Ramazan’da aldığınızı bayramda verin

Filed Under (Sağlık) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , ,

Ramazan'da aldığınızı bayramda verin

 

Ramazan ayında günde iki öğün yemek yediğimiz ve bütün gün aç kaldığımız halde niçin kilo alırız? Uzmanlar, bu durumu iki nedene bağlıyor.

 

Uzun süre aç kalan vücut az enerji harcar. Sonucunda normal zamandan çok daha az hareket ederiz. İkincisi ise açlığa ancak fazla kalorili besinler yiyerek dayanabileceğimizi düşünmemiz. Sahur ve iftarlarda yenilen ağır yemeklerin üstüne bir de hareketsizlik eklenince Ramazan’dan 3-5 kilo fazlalıkla çıkarız. Bayramda ev sahibine ayıp olmasın diye yenilen tatlılar eklenince bu kilolar içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki kış gelmeden bu kilolardan kurtulmanın yolu nedir? Konuyu diyetisyen Dr. Hüseyin Budak’la konuştuk. İşte Budak’ın önerileri:

Egzersizler artırılmalı: Ramazan’da hareketsiz kalan vücudu eski şekline getirebilmek için egzersizler artırılmalı. Sağlığı müsaade edenler spor yapmalı. Yaşlıların ise mutlaka en az yarım saat yürüyüş yapması gerekiyor. Hanımlar ev içerisinde step plates gibi hafif egzersizler yapabilir. Ancak egzersizler düzenli olmalı.

Tatlıyı mümkün olduğunca az yemeli: Şerbetli tatlılar yerine hafif sütlü tatlılar tercih edilmeli. Daha çok sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli. Bayram sabahı zeytin, peynir, domates, salatalık, sütten oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir. Kahvaltıdan sonra ara öğün olarak meyve de ihmal edilmemeli.

Öğlen yemeğine yüklenilmemeli: Ramazan boyunca iki öğün yemeğe alışmış vücut, öğlen yemeğini yadırgayacaktır. Bu yüzden öğlen yemeğinde çok az ve hafif şeyler yenilmeli. Çorba ve salata ya da yağsız bir ana yemekle birlikte yenilen salata doğru seçim olabilir.

Bayram rahatsızlıklarına dikkat: Bir anda ikiden fazla öğüne geçilmesi ve sık sık yenilen tatlılar şekerin birdenbire yükselmesine neden olacaktır. Bu durum da mide bulantısı, terleme, baş dönmesi, kusma gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Şeker hastalarında hipoglisemik rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu yüzden azar azar ve sık sık beslenilmeli. İlaç kullanan yaşlılar tatlılardan uzak durmalı ve az yemeli.

Ramazan’da aldığınız kiloları vermek için bir diyet

Sabah kahvaltısı: 1 bardak yağsız süt (150 gr), 1 dilim ekmek (50 gr), 2 kibrit kutusu kadar az yağlı beyaz peynir, bir miktar zeytin (8-10 adet), 1 domates, 1 salatalık, 1-2 yeşil biber, 1-2 bardak çay (şekersiz ya da az şekerli)

Öğle yemeği: 2 yumurta büyüklüğü kadar derisiz tavuk eti veya balık ya da 8 yemek kaşığı kuru baklagil yemeği, 1 porsiyon etsiz yeşil sebze (4 yemek kaşığı), 1 su bardağı az yağlı yoğurt, yağsız salata, 1 dilim ekmek veya yerine iki kaşık pilav, 2 kaşık makarna ya da haşlanmış patates.

Akşam yemeği: 3 yumurta büyüklüğü kadar derisiz tavuk veya balık eti (ızgara veya buğulama), 1 porsiyon etsiz sebze yemeği, 1 su bardağı yağsız yoğurt, yağsız salata, 1 dilim ekmek.

Zaman

Aşk acısı kilolarını hangi diyet önler?

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2009

Tagged Under : , , ,

Zor günlerde kendinizi buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? İş stresi, çocuklar, erkek arkadaşınız ya da eşiniz daha çok yemenize mi neden oluyor? İşte cevabı:

Diyetisyen Banu Kazanç kadınların sinir ve stresten kaynaklanan kilolarına karşı basit ama önemli önerilerde bulundu .Diyetisyen Banu Kazanç sadece yedikleriyle değil, yaşadığı sıkıntılarla da her gün daha fazla kilo alan kadınlara ilişkin sorularımızı yanıtladı…

Psikolojik şişmanlık, en çok kadınlarda mı görülüyor?

Evet, duygusal yemenin daha çok kadınlarda görüldüğü, araştırmalarla da ortaya çıktı. Kadınlar fizyolojik ve hormonal olarak erkeklerden çok daha farklı oldukları için duygusal açlığı daha sık yaşayabiliyorlar. Hormonal olarak duygusal dalgalanmalar da onlarda daha sık oluyor. Bu duygusal dalgalanmalar gün içinde yaşanılan olumsuzluklarla da birleşince duygusal açlık ortaya çıkabiliyor.

Peki duygusal açlığın sebepleri nelerdir?

Kadınlarda duygusal açlık daha çok işleri, eşleri ya da çocukları ile ilgili yaşadıkları sorunlardan kaynaklanıyor. Bu da yeme krizlerine sebep oluyor. Bu durumdaki kadınlar yemek yedikçe problemin çözülebileceğini ya da sorunlar karşısında daha dirayetli olabileceklerini sanıyorlar. Ama en büyük hatayı da zaten burada yapıyorlar. Yemek yemekle sorunlar çözülmüyor sadece geçici olarak üstü kapanıyor.

SAKİNLEŞTİRİYOR

Duygusal yemek krizinden nasıl kurtulabiliriz?

Asıl sorunu çözmeye yönelik bir girişimde bulunursanız duygusal yeme krizinden de kurtulursunuz. Daha çok kadınların yaşadığı sıkıntı, stres, anksiyete ve sinirlilik durumunda kanda kortizol hormonu daha fazla salgılanır. Artan kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdaların art arda yenmesine neden olur. Aşırı kortizol hormonu açlık yapar.

Daha çok yalnız kadınlar mı yoksa evli kadınlar mı duygusal kilolarla savaşıyorlar?

Yalnız kadınlar farkında olmadan duygusal yalnızlıklarını beslenmeyle örtmeye çalışırlar. Kendi seçimleri olsa bile kadınlar yalnız kaldıklarında kendilerine daha az özen gösterip, daha fazla yemek yeme eğiliminde olabilirler. Aşk acısı ise kadınları duygusal şişmanlığa iter. Evliliğinde yeterli ilgiyi göremezlerse kendilerini buzdolabının önünde bulabilirler.

Yalnızca diyet yapmak yetmez, işte reçeteniz!

Artık herkes biliyor; sadece diyet yapmak kilo vermeye yetmiyor. Diyeti, yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. İşte yaşam tarzınızı değiştirme yöntemleri:

1- Duygusal durumunuza göre acıkmadığınız halde tükettiğiniz besinlerin listesini yapın.

2- Duygularınız sizi buzdolabına sürüklediğinde onlara karşı çıkıp, farklı faaliyetlere yönelmeyi deneyin. Örneğin; yürüyüşe çıkmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla telefonda konuşmak gibi…

3- Diyet yaparken aç kalmayın. Aç kalmak sizi daha çok yemeye itecek ve bu yemeler duygusal açlığa sebep olacaktır

4- İş yerinde molalarınızı iyi kullanın. Molalarda kısa yürüyüşler yapın, bir iş arkadaşınızla iş dışında bir konu hakkında sohbet edin.

5- Sinirli hissettiğiniz ortamdan uzaklaşın. Boşuna kendinizi hırpalamayın.

6- Aşırı karbonhidratlı yiyecekleri buzdolabınızda bulundurmayın. Her buzdolabını açtığınızda karşınıza süt ve meyve çıksın. Özellikle süt tokluk hissi yaratacağından yeme ihtiyacından kurtarır.

7- İş konusunda kendinizden her zaman mükemmellik beklemeyin küçük hatalara takılmayın. Kendinizi ve hatalarınızı bağışlamayı öğrenin.

8- Yeterli kalori almıyorsanız duygusal yeme eğiliminiz artacaktır.

9- Düzenli egzersiz yapın ve dinlenmeyi unutmayın. Bedeniniz dinlenmiş ve zinde olursa ruh halinizi daha fazla kontrol edebilir ve stresle başa çıkabilirsiniz. Bu da duygusal yeme dürtüsünden sizi kurtaracaktır.

10- Yemeğinizi yerken acele etmeyin, yavaş olun. Böylece duygusal yemekten fizyolojik yemeye geçişiniz kolay olacaktır.

11- Eğer duygusal yeme problemi yaşarsanız, kendinizi affedin ve ertesi gün taze bir başlangıç yapın.

12- Sorunları konuşmak iyi gelecektir. Düzenli olarak sevdiğiniz şeyleri yapın, kendinizi yemek yemeye adamayın.

13- Kendinize “Gerçekten açlık hissediyor muyum?” sorusunu sorun. Gününüzü tekrar gözden geçirin ve sizi acıktıranın ne olduğunu bulun

14- Bir konuyu fazla düşünmeyin, sadece bir konuya yoğunlaşmak, duygusal yeme isteğini artırır. Eğer yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek, derin nefes alıp vermek, unutmanıza yardımcı olacaktır.

15- Duygusal yemek yeme ihtiyacı size ancak kaçmayı öğretir. Bu şekilde ancak hedeflerinizi ihmal edebilirsiniz. Duygusal beslenmenin sebeplerinden biri de hayal kırıklıklarını bir ölçüde bastırmaktır. Kendinizi her yetersiz hissettiğinizde yemek yerseniz, hiçbir planınızı gerçekleştiremezsiniz. Bunun yerine kilo alırsınız. Korkularınıza çözüm bulmak yerine sürekli yerseniz, korkularınız daha da büyür ve yemek yemek giderek daha çekici hale gelebilir.

Sizin kilolarınız gerçek mi yoksa duygusal mı?

Fizyolojik açlık, yaşamımızı sürdürebilmemiz için bedenimizin verdiği tepkiyken, duygusal açlığı biz oluştururuz.

Duygusal açlık ani bir şekilde oluşur. Duygusal yemede asla tam olarak doyduğunuzu hissedemezsiniz.

Duygusal açlıkta, istediğiniz besini hemen tüketebilmek için çıldırırcasına davranırsınız. Oysa fizyolojik açlıkta, yemeğin hazır olması için bekleyebilirsiniz.

ÇOK ÇOK YERSİNİZ

Duygusal açlıkta ne yediğiniz önemli değildir. Miktarı da çok yüksek olur.

Yedikten sonra yoğun bir vicdan azabı duyarsınız.

Kişide çikolata, pasta, hamburger ve tatlı gibi besinleri yeme eğilimi vardır.

Duygusal yemede kriz ağız ve beyinde başlar. Fiziksel yemede mide guruldar ve boştur, ağrılı tepki verir.

Duygusal yemede ısrar ve aciliyet, fiziksel yemede sabır vardır.

Duygusal yemede sınır yoktur. Midede ağrı hissedilse bile yemeye devam edilir.

Duygusal yemeye neden; ruh hali değişikliği ve mutluluğu kaynağında değil yemekte bulma arzusudur. Mutluluğu yemek yiyerek bulabileceklerini düşünürler

 

Sabah

ÇİKOLATA PATRONİÇESİNİ 21 YILLIK DİYET ERİTTİ HAYATA ERKEN VEDA ETTİ

Filed Under (yaşam) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , ,

Anoreksiya Hastalığına Yakalanan, 21 Yıl Boyunca Sadece Salata Yiyerek Beslenen ve Su Bile İçmediği İçin 2 Böbreğini Kaybeden Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Leyla Akçağlılar Önceki Gün Vefat Etti. Butterfly Çikolata ve Pastanelerinin de Sahibi Olan Ancak Tatlıyı Bilmeyen Akçağlılar, Sağlıksız Diyetin Zararlarını Her Fırsatta Anlatıyordu.

Anoreksiya hastalığına yakalanan, 21 yıl boyunca sadece salata yiyerek beslenen ve su bile içmediği için 2 böbreğini kaybeden Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Leyla Akçağlılar önceki gün vefat etti. Butterfly çikolata ve pastanelerinin de sahibi olan ancak tatlıyı bilmeyen Akçağlılar, sağlıksız diyetin zararlarını her fırsatta anlatıyordu.

TEKFEN Holding’in kurucularından Necati Akçağlılar’ın kızı ve Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Leyla Akçağlılar 50 yaşında vefat etti. Butterfly çikolatalarının ve pastanesinin sahibi de olan Akçağlılar, 21 yıl süren diyeti sonucu böbreğini kaybetmiş, 2007 yılında kuzeninin böbreğiyle yeni hayatına başlamıştı. Anoreksiya hastası olan Leyla Akçağlılar, dört yemek ve tatlı kitabı da yazdı. Son kitabı ’Böbrek Yetmezliğinde Doğru Beslenme’ ile kendi yaşamından yola çıkarak böbrek hastalarının doğru beslenmesini sağlamaya çalıştı.

Paris’te zayıflık arzusu

Çocukken aile dostlarına ve arkadaşlarına özenle masalar hazırlamaktan, yemek pişirmekten hoşlanan Leyla Akçağlılar, 18 yaşında Paris’e ekonomi okumaya gittiğinde zayıflık tutkusu başladı. Zayıflık o yıllarda moda olmaya başlamıştı. 1978’den 1999’a kadar 21 sene sadece salata yiyerek ve su bile içmeden yaşadı. Balık ve et yemekten, protein almaktan özenle kaçınan Akçağlılar’ın böbrekleri, anoreksiya hastalığı sonucu iflas etti. 5-6 yıl kronik böbrek yetmezliğiyle uğraşan Akçağlılar, 2007 yılı sonunda kuzeninin böbreğiyle yeniden hayata döndü ve sadece 9 ay süren ’ikinci hayatım’ dediği dönemi yaşadı. 13 Eylül’de vefat eden Leyla Akçağlılar’ın cenaze namazı bugün Bebek Camii’nde öğle namazından sonra kılınacak. Cenaze Aşiyan’daki aile mezarlığına defnedilecek.

Bedenimi kontrol edeyim

Leyla Akçağlılar, geçtiğimiz haziran Hürriyet Gazetesi’nden Mesude Erşan’la röportajında, zayıflık arzusunun tutkuya dönüştüğünü şu ilginç sözlerle aktarmıştı: “Paris’teyken dönemin mankeni Twiggy çok zayıftı. Genç kızlar onun kadar ince olmak istiyordu. Ben de bu eğilimden çok etkilendim. Yememek için kendimi tuttum. Türkiye’deyken ailem tüm yaşamımı kontrol ediyordu. Taleplerimi her zaman yerine getiriyor, hayır diyemiyordum. Çok düşkün olduğum babam çok dominanttır. Hiçbir şeye kendim karar veremiyor, yalnız yapamıyordum. Paris’e tek başıma okumaya gidince, hiç olmazsa bedenimi kontrol edebilme şansım oldu. Kendimi cezalandırmak istercesine vücudumdan acısını çıkarmaya çalıştım. Üzüldüm kendimi aç bıraktım. Kızdım yine aç bıraktım.”

Cordon Blue’da eğitim

Türkiye’de adını Tekfen Holding’te aldığı görevlerden çok arkadaşı Ebru İpekçi ile birlikte açtığı Butterfly pastanesi ve el yapımı Butterfly çikolatalarıyla duyuran Leyla Akçağlılar, tatlının tadını da bilmiyordu. Akçağlılar, Paris’te ekonomi eğitiminin ardından Fransa’nın ünlü yemek okulu Le Cordon Bleu’ya gitti. Ailesi, yememe hastalığına yakalanan kızlarını en başından fark etmiş ve terapiler almasını, kliniklere yatmasını sağlamıştı.

Sakın vejetaryen olmayın

PROTEİN’in insan yaşamındaki önemini ne yazık ki sağlığını kaybettikten sonra anlayan Ayşe Leyla Akçağlılar, vejetaryen beslenme modelini kimseye önermediğini her fırsatta insanlara duyurdu. Doktorların uyarılarını dikkate almadığını ve “Ben gencim bana bir şey şey olmaz” dediğini itiraf eden Akçağlılar, özellikle gençlerin aşırıya kaçmadan bütün besinlerden faydalanmasını tavsiye ediyordu.

Çocukken yediği etin tadını unutmuştu

AYŞE Leyla Akçağlılar, proteinsiz sadece salata yiyerek geçirdiği 21 yılın ve böbrek yetmezliği çektiği yılların ardından 2007 yılı sonunda Los Angeles’taki böbrek nakliyle yeniden et yemeye başlamıştı. Çoçukken et yiyen ve daha sonra uyguladığı diyetle vejetaryen olan Akçağlılar, yeniden yemeye başladığında etin tadını hiç hatırlamıyordu. Akçağlılar böbrek naklinden sonra etin yanı sıra her gün iki öğün balık ve yumurta gibi protein içeren gıdalar almaya başlamıştı.

El yapımı çikolata üretti, hiç yemedi

ZAYIFLIK tutkusunun yanında Ayşe Leyla Akçağlılar, yemek pişirme tutkusuna da sahipti. Ebru İpekçi ile birlikte 1997 yılında yemek kitapları yazmaya başladı. İkili daha sonra 2003 yılı sonunda da Butterfly pastanesini açmıştı. 2005 yılında Butterfly’da el yapımı çikolatalar da üretiliyordu. Çocukluğundan beri aslında tuzlu seven Akçağlılar, Butterfly’da pişirilen her şeyin tadına ufak bir ısırık alarak bakmakla yetiniyordu.

 

Kaynak : Haberler.com

Zayıf görünmenin sırrı!

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , ,

Zayıf görünmenin sırrı!
Dikey çizgili giymek zayıf gösterir inancı yanlış çıktı. Bakın insanı ne zayıf gösteriyor?

Dikey çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiğine dair kanaatin doğru olmadığı ortaya çıktı.

İngiliz Bilim Derneği’nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi’den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.

İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson’un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, “Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı.” dedi.

Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi.

20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, “Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. ” dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.

“Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?” sorusu karşı Thomson, “Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler.” tavsiyesinde bulundu.

 

Kaynak : internethaber.com