntülerin özel bir kanala nasıl verildiği tartışma konusu oldu. TBMM TV resmi olarak Güldal Mumcu’ya bağlı. Ancak çalışanların ve yöneticilerinin neredeyse tümü Ak Parti iktidarı döneminde atandı. TBMM Başkanlığı ve dolaylı olarak Ak Parti yönetiminin bilgisi ve onayı olmadan bu görüntülerin özel bir kanala verilmesinin mümkün olmadığını ileri süren muhalefet partisinin yetkilileri, bu olayı başkanlık divanı nezdinde takip edeceklerini bildirdiler.

İŞTE O GÖRÜNTÜLER

İşte milletvekillerinin kavga ettiği, yumrukların havada uçtuğu o anlar…

Meclis Genel Kurulu içinde onlarca kamera var. O robot kameralar TV’de yayınlanmayan yerlere de dönebiliyor. Kanal D’de yayınlanan yeni görüntülere göre kavga sadece salonun ortasında yaşanmadı. Balkonun altında, kulis kapısında da yumruklar konuştu.

KAVGAYI KİM BAŞLATTI?

Şimdi en başa dönelim. Başbakan kürsüde konuşuyor, Osman Durmuş ayakta Erdoğan’a laf atıyor.  Gerilim yavaş yavaş tırmanırken, Başbakan’ın önünden bir iki üç milletvekili geçiyor. 4-5 derken neredeyse bütün AK Parti grubu MHP sıralarına doğru yöneliyor.

İşte ilk temas da burada yaşanıyor. Gözlükler burada kırıldı. Parmak kırıldı, göz morardı. Zaiyatın en büyüğü bu arbedede yaşandı. Tam bu sırada iki vekil Erdoğan’ı dışarı çıkarıyor.

BALKONUN ALTINDA YENİ KIVILCIM

İdare amirleri AK Partilileri MHP sıralarının önünden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Tam herşey bitti derken, balkonun altında bir kıvılcım yumruklaşmaya neden oluyor.

AK Partili Orhan Erdem, MHP sıralaırının olduğu bölgede yaka paça girişmiş. Onu gören AK Partililer hemen oraya doğru koşuyor. Orhan Erdem’le MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici sıcak temasta.

İşte bilinmeyen fotoğraflara yansımayan başka bir kavga. Kuytu bir köşe, tam balkonun altı.

O bölge MHP ve CHP’lilerin kulis kapısı. Ama iktidar milletvekilleri de orada. MHP’li katip üye Murat Özkan ayırmak için giriyor araya ama o da kavgaya karışıyor.

İKİ MİLLETVEKİLİ KAVGA EDİYOR

MHP’li Özkan’la AK Parti Ağrı Milletvekili Cemal Kaya başlıyor yumruklaşmaya. Ses yok ama o sırada her türlü küfür, hakaret, yumruklarla beraber havada uçuyor.

MHP kapısı ama AK Partililer de orada. O yüzden BDP’li Hasip Kaplan, Sırrı Sakık sürekli arada. CHP’liler de hep araya girmeye çalıştılar.

YÖK sınırsız af kanunu tamamladı

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

YÖK sınırsız af kanunu tamamladı

YÖK, üniversitelerden atılan öğrenciler için sınırsız af kanunu getirmeye hazırlanıyor. İşte Özcan’ın açıklamaları;Yusuf Ziya Özcan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere YÖK binasından ayrılırken gazetecilerin sorularını cevapladı. Başbakan Erdoğan ile yapacakları görüşmenin mutat olduğunu belirten Özcan, “Ne yaptığımızı ve geleceğe dönük planlarımızı aktaracağız.” dedi.

Özcan, İstanbul Barosu’nun katsayı uygulamasını sembolik olduğu gerekçesi ile yeniden yargıya taşıdığının ortaya çıktığının hatırlatılması üzerine, “Hayır, sembolik değil.” cevabını verdi.

Genel Kurul’da Yatay Geçiş Yönetmeliği’nin görüşülüp görüşülmediğinin sorulması üzerine Özcan, “O konu bir dahaki toplantıya kaldı. Gelecek genel kurul ayın 18′inde yapılacak.” diye konuştu.

YATAY GEÇİŞLER

Bir gazetecinin “Yatay geçiş yönetmeliği bu sene işleyecek mi?” şeklindeki sorusuna Özcan, “Bitirebilirsek, hızımıza bağlı?” diye cevap verdi.

“Bu toplantıda YÖK Kanunu’nda kaç madde değiştiriyorsunuz?” şeklindeki soruya karşılık Özcan, “Şimdi 6 tanesini konuştuk. Daha önceden da vardı. Toplam 13-15 madde var. Bir kısmı Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir kısmı Bakanlar Kurulu’nda, bir kısmı burada. Onlara ilave edilecek.” ifadesini kullandı.

Özcan, af kanunu gerektirmeyecek düzenlemenin de bittiğini kaydetti.

Okul müdürlerine soruşturma şoku

Filed Under (Haber) by cetsohbet on 04-02-2010

Okul müdürlerine soruşturma şoku
Mardin’de 9 okul müdürü hakkında soruşturma açıldı. Nedeni ise teslim edilmeyen demirbaşlar;Milli Eğitim Müdürü Muhammet Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okullardaki hurda ve kullanılmayacak malzemelerin değerlendirilmesi için okul müdürlerine yazı yazıldığını, bu malzemelerin Gazi YİBO’ya teslim etmelerinin istendiğini söyledi.

Malzemeleri zamanında teslim etmeyen 9 okul müdürü hakkında soruşturma açıldığını ifade eden Öztürk, şöyle dedi:

”Önce Vali Yardımcısı Yavuz Selim Süzer imzasını taşıyan bir yazı ile okul müdürlerine kullanmadıkları malzemeleri değerlendirmek amacıyla Gazi YİBO’ya teslim etmelerini istedik. 3 ay sonra birer hafta arayla aynı okul müdürlerine hatırlatma için telefon zinciriyle talimat verdik. Görevlerini yapmayan ve kullanmadıkları malzemeleri teslim etmeyen 9 okul müdürü hakkında soruşturma açıldı.”

AK Parti’den Bahçeli’ye yaylım ateş

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

AK Parti Medya Tanıtım Başkanlığından yapılan açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugünkü açıklamasına ilişkin, ”Kamuoyu, tüm olup bitenlerden dolayı Sayın Bahçeli ve partisinden özür beklerken, bunun aksine MHP, hem vuran, hem bağıran, hem tehdit eden, hem hakaret eden ve bütün bunlar yetmezmiş gibi kendini de haklı gören pişkince bir tavır takınmıştır” denildi.

Yazılı açıklamada, ”MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, bugünkü açıklamasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, hükümete, partiye ve hür basına yönelik terbiye sınırlarını zorlayan ifadeler kullanıldığı, tehdit ve şantaj dolu cümlelerle saldırıldığı” savunuldu.

Bahçeli’nin ”AK Parti’yi PKK’ya kucak açmakla suçladığı” ifade edilen açıklamada, ”Sayın Bahçeli, şunu bilmelidir ki AK Parti hiçbir zaman PKK gibi eli kanlı bir terör örgütüne kucak açmamıştır, bundan sonra da açması asla söz konusu değildir. Bunun imasını dahi en büyük hakaret sayar. Esasen PKK’yı besleyen ve büyüten Sayın Bahçeli’nin zihniyetidir” denildi.

AK Parti’nin, meşruiyetini yurt dışındaki yapay iltifatlarda değil, hukuki zeminlerde ve milletin maşeri vicdanında arayan bir parti olduğu vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

”Sayın Başbakanı ve AK Parti kadrolarını, hakaret etmekle, baskı ve şantaj yapmakla ve dayatmalarda bulunmakla itham eden MHP bildirisinin kendisi, esasen baştan sona hakaret, şantaj ve tehditle doludur. AK Parti’yi ve hükümeti tehdit etmekle yetinmeyen Sayın Bahçeli, hızını alamamış medya gruplarının patronlarının adını vererek onları ve bu medya gruplarının çalışanlarını açık bir dille tehdit etmiş ve bu tutumuyla onları hedef haline getirmiştir. Adını andığı medya patronlarının servetlerinin şaibeli olduğunu iddia ederek, insanlara ve kurumlara aleni olarak iftira etmekten çekinmeyen Sayın Bahçeli, AK Parti’nin ‘iftira, istismar ve tehditle’ siyaset yaptığını iddia edebilecek kadar gülünç bir duruma düşmüştür.

Kamuoyu çok iyi biliyor ki tehdit, şantaj, kaba kuvvet, yumrukları konuşturma, TBMM’de bir milletvekilinin ölümüne sebep olma ve kendi milletvekiline MHP töresi uygulayarak darp etme fiilleri, MHP’nin sabıka kayıtlarında mevcuttur. Aslında kamuoyu, tüm olup bitenlerden dolayı Sayın Bahçeli ve partisinden özür beklerken, bunun aksine MHP, hem vuran, hem bağıran, hem tehdit eden, hem hakaret eden ve bütün bunlar yetmezmiş gibi kendini de haklı gören pişkince bir tavır takınmıştır.

TBMM’de, Peygamberlik müessesesini günlük siyasi polemik malzemesi yapabilecek kadar saygısız ve pervasız hareket edebilen, Sayın Başbakan’ın değerli eşi hanımefendiye dil uzatarak aile mahremiyetini ayaklar altına alan, Sayın Başbakan’ın şahsına haksız ve mesnetsiz bir isnatta bulunarak hakaret eden, kışkırtıcı ve hakaretamiz üslubuyla Meclisi geren MHP’li milletvekiline ve onun bu tutum ve davranışlarına çanak tutan MHP’li Grup Başkanvekillerinin tavırlarına sessiz ve kayıtsız kalarak onay veren ve ayrıca bazı MHP’li milletvekillerinin ‘komandoluk’ günlerine özenerek Meclis’te terör estirmelerine ses çıkarmayan Sayın Bahçeli’nin bir basın açıklamasıyla AK Parti’ye ve onun liderine saldırması bizi fazlaca şaşırtmamıştır.”

Bahçeli’nin basın açıklamasının, ”tehditler dizisinin yeni bir halkası olduğu” görüşüne yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Bu, ilk değildir ve muhtemelen son da olmayacaktır. Sayın Bahçeli’nin MHP’nin büyük kongresi öncesi yayımladığı tehditkar bildiri gibi bu açıklaması da hasta bir ruhun psikolojisini yansıtmaktadır. Sabırlarının zorlandığından söz eden Sayın Bahçeli, son bir yıldır neredeyse tüm politikalarını hamaset, husumet, hakaret ve tehdit üzerine oturtmuştur. Elbette ki tüm olup bitenler, kamuoyunun gözü önünde cereyan etmekte ve halkımız tüm liderlerin ve siyasi partilerin tutumunu değerlendirmektedir.”

AA

Buzek, KKTC’de Talat ile el sıkışmadı

Filed Under (Haber) by cetsohbet on 04-02-2010

Toplantı öncesinde görüşme odasından çıkarılan basın mensupları, heyetlerin masaya oturmasının ardından toplantı odasından görüntü almaları için içeri davet edildi.

Talat’tan birkaç saat önce, kapatılan DEP’in eski milletvekili Leyla Zana’yı kabul eden AP Başkanı Buzek, basına dakikalarca el sıkışma görüntüsü vermişti.

Görüşmenin ardından soruları cevaplandıran Cumhurbaşkanı Talat, Buzek’in kendisiyle gayet samimi şekilde el sıkıştığını, bu sürede basının dışarı çıkarıldığını fark etmediğini söyledi.

Buzek’e AP’den beklentilerini aktardığını ifade eden Talat, bu kapsamda 1960 Kıbrıs Anayasası uyarınca Türkçenin AP’de resmi dil ilan edilmesini, KKTC ve AP arasında karma parlamento komisyonu kurulmasını ve KKTC’nin (Annan Planı’nda öngörüldüğü şekilde 2 milletvekiliyle) AP’de doğrudan temsil edilmesini saydı.

AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu’nun daha verimli ve etkili çalışabilmesi için önerilerde de bulunduğunu anlatan Talat, Buzek’in bu taleplerini not alarak inceleme sözü verdiğini ifade etti.

AP Dış İlişkiler Komitesi’nde kabul edilen Türkiye taslak kararından duyduğu rahatsızlığı da Buzek’e ilettiğini kaydeden Talat, Kıbrıs’taki kapsamlı müzakerelerin konusu olan meselelerin, AP’de ya da Orams Davası’nda olduğu gibi mahkemelerde ele alınmasının “son derece sakıncalı olduğunu, sürmekte olan müzakerelere zarar verdiğini” söyledi.

AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten ile de görüşen Talat, Kıbrıs’taki kapsamlı müzakere konularının Türkiye karar taslağından çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye karar taslağı, geçen hafta AP Dış İlişkiler Komitesi’nde 11 çekimser oya karşı 61 oyla kabul edilmişti.

AP’nin büyük grupları Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve Sosyalistlerin birçok değişiklik önergesinde işbirliği yapmasıyla belgenin Kıbrıs paragrafı oldukça ağırlaşmıştı.

Bağlayıcı nitelik taşımasa da AP’nin görüşünü yansıtması açısından önem taşıyan belgede, Kıbrıs’taki müzakerelere katkı için Türkiye’den “adadaki askerlerini derhal çekmeye başlaması, KKTC’ye yerleşen Türk vatandaşları sorununu çözmesi ve kapalı Maraş bölgesini Rumlara açması” istenmişti.

AP genel kurulunda 10 Şubatta görüşülecek olan Türkiye karar taslağının, görüşmeden bir gün sonra oylanması öngörülüyor.

AA

‘Türkiye ile ilişkiler eski haline dönecek

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

Dimitris Druças Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüşmesinin ardından BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile görüşmek üzere New York’a geldi. Druças, Yunanistan’ın BM Daimi Temsilciliği’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın ekonomik açıdan son derece zor bir dönemden geçtiğini ve Başbakan Yorgo Papandreu liderliğindeki hükümetin ekonomik sorunlarla mücadele ettiğini belirtti.

Yeni hükümetin ekonomik alanda yapısal reformlara gideceğini ve yapması gerekenleri yapacağını belirten Druças, Yunanistan’ın IMF’den mali krizini aşmak için yardım alma gibi bir niyetinin bulunmadığını belirtti.

Yeni hükümetin dış politikada da son derece ”açık bir vizyonla” meselelere yaklaşacağını ifade eden Bakan Vekili, Kıbrıs konusunda son derece önemli gelişmelerin yaşandığını, Türkiye ile ilişkilerde de Yunan hükümetinin Türkiye ile daha yakınlaşmak ve işbirliği yapmak için çaba gösterdiğini belirtti. Druças, Papandreu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve kendisinin de Londra’da düzenlenen Afganistan Konferansı çerçevesinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya geldiğini anımsattı.

Druças, Papandreu dışişleri bakanıyken rahmetli dışişleri bakanlarından İsmail Cem ile iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde atılan adımların hatırlatılıp bu kapsamda iki ülke ilişkilerine yeni hükümetin nasıl baktığının sorulması üzerine, Papandreu ve İsmail Cem’in 1999 yılında ”Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir yaklaşım” başlattıklarını belirterek, Yunanistan’ın Türkiye’yi istikrarlı ve demokratik bir komşu ülke olarak görmek istediğini, bunun için de Türkiye’nin kendi içinde bazı reformları yapması gerektiği görüşünü savundu. Bu kapsamda Türkiye’ye ”AB kapısını açmanın önemli olduğunu” vurgulayan Druças, Türkiye’nin AB üyesi olmasını desteklediklerini belirtti.

Druças söyle konuştu:

”Biz Türkiye’nin tüm komşularının toprak bütünlüğüne, kendi içindeki azınlıkların haklarına, dini özgürlüklerine, bu kapsamda da Fener Rum Patrikhanesi’nin haklarına saygı göstermesini istiyoruz. Biz Türkiye’nin AB üyeliği sayesinde bu konulardaki gerekli reformları yapacağına inanıyoruz.”

-”YENİDEN 1999-2004 DÖNEMİNDEKİ İŞBİRLİĞİ RUHUNU GETİRMEK İSTİYORUZ”-

Türkiye-Yunanistan ikili ilişkileri konusunda ise Yunanistan hükümetinin iki ülke arasındaki işbirliğini artırmayı istediğini kaydeden Druças, bu yüzden ortak ilgi alanlarına baktıklarını belirterek, ”Biz ikili ilişkilerimizin karşıtlık yerine işbirliğine dayanmasını istiyoruz” dedi. Druças, bu kapsamda iki ülke arasındaki ilişkilerde 1999-2004 arasındaki dönemde iyi bir ilerleme sağladıklarını, ancak kendilerinden sonra gelen (Yunan) hükümetinin yaklaşımının kendilerininki gibi olmadığını belirterek, ”Son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkilerde yine bazı gerginlikler yaşandığını düşünüyoruz, yeni hükümetimiz ise 1999-2004 döneminde yarattığımız bu ruhu ikili ilişkilere getirmeye çalışacak” dedi.

Ancak bu kapsamda başta AB olmak üzere koşullarda bazı değişiklikler olduğunu da belirten Druças, AB’nin 1999′da Türkiye’ye katılım konusunda verdiği ”ödevini yaparsanız AB’ye girersiniz” şeklindeki açık mesajı artık vermediğini, Türkiye’ye ”daha karmaşık bir mesaj verdiğini” de savundu. Druças, AB’den gelen bu açık olmayan mesajın Türkiye’de de reform istemeyen bazı kesimlerin işine yaradığını savundu.

-1999′LARIN RUHU-

Druças şöyle konuştu:

”Biz yine bu 1999′ların ruhunu ilişkilerimize getirmeye çalışıyoruz, bu kapsamda Başbakan Papandreu Türk muhatabı Başbakan Erdoğan ile ilk görüşmesini yaptı ve Erdoğan’ın da ilişkilerde bu işbirliği yolunu içtenlikle başlatmak istediğini düşünüyoruz. Ben de Londra’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüştüm ve kendisiyle son derece olumlu bir görüşme yaptık, fikir teatisinde bulunduk ve işbirliğimizi güçlendirmek istediğimizi söyledik. İki ülkeyi ilgilendiren bazı spesifik konularda da Dışişleri Bakanlıklarının yetkilileri işbirliğini hangi konularda ilerletebileceklerini görüşecekler, küresel düzeyde de örneğin iklim değişikliğinin Akdeniz bölgesine etkileri gibi iki ülkeyi de son derece ilgilendiren konularda işbirliği yollarını araştıracağız.”

Druças, yine aynı kapsamda Papandreu’nun rahmetli dışişleri bakanı İsmail Cem ile o dönemde Orta Doğu’ya giderek Ramallah’ta rahmetli Yasser Arafat’la ve yine o dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile görüştüklerini hatırlatarak, ”Bölgede birbirlerine düşman gibi görünen iki ülke o dönemde gerginliğin hakim olduğu Orta Doğu’da barış ve umut mesajları verdi, işte şimdi devam ettirmek ve geri getirmek istediğimiz işbirliği ruhu bu” dedi.

-KITA SAHANLIĞI SORUNU-

Druças, Ege denizindeki kıta sahanlığı sorununu, iki ülke arasındaki ”tek sorun olarak gördükleri” ve ”yasal bir sorun olarak gördükleri bu sorunun çözülmesini istediklerini” de belirterek, bu sorunun sonsuza dek sürmemesi gerektiğini söyledi. Druças, ”Eğer bu sorunu biz kendimiz çözemezsek, o zaman bu sorunu beraberce Uluslararası Adalet Divanı’na taşıyalım” dedi.

-KIBRIS GÖRÜŞMELERİ-

Druças, Kıbrıs görüşmelerinden umutlu olup olmadığının sorulması üzerine ise Kıbrıs sorununun Yunanistan dışişleri politikasının gündemindeki ilk konu olduğunu belirterek, bu konuya büyük önem verdiklerini belirtti.

Yunanistan’ın Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas’ın KKTC lideri Mehmet Ali Talat ile olan görüşmelerindeki çabalarına tam destek verdiğini belirten Druças, görüşmelerin şu anki seyriyle ilgili olarak ”fazla iyimserlik ifade edemeyeceğini” belirtti.

Bu çabaların elbette çok önemli olduğunu ve uluslararası toplumun desteğine ihtiyacı olduğunu belirten Druças, ancak görüşmelerle ilgili olarak ”tarafsız ve gerçekçi” olunması gerektiğini de belirterek, şöyle konuştu:

-”TALAT’IN ÖNERİLERİ BİR ADIM GERİ”-

”Görüşmelerin şu anki seyri bizim fazla da iyimser olmamıza yol açmıyor, neden derseniz, Sayın Talat’ın sunduğu son önerilerini bir adım geri adım olarak görüyoruz, bu öneriler geçmişin söylemlerine, iki bağımsız devletin bir çeşit konfederasyon oluşturması gibi bir fikre dayanıyor, bu öneriler ilgili BM çerçevesinin ve ilgili kararlarının da tamamen dışında ve iki liderin bugüne kadar tartıştıklarının da dışında.”

Druças gelecek günlerde elbette görüşmelerde ilerleme olmasını umut ettiklerini de belirterek, ”Ancak bunun çözüm yolundaki son fırsat olduğu yönündeki düşüncelere de katılmıyoruz, unutmamalıyız ki çözüm, uygulanabilir ve iki toplumun da çıkarlarına uygun olmalıdır. Zaman elbette bir rol oynuyor ama zaman konusu görüşmelerin nihai sonucunun kalitesini etkileyecek esas etken olmamalıdır” dedi.

Kıbrıs sorununun çözümünün ”Kıbrıslıların çözümü” olması gerektiğini belirten Druças, ”İki taraf, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının kendi geleceklerini dış müdahalelerden, baskılardan uzak bir şekilde kendilerinin görüşmelerine, müzakere etmelerine fırsat verilmelidir” dedi.

-”AVRUPA ÇÖZÜMÜ”-

Adadaki çözümün ”Avrupa çözümü olması gerektiğini” de ileri süren Druças, Kıbrıs Rum tarafının AB üyesi olduğunu ve ”iki tarafın kabul edeceği çözümden sonra da Kıbrıs’ın AB üyesi olmaya devam edeceğini, bu kapsamda Kıbrıs’ın çözümün ardından da AB içinde etkin ve tam olarak hareket edebilmesi gerektiğini, bunun hem Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin hem de AB’nin çıkarına olduğunu, o yüzden de Kıbrıs sorununun çözümünde AB kurallarına tamamen saygı gösterilmesi gerektiği”iddialarını da dile getirdi.

-BM GENEL SEKRETERİYLE GÖRÜŞME-

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile bugün BM’de görüşecek Dimitris Druças, Makedonya’nın ismi konusundaki görüşmelere de büyük önem verdiklerini, bu kapsamda Makedon hükümetinden de yapıcı tutum beklediklerini belirtti.

Druças’ın Genel Sekreterle görüşmesinin ardından da BM’de basına açıklamalarda bulunması bekleniyor.

AA

Bakan Atalay’dan müsteşarlık açıklaması

Filed Under (Gündem) by cetsohbet on 04-02-2010

TBMM Genel Kurulunda, temel yasa olarak görüşülen ”Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı”nın birinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, oluşturulacak müsteşarlıkla saydam olmayan bir yapının kurulduğunu öne sürdü. Müsteşarlığın örtülü ödenek kullanacağını ifade eden Hamzaçebi, ”Operasyonel olmayacaksa örtülü ödeneğe ne ihtiyaç var? Bu, karanlık, gri alanlar oluşturmak demektir. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur” diye konuştu.

BDP grubu adına konuşan Siirt Milletvekili Osman Özçelik ise AK Parti’nin de ”Kürt sorununu güvenlik sorunu olarak gördüğünü” ileri sürerek, ”Bu, AK Parti’nin de sonunu getirecektir” dedi.

Sorunun bir asayiş sorunu olmadığını belirten Özçelik, getirilen tasarıyı, ”Kürt sorununu terör sorunu olarak gören anlayışın ürünü” olarak değerlendirdi.

Özçelik, ”Açılım dediğiniz bu mudur? İhtiyaçtan fazla güvenlik kurumu zaten var. Yeni bir kurum çözüm getirmeyecektir” diye konuştu.

Bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Atalay, terörle ile ilgili istihbarat konusunda koordinasyon gerektiğini belirterek, değişik istihbarat kurumlarının o konudaki bilgilerinin toplanması gerektiğini ifade etti.

Atalay, ”Hiçbir kuruma güvensizlik falan yok. Sadece stratejik istihbaratın derlenip toplanmasıdır” dedi.

Bakan Atalay, terörün uluslararası bir konu olduğunu ve uluslararası işbirliği gerektirdiğini kaydederek, ihtiyaç olduğunda, çok kısa süreli olarak yabancı uzman görüşüne başvurma ihtiyacı doğabileceğini söyledi. Atalay, bu nedenle tasarıda yabancı uzman istihdamının öngörüldüğünü anlattı.

-ABD’Lİ ODIERNO İLE GÖRÜŞMELER-

Irak’taki Amerikan Kuvvetleri Komutanı General Raymond Odierno’nun üçlü mekanizma çerçevesinde Türkiye’ye geldiğini anımsatan Atalay, özellikle Irak’tan Türkiye’ye uzanan terörün önlenmesi yönünde görüşmeler yapıldığını bildirdi. Atalay, ”Bu çerçevede görüşmeler verimli olmuştur. Dışişleri Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız ile de görüşmüşlerdir. Dünkü görüşmeleri Irak’tan Türkiye’ye yönelik terörün önlenmesinde önemli görüşme olarak niteliyoruz. Çalışmaya devam edilecek. Ülkeler arası görüşmelerde kişilerden ziyade ülkeler esastır. Biz bu görüşmeler öyle bakıyoruz” dedi.

-”FAİLİ MEÇHULLER ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”-

Atalay, hükümetleri döneminde faili meçhul diye bir şey bırakmadıklarını belirterek, ”Burada gündeme getirilenler bizim dönemimizden öncesine ait faili meçhullerdir. Onlar üzerinde de çalışmalar sürüyor. Onların aydınlatılması yönünde de gerekli çabaları gösteriyoruz. AK Parti dönemi faili meçhullerin olmadığı bir dönemdir” diye konuştu.

-EMASYA PROTOKOLÜ-

EMASYA protokolünün bugün kaldırıldığını ifade eden Atalay, şunları söyledi:

”Sayın Genelkurmay Başkanımızla görüştük ve daha önceki seviyedeki imzalarla kaldırılmasını uygun bulduk. Bugün imzalar atıldı. Bizim müsteşarımız ve Genelkurmay Harekat Başkanı’nın imzasıyla kaldırılmıştır. Zaten 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. maddesinin d fıkrası burada işbirliğini, işbölümünü yeterince ifade ediyor. Bu konuda valilerimiz yetkilidir. Valililerimiz gerektiğinde zaten yardım, destek isterler. O konuda yeni bir düzenlemeye de ihtiyaç duymadık.”

Atalay, düzenlemeyle getirilen müsteşarlıkla yeni bir güvenlik biriminin değil, aksine güvenlik birimlerinin çalışmalarını koordine eden bir koordinasyon biriminin oluşturulduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Hükümete politikalar sunacak. Bu konuda daha sistematik çalışmalar yapacak, analizler yapacak ve gerçekten sadece 94 kişilik bir kadroyla çalışacak bir beyin takımının çalıştığı bir kurumdan söz ediyoruz. Çok yanlış değerlendirmeler oluyor buradaki konuşmalarda. Yani hiç o manada bir kuruluş üzerinde değiliz. Her ülkede olan bir şey. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinde benzer kuruluşlar var. Gri nokta, karanlık nokta yok. Türkiye’yi aydınlatıyoruz. Bunu bilin.”

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının 1. maddesinin kabul edilmesinin ardından, çalışma süresinin dolduğunu belirterek, birleşimi 9 Şubat Salı günü saat 15.00′de toplanmak üzere kapattı

AA