Ankara’yı karıştıracak şok iddia

Kategori (Haber) Yazan cetsohbet on 05-03-2010

 

Erzincan Davası’nın kaybolan gizli tanıkları Ankara’da ortaya çıktı. Sonsayfa.com’un iddiasına göre gizli tanıklar Başkent’te üst düzey CHP’liler ve bazı yüksek yargı üyeleriyle görüşecekler. Bu görüşme için gizli tanıklara para bile ödendi bile! 

Erzincan’da yürütülen Ergenekon soruşturmasının gizli tanıkları uzun süre ortadan kaybolmuşlardı. Mahkemeye sunulan ve kabul edilen iddianamede gizli tanıkların baskı altında oldukları ve biran önce dinlenmeleri gerektiği HSYK tarafından yeni atanan savcılar tarafından belirtilmişti.

CHP’lilerle görüşecekler iddiası

Günlerdir ulaşılamayan gizli tanıklar Ankara’da ortaya çıktı. Gizli tanık “Munzur” ve yine kendi gibi gizli tanık olan iki akrabası Ankara’da. İlhan Cihaner’e yakın isimler tarafından Ankara’ya getirilen gizli tanıkların bazı CHP’lilerle görüştürüleceği öğrenildi.

Gizli tanıklar daha önce CHP’li Ahmet Ersin’le Erzincan’da Eriza Otel’de görüştürülmüşlerdi. Önce olayı reddeden CHP’li Ersin daha sonra görüşmeyi doğrulamış ancak davayla ilgili değil gizli tanıklardan birinin boşanma işlemleriyle ilgili görüştüğünü iddia etmişti.

Gizli tanıklara para ödendi mi?

Son olarak gizli tanıklardan birinin kendisine önerilen 80 bin TL rüşveti anlattığı hem iddianameye hem de gazetelere yansımıştı. Gizli tanıkların Ankara’ya getirilmesinde peşin 50 bin TL ödendiği ve yoğun baskı yapıldığı iddia ediliyor.

Gizli tanıkların CHP’lilerle yapılan toplantıdan sonra bazı yüksek yargı mensuplarıyla görüştürülecekleri ve ardından Star TV başta olmak üzere bazı medya organlarına çıkartılacakları öğrenildi.

Gizli tanıkların resmi ifadelerinde, kendilerinin daha önce Ankara’ya götürülmek istendiği bunun için Paradise Pastanesi sahibi Abdullah Erdoğan’ın aracı olduğu ve üst düzey Yargı mensuplarıyla görüştürülecekleri belirtilmişti.

www.sonsayfa.com

Tiflis’ten Azerbaycan’a büyük güvence

Kategori (Dünya) Yazan cetsohbet on 05-03-2010

  Azerbaycan, Rusya’nın Ermenistan’a Gürcistan üzerinden askeri malzeme taşıması ihtimalini endişeyle karşılıyor.

Gürcistan Dışişleri Bakanı Grigol Vaşadze, yeni açılan Yukarı Lars sınır kapısından Ermenistan’a yönelik hiçbir askeri malzeme taşınmayacağını kaydetti. Vaşadze, “Azeri meslektaşımın kaygısını anlıyorum. Fakat kendi sorumluluğumla şunun altını çizerek belirtiyorum: Yukarı Lars kapısından bir mermi bile geçemez.” dedi.

Azeri Dışişleri Bakanı Elmar Mamedyarov daha önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın Gürcistan toprakları üzerinden Ermenistan’a askeri malzeme sevk etmesi durumunda olaya tepki göstereceklerini belirtmişti.

Rusya’dan Ermenistan’a silah gönderilmesi konusu daha önce de tartışmalara neden olmuştu. Ermenistan Stratejik ve Ulusal Araştırma Merkezi Başkanı Giragosyan, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada Ankara ve Moskova arasında gizli bir anlaşmanın imzalandığını iddia etmişti. Giragosyan, Erivan’da düzenlenen “Ermeni-Türk İlişkileri” konulu bir seminerde yaptığı konuşmada, “Bu anlaşma ile Rusya’ya Ermenistan’daki askeri üssüne silah götürmek üzere Türk hava sahasını kullanma izni verildi.” diye konuşmuştu. Türk basınında geniş yer alan iddiaları ise Türkiye Dışişleri Bakanlığı kesin bir dille yalanlamıştı.

(CİHAN)

“Soykırım Tasarısı”nda şok sonuç

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 05-03-2010

 

ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde ‘Ermeni soykırımı’ iddiaları ile ilgili kritik karar tasarısı kabul edildi: 23 evet, 22 hayır.

42 üyenin oy kullanmasının ardından kalan 4 üyenin oyunun alınması zaman aldı.

20′ye karşı 22 ‘hayır’ oyunun ortaya çıktığı andan itibaren; oylamanın TSİ 21.45′te bitmesi gerekiyordu, oylamaya devam edebilmek için Beyaz Saray ve genel kurula gittikleri belirtilen 4 üye beklendi.

Milletvekillerinin salona geri dönmesiyle, TSİ 22.45 sularında, 3 ‘evet’ oyu daha verildi ve 1915 Ermeni iddiaları karar tasarısı, ABD Temsilciler Kongresi Dışişleri Komitesi’nde kabul edildi.

BAĞLAYICI DEĞİL

Komiteden geçen karar tasarısının bağlayıcılığı bulunmuyor ve tavsiye niteliği taşıyor. Şimdi, tasarının Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na sunulması gündeme gelecek.

‘Evet’ kararı çıkan tasarının aynısı, 2007 yılında da Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda 21′e karşı 27 oyla kabul edilmişti ancak o zamanki Başkan George W. Bush yönetiminin çabaları sonucu, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu tasarıyı gündemine almamıştı.

OBAMA’DAN TAVSİYE

Öte yandan, Obama yönetimi tasarının geçmemesi için Kongre’ye tavsiyede bulundu.

Oylama öncesi Beyaz Saray sözcüsü Mike Hammer tarafından yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın komite başkanı Howard Berman ile konuştuğu belirtildi.

Clinton Komite başkanına, Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokoller ve yaşanan ilerlemeler göz önünde bulundurulduğunda, tasarının geçmesinin iki ülke ilişkilerine zarar vereceği uyarısında bulundu.

Oylamanın gerçekleşmesine saatler kala da, Ankara son dakika hamleleriyle tabloyu değiştirmeye gayret etti. Bu çalışmalar çerçevesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün gece ABD Başkanı Barack Obama ile görüştü.

BÜYÜKELÇİ NAMIK TAN ÇAĞRILDI

Tasarının ka bulünün hemen ardından Türk hükümetinden bir açıklama geldi.

Açıklamasında, kabul edilen tasarının üzüntüyle karşılandığını belirterek, ”Türk ulusunu işlemediği bir suçla itham eden bu tasarıyı kınıyoruz. Washington Büyükelçimiz Namık Tan bu gelişme çerçevesinde bu akşam istişareler için Ankara’ya çağırılmıştır” denildi.

Gül: Bunun sorumlusu Türkiye olmaz

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından bugün kabul edilen tasarıyla ilgili, ”Bu kararı makul bulmuyorum ve esefle karşılıyorum. Kararın Türk halkı nezdinde hiçbir itibarı bulunmamaktadır. Bu oylamanın her alanda neden olabileceği olumsuz sonuçların sorumlusu Türkiye olmayacaktır” dedi.

Şenez Erzik Köşk’e çıktı

Kategori (Haber) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

 Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde gerçekleşen ziyarette Şenes Erzik, Türkiye’nin de aday olduğu 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylık süreci ile Güney Afrika’da düzenlenecek 2010 Dünya Kupası çalışmaları hakkında bilgi verdi. Erzik ayrıca İcra Kurulu üyeliğinde bulunduğu UEFA ve FIFA’nın çalışmaları hakkında Cumhurbaşkanı Gül’e son gelişmeleri aktardı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve UEFA 1. Asbaşkanı Şenes Erzik, adaylık kapsamında UEFA yetkililerinin Türkiye’ye Nisan ayında yapacağı teknik değerlendirme ziyaretinin ardından yeniden bir araya gelme hususunu da görüştü.

TFF Onursal Başkanı Şenes Erzik, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den önce Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ı da makamında ziyaret ederek taslak aşamasında olan Kulüpler Yasası ile başkanlığını yürüttüğü UEFA Kulüp Lisans Komitesi tarafından hazırlıkları yürütülen “finansal fair play” konularında görüş alışverişinde bulundu.

(CİHAN)

Ermenistan sevinçle karşıladı

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, “Kararı büyük bir memnuniyetle karşıladık” dedi.

Nalbandyan, “Bu gelişme, Amerikan halkının evrensel insan hakları değerlerine bağlılığının yeni bir göstergesi ve insanlığa karşı suçların önlenmesi yönünde önemli bir adım oldu” ifadelerini kullandı.

AA

Tasarı geçti bundan son ne olacak?

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

 

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, sözde ‘Ermeni soykırımı’ tasarısını kabul etti. Peki bu ne anlama geliyor? Bundan sonra ne olacak? İşte bundan sonrasıyla ilgili en çok merak edilen sorular ve yanıtları:

Şimdi bu kararla ABD sözde “Ermeni soykırımı”nı tanımış mı oldu?

Hayır. Ancak tanıma konusunda bir adım atılmış oldu. Komite’de kabul edilen bu karar tasarısının şimdiki adresi 435 üyeli Temsilciler Meclisi Genel Kurulu. Tasarının Genel Kurul gündemine alınıp alınmayacağı henüz belli değil. Burada karar Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin. Pelosi, 1915 olaylarının “soykırım” olduğuna inanan, Ermeni lobisine yakın bir isim.

ABD’de yasama organı iki kanattan oluşuyor. Temsilciler Meclisi’yle birlikte yasamayı oluşturan diğer kanat ise 100 üyeli Senato. Dolayısıyla benzer bir tasarının Senato’da da kabul edilmesi gerekiyor. Şu anda Senato’nun Dış İlişkiler Komitesi’nde bekleyen bir “soykırım” tasarısı bulunuyor. Bu tasarı henüz Komite gündemine alınmış değil.

Dolayısıyla tasarı Genel Kurul gündemine alınsa ve hatta buradaki oylamada kabul edilmiş olsa bile yasalaşmış anlamına gelmiyor. Bunun geçmişte de örnekleri görüldü.

Peki o zaman tasarıda ne diyor?

Tasarıda ABD Başkanı’na bir çağrı yapılıyor. Bu çağrıda Başkan’ın her 24 Nisan’da Amerikan halkını sözde “soykırım” sırasında hayatını kaybeden 1.5 milyon Ermeni’yi anmaya davet etmesi isteniyor.

Türkiye ne yapacak?

Başbakanlıktan yapılan açıklamada Büyükelçi Namık Tan istişareler için Ankara’ya çağrıldı. Daha önce de 45 milyar dolara ulaşma potansiyeli olan ve şu anda 7 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip savunma anlaşmalarının askıya alınabileceğinin sinyali verilmişti. Sürecin daha da ciddiye binmesi durumunda Ermenistan’la yapılan protokollerin askıya alınması da olasılık dahilinde. Ankara ayrıca Afganistan, Irak, İran, Ortadoğu ve füze savunma sistemi gibi konularda ABD ile işbirliğini gözden geçirme kararı da alabilir.

Daha önce benzer girişimler oldu mu?

Evet. Esasında böyle bir karar tasarısının artık her yılın başlarında yani sözde “soykırım”ın anma günü olarak gösterilen 24 Nisan öncesi konuşulmaya başlanması neredeyse bir gelenek haline geldi.

Daha önce 4 defa böyle girişimler oldu. 1975 ve 1984 yıllarında Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’nda benzer bir karar tasarısı kabul edildi. Ancak tasarı Senato’dan geçmediği için yasalaşamadı. 2000 ve 2007 yıllarında ise ABD Başkanlarının devreye girmesiyle tasarı Temsilciler Meclisi Genel Kurul gündemine alınmadan rafa kaldırıldı.

2000′de Bill Clinton, 2007′de de George W. Bush başkandı. Şu andaki Başkan Barack Obama’nın bu konu hakkındaki düşünceleri neler?

Obama, 2008 yılındaki Başkanlık seçimleri öncesinde ABD’de sayıları milyonları bulan Ermeni asıllı vatandaşlara sözde “soykırım” iddialarını tanıyacağı sözü verdi. Ermeni diasporası, Obama’yı şu ana kadar sözde “soykırım”ı tanımaya en yakın başkan olarak görüyor.

Obama geçen yılki ilk 24 Nisan açıklamasında bu sözünü tutmadı ve olayları “soykırım” olarak nitelendirmedi. Ancak, açıklamasında Ermenilerin 1915 olayları için kullandığı “Meds Yeghern” yani “Büyük Felaket” terimini kullandı. Böylelikle ABD Başkanı hem verdiği sözden dönmediğini göstermeye hem de Türkiye gibi kilit bir müttefiki küstürmemeye çalıştı. Ancak bu açıklama Ermeni diasporasının yanı sıra Türkiye’nin de tepkisini çekti.

Obama’nın bu görüşleri ABD’de sözde “soykırım”ı tanıyan bir kararın çıkması olasılığını artıyor mu?

Teoride evet. Ancak pratikte geçmişte de örnekleri görüldüğü gibi olasılığın arttığını söylemek zor. Örneğin Bill Clinton da seçimlerden önce benzer bir söz vermiş ancak daha sonra tasarının yasallaşmaması için bizzat kendisi devreye girmişti.

Obama yönetimi son dakikada devreye girerek Komite’ye yasanın reddedilmesi tavsiyesinde bulundu. Ayrıca Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geçtiğimiz günlerde Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne ithafen yaptığı konuşmada, Türkiye-Ermenistan arasındaki protokol sürecine zarar verecek bir adımın atılmaması gerektiği mesajını vermişti.

Başkan’ın yasama sürecine müdahale yetkisi bulunuyor mu?

Doğrudan bulunmuyor. Ancak ulusal güvenliğin ve çıkarların tehlikede olduğu durumlarda ABD Başkanı Senato ve Temsilciler Meclisi başkanlarına gerekli uyarıları yapabiliyor. Şu anda ABD yönetiminin önceliği Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme sürecinde ve diplomatik ilişkilerin kurulmasında adım atıldığını görmek.

Washington yönetimi böylesi bir tasarının protokollerle başlayan sürece ağır darbe vuracağının bilincinde. Üstelik ABD’nin Türkiye’nin askerinin bulunduğu Afganistan’daki mücadelesi devam ediyor ve Irak’tan çekilmesi konusunda da takvim işliyor. Ayrıca İran ve Ortadoğu barış süreci de denkleme eklendiğinde Türkiye kilit bir konumda bulunuyor. Dolayısıyla sözde “soykırım” tasarısının yasalaşma sürecinde daha ileri adımlara geçilmesi durumunda Başkan Obama’nın tekrar devreye girdiğini görmek şaşırtıcı olmayacak.

Tasarının geçmemesi ya da rafa kalkması Ermenistan hükümetinin tepkisine neden olur mu?

Böyle bir durumda Ermenistan hükümetinin tepki gösterdiğini görmek şaşırtıcı olmaz. Zira Ermenistan’ın bağımsızlık deklarasyonuna göre devletin kuruluş amaçları arasında sözde “soykırım”ın uluslararası alanda tanınması da yer alıyor.

Dolayısıyla her Ermenistan hükümeti bu amaç için çalışmakla yükümlü. Ancak tasarının bu yılki zamanlaması çok kritik bir döneme denk geliyor. Böyle bir tasarının yasalaşması ya da bu yönde çok daha ciddi adımlar atılması durumunda Türkiye, Ermenistan ile normalleşme sürecini de askıya alabilir.

Bu da ekonomik açıdan zorda olan Ermenistan için çok büyük önem taşıyan sınırın açılmasının süresiz olarak ertelenmesine yol açar.

Ermenistan hükümeti için şu anda sözde “soykırım” iddialarının tanınmasından çok sınırın açılması daha önem taşıyor. Dolayısıyla tasarının geçmemesi ve Türkiye-Ermenistan-ABD arasında bir tasarı krizinin daha savuşturulması Erivan hükümetine de rahat bir nefes aldırabilir.

Hürriyet

BDP’den Belçika’ya baskı peşinde

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

 

BDP PKK operasyonuyla ilgili olarak Belçika Büyükelçisi’nden randevu istedi. Demirtaş ile Belçika Büyükelçisi yarın görüşecek.

Sabah saatlerinde Belçika’da terör örgütü PKK’ya yönelik geniş çaplı operasyonlarda başlatılmış, çok sayıda örgüt yöneticisi gözaltına alınmıştı.

Sabah erken saatlerde, federal savcılığın talimatıyla 300′den fazla polisin katıldığı baskınlarda Brüksel, Anvers, Charleroi, Namur ve Verviers kentlerinde örgüte ait büro, dernek ve evlerde arama yapılmıstı.

Gümrük Muhafaza Memurları’ndan protesto

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

 Dernekten yapılan yazılı açıklama şöyle:

Son dönemlerde sınırlarımızda görevli kamu personeline yapılan saldırılar şiddetle kınandı.

Gürbulak Gümrük Sahası Yolcu Salonunda günübirlikçiler olarak tabir edilen şahıslar tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan sigara kaçakçılığını engelleyen Gümrük Muhafaza Amir ve Memurlarına 24 Şubat 2010 tarihinde menfur bir saldırı gerçekleştirilmiş olup, görevli kısım amiri ve muhafaza memuru ağır yaralanmıştır.

Malumlarınız, 23.01.2010 tarihinde Habur Gümrük Kapısında gerçekleşen benzer bir olayda yine görevli gümrük muhafaza personeli saldırıya maruz kalmış ve ağır yaralanmıştı.

Türkiye’nin gümrük kapılarında, onuru ve şerefi ile ülkesine hizmet etmeye çalışan Gümrük Muhafaza amir ve memurları ülkemizin ekonomik menfaatlerinin zarar görmemesi için gerektiğinde canlarını bile ortaya koymaktadırlar. Son dönemde artan menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Şu bilinmelidir ki gerçekleştirilen bu tür alçakça saldırılar, canları pahasına bile olsa, Gümrük Muhafaza Amir ve Memurlarının çalışma azmini ve hırsını asla engelleyemeyecektir.

Ülkemiz gümrük kapılarında fedakarca hizmet eden gümrük muhafaza amir ve memurlarının  idaremizden tek talebi hakkaniyettir.

Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak ve çalışmak için çabalayan tüm Gümrük Muhafaza Amir ve Memurları;

- Yeni Mesai dağıtım cetvelinde,
- Yeni teşkilat yasasında,
- Yeni personel alım politikalarında,
Ve Çalışma şartlarında,
Sadece ve sadece Hakkaniyet talep etmektedir. 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Oylamaya Türkiye’den farklı tepkiler

Kategori (Gündem) Yazan cetsohbet on 04-03-2010

 Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, ABD Temsilciler Meclise Dış İlişkiler Komitesinin kararıyla ilgili olarak, sonucun Washington ve Ankara için ciddi bir uyarı olarak alınması gerektiğini söyledi.

Laçiner, konuya ilişkin AA’ya yaptığı açıklamada, bu oylamanın sürecin başlangıcı olduğunu belirterek, “dolayısıyla her şeyin bittiği anlamına gelmediğini” kaydetti.

USAK Başkanı, “sonucu Washington ve Ankara için ciddi bir uyarı olarak almak gerektiğini” ifade etti. Sürecin Kongreye doğru ilerlemesi durumunda, “Bunun Türk-Amerikan ilişkilerinde hesabının çıkacağını” kaydeden Laçiner, bunun sadece Türk-Amerikan değil, Türkiye-Ermenistan ilişkilerine de etkisinin görüleceğini belirtti. Laçiner, “Sürecin ilerlemesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmayı bitirebileceğini, ilişkileri darbe vurabileceğini” belirtti.

Laçiner, ABD Başkanı Barack Obama’nın bu oylama için bir şeyler yapabileceğini, ancak izlediği politikalar nedeniyle Türk ve Ermeni taraflarına karşı “başının öne eğik olduğunu” ifade etti. ABD’nin bu sonuçla Kafkasya’da kendi çıkarına göre davranmadığını belirten Laçiner, Obama’nın ülke içinde de verdiği sözleri tutamamasının sancısıyla hareket ettiğini kaydetti.

Bu sonucun ardından, “Türkiye’nin acele davranacağını düşünmüyorum. 24 Nisanı bekleyecektir” diyen Laçiner, Türkiye’nin, 24 Nisan’da olumsuz kararı teyit eden sert bir açıklama çıkması durumunda, önlemler alabileceğini ifade etti.

Laçiner, Türkiye’nin Washington Büyükelçisinin çağrılmasının çok da önemli olmayacağını belirterek, alınabilecek önlemler arasında, İncirlik’in kapatılması veya kullanılmasının sınırlandırılmasından ticari önlemlere, retoriğin sertleşmesinden Irak ve Afganistan’da işbirliğinin etkilenmesine kadar birçok maddenin bulunabileceğini söyledi.

-LÜTEM-

Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem de bugün yaşananların daha önceki senaryoların tekrarı olduğunu belirterek, “Sonucun hiçbir şey ifade etmediğini” kaydetti.

Lütem, sürecin daha genel kurul boyutu olduğuna işaret ederek, bu işin rutine dönüştüğünü, sonucun Ermeni diasporası ve lobisi için büyük bir zafer olmadığını ifade etti.

Sonucun hukuki bir boyutu olmadığını belirten Lütem, Türkiye için bu sonucun öneminin, yalnızca 1915 olaylarına ilişkin karalama kampanyasının bir devamı şeklinde olduğunu söyledi. Lütem, Türkiye için sonucun etkisinin, daha çok moral yönünden olacağına işaret etti.

Gelişmelerin bu safhada ikili ya da Türkiye-Ermenistan ilişkilerine etkisinin olacağını sanmadığını belirten Lütem, yine de Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokol sürecinde bir ilerleme kaydedileceğine inanmadığını ifade etti.

-ÇOMAK-

Uluslararası İlişkiler Uzmanı İhsan Çomak ise ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde ele alınan tasarının bir kanun teklifi haline gelmesinin Türkiye açısından büyük bir tehlike arz etmediğini, 31 ülkede bu kanun tasarısının kabul edildiğini ve bunun Türkiye’ye hiçbir zararının olmadığını belirtti.

Her sene bu tasarının gündeme gelmesinin ve tasarının reddedilmesinin Amerika’daki siyasetçilerin “ciddiyetsizliğini” gösterdiğini anlatan Çomak, Türkiye’nin bu tasarıya karşı dik durduğunu belirterek, tasarının kanunlaşması durumunda Türkiye’nin ABD’ye vereceği cevabın çok sert olacağını ve bundan Türkiye’nin değil, ABD’nin zarar göreceğini ifade etti.

“Türkiye, bölgesinde AB ve ABD’den daha fazla barışa katkıda bulunuyor” diyen Çomak, ABD’nin Türkiye’yi karşısına almaması gerektiğini, dostluğunu kaybedip karşısına alması durumunda ABD’nin bölgede çok ciddi kayıpları olacağını kaydetti. Çomak, “ABD, hesaplarını buna göre yaparak Türkiye ile ilişkilerini düzenlemeli ve bu tasarıyı gündeme getirmekten vazgeçmeli” diye konuştu.

Tasarının Türkiye’ye “soykırım iddialarını” kabul ettirerek, tazminat ve daha sonra toprak talebini gündeme getirme amacında olduğunu kaydeden Çomak, tasarının ABD Temsilciler Meclisinde geçmesinin de bir anlam ifade etmediğini, ABD Senatosundan geçerek, ABD Başkanı Barack Obama’nın onayını alması gerektiğine dikkati çekti.

Çomak, Türkiye açısından “tehlike arz eden bir durum” olmadığını belirtti ve tasarının her yıl gündeme gelmesinin Türkiye’de ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi. Tasarının iki ülke ilişkilerine de zarar verdiğini anlatan Çomak, “ABD her defasında Türkiye’yi kendinden uzaklaştırıyor” dedi.

Tasarının kabul edilmesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine zarar vereceğini belirten Çomak, Türkiye’nin bölgesinde barış yolunda çok kararlı olduğunu ve sorunun çözümünden dönmeyeceğini kaydederek, “Bu tasarının sürece zararı olur ama engel olmaz. Süreç devam eder” ifadelerini kullandı.

-AMERİKALI DİPLOMATİK KAYNAKLAR-

Öte yandan, Amerikalı diplomatik kaynaklar, ABD’de yaşayan önemli bir Ermeni nüfusunun bulunduğunu ve onların kendi tarihi anlayışları olduğunu belirtiyor.

Türk hükümetinin de söz konusu tasarı hakkında çok açık bir tutumu olduğunun farkında olduklarını belirten kaynaklar, bu hususta Türk ve ABD’li yetkililer arasında birçok üst düzey temas olduğunu, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmenin “büyük bir etki” yapacağını düşünüyor.

ABD’li yetkililer, Türkiye’yi demokratik yapısı ve bölge diplomasisi açısından “model ortak” konseptine uygun olarak değerlendiriyor ve Türkiye’nin bölgesinde ABD’ye uygun bir ortak olduğunu söylüyor.

Türkiye’yi “benzersiz derecede önemli bir ortak” olarak değerlendiren yetkililer, Ermeni tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinden geçmesinin iki ülkeyi birçok hususta anlaşmazlığa sürükleyebileceği görüşünü dile getiriyor.

Kaynaklar, Türk hükümetinin verdiği açık mesajları ABD’nin anladığını, ABD hükümetinin tasarının olası etkilerinin farkında olduğunu ifade ediyor.

AA