Dördüncüye hamile kalınca film koptu

Filed Under (yaşam) by admin on 22-09-2009

Tagged Under : , , , , , , ,

Dördüncüye hamile kalınca film koptu

27’sinde kuma gitti, 12 yılda üç çocuk doğurdu. Yediği dayak da cabası.. Kürtaj baskısı çekilmez hale geldi ve..

Adana’da nikahsız yaşadığı kişiden sürekli şiddet gördüğü gerekçesiyle 4 çocuğunu da alıp evi terk eden ve bir tarla kenarında yaşamaya başlayan kadına polis sahip çıktı.

KUMA GİTTİ 3 ÇOCUK DOĞURDU

12 yıl önce Mahmut B’ye ”kuma” olarak verilen ve nikahsız yaşamaya başlayan Kevser Doğan (39), 3 çocuk dünyaya getirdi.

KÜRTAJ YAPTIRMADI DAYAĞIN DOZU ARTTI

Bu süreçte sürekli beraber yaşadığı kişiden ve onun ilk eşinden şiddet gören Doğan, 3 yıl önce dördüncü çocuğuna hamile kaldı. Kocasının, kürtaj yaptırma isteğini kabul etmeyince öncekilerden daha ağır şiddete maruz kalan Doğan, hamile haliyle 3 çocuğunu da alarak evi terk etti.

KARDEŞLERİ DE KOVDU

Kardeşlerinin yanına sığınan Doğan, dördüncü çocuğunu da dünyaya getirince, ailesiyle maddi sıkıntılar yüzünden tartışmaya başladı. Ailesi tarafından nikahsız yaşadığı kişiyi terk ettiği gerekçesiyle de kabul görmeyen Doğan, buradan da ayrılarak çocukları Nuriye (2), Cemal (6) Kader (9) ve Murat (11) ile merkez Yüreğir ilçesi Güzelevler Mahallesi’nde sulama kanalı kenarındaki bir tarlaya yerleşti.

TARLAYA YERLEŞTİ

Tarlada yetiştirdikleri ve komşularının desteğiyle ayakta kalmaya çalışan Doğan’ın hayat hikayesini öğrenen Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği ekipleri, kadına hemen sahip çıkarak, yardım sağlamaya başladı.

POLİS ÇADIR VE ELBİSE VERDİ

Önce Doğan ve çocuklarının daha temiz bir ortamda kalabilmesi için çadır sağlayan ekipler, çeşitli tarihlerde gıda ve giysi yardımlarında bulundu.

Doğan’ın çocuklarıyla yaşadığı dramı yardım dernekleriyle de paylaşan ekipler, son olarak bir yardım derneğinden kadın ve çocukları için ev sözü aldı.

POLİSLER BAYRAMLAŞMAYA GİTTİ

Polisler bayramda da Kevser Doğan ve ailesini unutmayarak, bayramlaşmak için tarladaki çadıra gitti. Zor şartlar altında anneleriyle yaşamını sürdüren çocukların yüzleri, polislerin getirdikleri okul eşyası ve giysilerle güldü.

KENDİ AİLEMDEN BİLE BÖYLE İLGİ GÖRMEDİM

Kevser Doğan, hem çocukluk yıllarında hem de anne olduktan sonra sıkıntılı bir hayat yaşadığını belirtti. Ailesinden ve beraber yaşadığı kişiden sürekli şiddet gördüğünü anlatan Doğan, şunları anlattı:

”Gördüğüm şiddet sonucu çocuklarımı da alıp kaçtım. Bu süreçte bana en büyük desteği hatta tek desteği polisler verdi. Kendi ailemden bile böyle ilgi görmedim. Eşimden ayrıldıktan sonra ailem de bana dayak atarak evden kovdu. Ancak, polisler bana tüm yardım kapılarını araladı. Bugün onlar sayesinde benim ve çocuklarımın yüzü bir parça da olsa gülüyor. Bayramı buruk bir şekilde yaşarken, son günde onlar yine yanımıza kadar gelip, bizi sevindirdi.”

“POLİS AMCA İLK KEZ ÇANTAM OLUYOR”

Ekiplerin getirdiği okul çantası ve kıyafetlerini gören ilköğretim okulu 3. sınıf öğrencisi Kader Doğan, polislere teşekkür ederek, ”Polis amca benim ilk kez çantam, su mataram oluyor. Sizi çok seviyorum” dedi.

POLİSLER ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ

Haber Kaynağı : internethaber

Okulda beslenme nasıl olmalı?

Filed Under (Gündem) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , ,

Okulda beslenme nasıl olmalı?

Perşembe günü okullar açılacak. Obezitenin önlenmesi için mücadele eden Sağlık Bakanlığı’ndan öğrenci ve velilere beslenme önerileri…

ANKARA-
İlk ve ortaöğretimde yaklaşık 15 milyon öğrenci Perşembe günü ders başı yapacak. Çocukların gelişiminde eğitim kadar sağlıklı beslenmenin de büyük önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın sağlıklı ve dengeli beslenme için çocuklara ve ailelere uyarıları var:

-Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmeli.

-Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için günde 2-3 su bardağı kadar süt veya yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir tüketmeleri önemli. Ayrıca, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün en az 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmeliler.

-Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve veya meyve suları, birkaç dilim ekmek, 1 bardak süt, poğaça çocuklar için yeterli ve dengeli bir kahvaltı örneğidir.

-Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ara ve ana öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalı. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanı.

-Okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmeli. Örneğin, şeker ve şekerli besinler, cips vb. yağlı ve tuzlu besinler veya gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tüketiminin tercih edilmesi çocukların sağlıklı beslenmeleri açısından daha yararlı.

-Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmekte.

-Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağlamaları açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına önem verilmeli.

-Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir. Bu nedenle çocuklara, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, dışarıda oyun oynadıktan sonra, dışarıdan eve gelince ellerini, ılık akan su altında sabun ile iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerekmektedir.

-Çocukların okul kantinleri, büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde de dikkatli olmaları gerekmektedir. Süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın alırken etiket bilgisinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izninin bulunmasına ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit, poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir.
Haber Kaynağı : internethaber

Babasına göre cinayet kazaymış

Filed Under (Gündem) by admin on 20-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , , , ,

Babasına göre cinayet kazaymış

Babası, Cem Garipoğlu’na teslim olmadan önce yazdığı mektupta ‘Bu talihsiz, bu kötü kaza ailemizin dağılmasına sebep olmayacak. Bütün aile seni seviyor” dedi ve ögüt verdi:

 

Sevgilisi Münevver Karabulut’u öldürmek suçundan aranırken 197 gün sonra polise teslim olan Cem Garipoğlu, teslim olmadan önce babası Mehmet Nida Garipoğlu’ndan son bir mektup aldı. Cem Garipoğlu’nu 17 Eylül gece yarısı Bahçelievler’da polise teslime eden Avukat Aytekin Kaya, buluşma yerine bu çok ‘özel’ mektupla geldi. Son olarak büfeden sucuk-ekmek alan ve otomobilde Frank Sinatra dinleyen Cem Garipoğlu, babasından aldığı mektubu okudu. Cinayet soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen baba Mehmet Nida Garipoğlu, üç sayfalık mektubunu avukatının ziyaret sırasında yanında bulunan, mahkeme tarafından açıklanan herhangi bir gerekçeli kararın arkasına kurşun kalemle yazmıştı.

OĞLUM SENİ SEVİYORUZ

‘Cem’ diye başlayan mektupta baba Garipoğlu’nun Cem’e ailesinin son durumuyla ilgili bilgiler veriyor. Mektubun en dikkat çekici noktası Mehmet Nida Garipoğlu’nun Münevver Karabulut cinayetini  ‘kaza’ diye nitelendirmesi oldu. Baba Garipoğlu, oğlu Cem’e moral vermeye çalıştığı görünlen mektupta şunları yazıyor: ‘Bu talihsiz, bu kötü kaza ailemizin dağılmasına asla sebep olmayacak. Biz birbirimize çok bağlı bir aileyiz. Bütün aile seni seviyor. Babaannen de seni çok özledi. Ağabeyin okulu kazandı. Şu anda İstanbul’da. Annen ise Amerika’da.’

ESKİ GÜNLERE DÖNECEĞİZ 

Nida Garipoğlu’nun cezaevine girmeden önce oğluna çeşitli konularda tavsiyeler verdiği, özellikle de basına karşı uyardığı mektup şöyle devam ediyor: ‘Cem hepimizin aklında bir tek sen varsın. Bu kötü günler geri de kalacak. Biz hepimiz tekrar bir arada olacağız. Eski günlerimize geri döneceğiz. Moralini yüksek tut. Basına karşı dikkatli ol. Onların sorularına asla cevap verme. Tahriklerine kapılma.’

GARDİYANLARIN GÖZÜ ÜSTÜNDE

Maltepe Çocuk ve Genç Cezaevi’nde kalan Cem Garipoğlu, kendine zarar vermemesi için sürekli gözlem altında tutuluyor.
Cezaevinde tek kişilik koğuşta tutulan Cem Garipoğlu’nu tutukluluğunun üçüncü gününde de ziyaret eden olmadı. Akşam saatlerinde telefonla gazetecilere durumla ilgili bilgi veren Garipoğlu’nun avukatı Aytekin Kaya, müvekkili hakkında cezaevi yönetiminden bilgi aldığını belirterek şunları şöyledi:

‘Müşahede altında tutulmaya devam ediyor. Tek kişilik koğuşta tutulmasının nedeni kendine zarar vermesi ihtimalini ortadan kaldırmak. Bu özel bir uygulama; agresif, kendine zarar vermesi muhtemel tutuklular tek kişilik koğuşa alınıyor. Cem agresif bir çocuk değil. Sanıyorum ilerleyen günlerde normal koğuşa alınacak. Araya bayram tatili girdiği için avukat ziyareti hakkımız yok. Ancak bu bayramda diğer tutuklular gibi açık görüşten faydalanabilecek’ dedi.
Aytekin Kaya, çocuk cezaevlerinde tutukluların telefon hakkı olduğunu da belirterek diğer çocuklar gibi Cem Garipoğlu’nun da prosedürler tamamlandıktan sonra telefon hakkı da olacağını söyledi.

 ANNENİN ‘AÇIK GÖRÜŞ’ HESABI

CEM Garipoğlu’nun 6 aydır Mavi Bülten’le aranan annesi Makbule Garipoğlu’nun bayramdaki açık görüşte oğluyla buluşmak için ABD’den dönmesi bekleniyor. Firari Cem Garipoğlu’nun teslim olmasıyla gözler ailesine çevrildi. Polis cinayetten sonra savcılık tarafından sorgulanmasının hemen ardından önce Rusya’ya oradan da ABD’ye giden anne Tülay Makbule Garipoğlu’nun yurda dönmesini bekliyor. Anne Garipoğlu 6 aydır İnterpol tarafından Mavi Bülten’le aranıyor. Polis oğlunun tutuklanmasından sonra anne Garipoğlu’nun kaçmasını gerektirecek şartların ortadan kalmış olduğunu hesaplıyor. 

Anne Makbule Garipoğlu’nun dönme ihtimalini güçlendiren ikinci nedense bayram nedeniyle cezaevlerinde yapılan açık görüşler. Annenin tam 197 gündür görmediği oğlu Cem ile bu sırada görüşebilmek için yurda dönüp polise teslim olacağı tahmin ediliyor. Tutuklanmazsa Makbule Garipoğlu, cezaevinde Cem Garipoğlu ile görüşebilecek.

(Akşam)

Cem geceyi ağlayarak geçirmiş

Filed Under (Gündem) by admin on 18-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , ,

Cem geceyi ağlayarak geçirmiş

Cem’e gece tas kebabı, pilav ve üzüm hoşafı verildi. Cem’in cezaevindeki ilk gecesini ise ağlayarak geçirmiş.

 

Kız arkadaşı Münevver Karabulut’u öldürdükten sonra kafasını keserek Etiler’de bir çöp kutusuna koyduğu iddiasıyla 197 gün sonra teslim olan Cem G., tutuklanınca konulduğu cezaevindeki ilk gecesini ağlayarak geçirdi.

Mahkemece tutuklanan Cem G., dün saat 23.40 sıralarında Maltepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ne getirilmişti. Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki koğuşlardan birine yerleştirilecek olan Cem, geceyi karantinada geçirdi.

Gece boyunca hiç uyumayan Cem’e ilk yemeği sahur saatinde verildi. Cezaevinin sahur menüsü, akşam yemeğinde çıkan, tas kebabı, pilav, üzüm hoşafı oldu. Cem’e sabah kahvaltısında ise reçel, tereyağı, peynir ve çaydan oluşan menü verildi.

Her gün 5 bin kişiye yemek çıkarılan cezaevinde kantin bulunmadığından Cem’in menü dışında karnını doyuracak bir seçeğini yok. Menüden yemek yeyip yemediği henüz açıklanmayan Cem G., 3 gün karantinada tutulacak. Sonra da Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki A, B ve C bölümlerinden oluşan koğuşlardan birine yerleştirilecek. Cem, 18 yaşına gireceği 20 Ekim’den sonra aynı kompleks içindeki L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Bölümü’ne yerleştirilecek.

TÜM DETAYLARIYLA MALTEPE CEZA İNFAZ KURUMU

KOMPLEKSTE 5 CEZAEVİ VAR

Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi Adalet Bakanlığı Maltepe Ceza İnfaz Kurumları Kompleksi içinde diğer cezaevi binalarından yüksek duvarlar ile ayrılıyor. Cezaevinin iç güvenliği infaz koruma memurları dış güvenliğini ise jandarma sağlıyor. Maltepe’nin kuzeyinde kalan Büyükbakkalköy bölgesinde yer alan cezaevi kompleksi büyük bir arazi üzerinde bulunuyor.

2007 yılında yapımı tamamlanan Maltepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, Türkiye’deki büyük cezaevi komplekslerinden biri. 3 L tipi, 1 çocuk ve gençlik, 1 açık ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 5 ceza infaz kurumundan oluşan kampüste ayrıca, 140 lojman, ve bu bölümde, otopark, restoran ve fast-food, ziyaretçi bekleme mahalli bulunuyor. Tüm kampüsü ısıtacak Merkezi ısıtma sisteme sahip kampüste ayrıca, mutfak, hastane ve çamaşırhane de yer alıyor.

Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’nin yeniden inşa edilecek olması üzerine burdaki çocuklar, geçtiğimiz yıl kampüste oluşturulan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bölümüne nakledilmişti. 334 çocuk kapasiteli bu bölümler, A, B ve C olmak üzere toplamda 36 koğuş bulunuyor.

Haber Kaynağı : internethaber

Antalya’da çocuk pornosu baskını

Filed Under (Haber) by admin on 14-09-2009

Tagged Under : , , ,

Antalya’da, bilgisayarında çocuk pornosu görüntüleri bulunduğu iddia edilen kişi tutuklandı.

Antalya’da, bilgisayarında çocuk pornosu görüntüleri bulunduğu iddia edilen kişi tutuklandı.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Bilişim Suçları Büro Amirliği ekipleri, bir kişinin ünlü kişilere ait internet sitelerinin kopyalarını yaptığı iddiası üzerine inceleme başlattı.

İnternet sitelerini kopyaladığı iddia edilen E.T’nin (38) Uncalı Mahallesi’ndeki evine baskın düzenlendi. Evdeki aramada, E.T’ye ait bilgisayarda çok sayıda çocuk pornosu görüntüsü tespit edildi.

Gözaltına alınan evli ve 5 çocuk babası E.T, sorgulamasının tamamlanmasının ardından çıkarıldığı mahkemece, “Çocukların cinsel istismarı” ve “Bilişim sistemlerine izinsiz girmek” suçlamalarıyla tutuklandı.

E.T’nin medyumluk yaptığı da öne sürüldü.
Haber Kaynağı : internethaber

hande ataizi çocuk istiyor

Filed Under (Medya) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , ,

Hande Ataizi hayatıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sanatçı, “Artık bir evlat sahibi olmak istiyorum. Zamanım çoktan geldi” diyor.

 

“Çocuğum olmasını çok istiyorum. Bu zamana kadar olmamasını kısmet olarak yorumluyorum. Eğer anne olmuş olsaydım, bebeğimin babası olan kişiyle hayat boyu birlikte olurdum. İnsanın çocuğunun babasından ayrılması bence hiç doğru değil. Çocuktan sonra boşanmak o kadar da basit değil. Birçok insan da yaşamını çocuğunun üzerine kuruyor. Sevgilim Philippe ile evlilik konusunu konuşmadık ama evlilik bana çok yakın bunu böyle hissediyorum. Anne olmak için sabırsızlanıyorum.” Bu sözler Bugün’de yer alan Hande Ataizi haberine ait. Ataizi daha sonra şöyle devam ediyor:

EVLER ALIYORUM
“14 yıldır deli gibi çalışıyorum. Kazandığım paraları da elimden geldiğince doğru yatırımlarla değerlendirdiğime inanıyorum. Emlak alıyorum, bankadaki paramı fonda değerlendiriyorum. Tek amacım ileride kimseye muhtaç olmamak. Bütün planlarım sadece bu yönde.”

NAZARDAN ÇEKİNİRİM
“Ben negatif enerjiden, nazardan çok çekinirim. Kendimi iyi hissetmediğim zaman o gün görüştüğüm bir kişiden negatif enerji aldığımı düşünürüm. Hatta bu kötülük tanımadığın birinden de gelebilir. Nazardan korunmak için kendime göre önlemler alıyorum. Ama bunların ne olduğunu söyleyemem. Yoksa etkisi üzerimde hiçbir etkisi kalmaz.”

kaynak : haberturk.com

sezeryanda hastanelere sinirlama geldi

Filed Under (Haber) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , , , ,

Sağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak. Buna göre bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da hastanenin performansında bir gösterge olacak. Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20′yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15′i geçmemesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı sezaryenle doğum oranını Dünya Sağlık Örgütü standartlarına ulaştırmak ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 1 Eylül’de yürürlüğe giren, Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’nde kurumsal performans kriterleri arasında bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da yer alacak. Ve sezaryenle yapılan doğumların azlığı ya da çokluğu, kurumun verimliliğinin bir göstergesi olacak.-”ÖZELLERDE SEZARYENLE DOĞUM ORANI YÜZDE 70′LERE KADAR ÇIKTI”-

Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, ANKA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranları sorguladıklarını bildirdi. Daire Başkanı Güler, Bakanlık olarak sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlara çekmek istediklerini ifade ederek “Bu anlamda sezaryen oranlarını da performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz. Koyduğumuz kriterlere göre, tüm hastanelerde sezaryen oranı yüzde 15′i geçmemeli, eğitim hastanelerindeyse yüzde 20′yi geçmemeli” dedi. Bu konunun üzerinde titizlikle durduklarını da belirten Güler, “Bu oranlar özel sektörde yüzde 70′lere kadar çıktı. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Ne tıbbi anlamda ne de insanlık anlamında kabul edilemez oranlar” diye konuştu. 2006′dan beri bu uygulamayı gerçekleştirdiklerini ifade eden Güler şunları söyledi:

“Her geçen gün biraz daha niteliği arttırıyoruz. Farkındalıklar arttı, insanlar artık bunu sorgulamaya başladı. Bizim hassasiyetlerimiz ve performans kriteri olarak yürürlüğe koymamız, ülkemizdeki sezaryen oranlarının aşağı düşmesine yol açtı. Bu bir kültürel süreç. Gittikçe bu konuda farkındalık artıyor. Hastanelerin hizmet kalite belgesi alabilmeleri için de sezaryen oranının istenilen düzeyde olması lazım. Sezaryenle doğum oranları belli bir düzeyin üstündeyse o hastanedeki işleyişin sezaryen anlamında iyi olmadığını düşünüyoruz. Kurumsal kalite çalışmalarında sezaryen oranı yüksek olduğu zaman bireysel performansı da olumsuz etkileyebilir. Ek ödemeye, döner sermayeye de olumsuz yansıyabilir.”

-SEZARYENLE DOĞUM YÜZDE 40′TAN YÜZDE 32′YE DÜŞTÜ-

Sezaryenle doğumun sadece dünyada değil Türkiye’de de artması üzerine harekete geçen Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları sonuç verdi ve sezaryenle doğum oranında düşüş yaşandı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, tüm Türkiye’de 2006 yılında toplam doğum oranı 706 bin iken, bunun 288 binini, yani yüzde 40.8′ini sezaryenle doğum meydana getiriyordu. 2007 yılında ise, toplam 766 bin doğum gerçekleşti. Bu doğumlarda ise 251 bin anne, yani yüzde 32.8′lik bir oran sezaryenle doğumu tercih etti.

-BAKAN AKDAĞ’DAN DA SEZARYEN UYARISI-

Geçtiğimiz günlerde çeşitli gezi ve incelemelerde bulunmak üzere Kayseri’ye giden Sağlık Bakanı Recep Akdağ‘da buradan çağrıda bulunarak “Lütfen ihtiyacınız olmadığı sürece sezaryenle doğum yapmayın” demişti. Bakan Akdağ, Uluslararası standartlarda sezaryenle doğumun yüzde 20′yi geçmemesi gerekirken, Türkiye’de yüzde 60′lara çıkmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını söylemişti.(ANKA)

(DNZ/ZG)

(Ankara Haber Ajansı)