Aşk acısı kilolarını hangi diyet önler?

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2009

Tagged Under : , , ,

Zor günlerde kendinizi buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? İş stresi, çocuklar, erkek arkadaşınız ya da eşiniz daha çok yemenize mi neden oluyor? İşte cevabı:

Diyetisyen Banu Kazanç kadınların sinir ve stresten kaynaklanan kilolarına karşı basit ama önemli önerilerde bulundu .Diyetisyen Banu Kazanç sadece yedikleriyle değil, yaşadığı sıkıntılarla da her gün daha fazla kilo alan kadınlara ilişkin sorularımızı yanıtladı…

Psikolojik şişmanlık, en çok kadınlarda mı görülüyor?

Evet, duygusal yemenin daha çok kadınlarda görüldüğü, araştırmalarla da ortaya çıktı. Kadınlar fizyolojik ve hormonal olarak erkeklerden çok daha farklı oldukları için duygusal açlığı daha sık yaşayabiliyorlar. Hormonal olarak duygusal dalgalanmalar da onlarda daha sık oluyor. Bu duygusal dalgalanmalar gün içinde yaşanılan olumsuzluklarla da birleşince duygusal açlık ortaya çıkabiliyor.

Peki duygusal açlığın sebepleri nelerdir?

Kadınlarda duygusal açlık daha çok işleri, eşleri ya da çocukları ile ilgili yaşadıkları sorunlardan kaynaklanıyor. Bu da yeme krizlerine sebep oluyor. Bu durumdaki kadınlar yemek yedikçe problemin çözülebileceğini ya da sorunlar karşısında daha dirayetli olabileceklerini sanıyorlar. Ama en büyük hatayı da zaten burada yapıyorlar. Yemek yemekle sorunlar çözülmüyor sadece geçici olarak üstü kapanıyor.

SAKİNLEŞTİRİYOR

Duygusal yemek krizinden nasıl kurtulabiliriz?

Asıl sorunu çözmeye yönelik bir girişimde bulunursanız duygusal yeme krizinden de kurtulursunuz. Daha çok kadınların yaşadığı sıkıntı, stres, anksiyete ve sinirlilik durumunda kanda kortizol hormonu daha fazla salgılanır. Artan kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdaların art arda yenmesine neden olur. Aşırı kortizol hormonu açlık yapar.

Daha çok yalnız kadınlar mı yoksa evli kadınlar mı duygusal kilolarla savaşıyorlar?

Yalnız kadınlar farkında olmadan duygusal yalnızlıklarını beslenmeyle örtmeye çalışırlar. Kendi seçimleri olsa bile kadınlar yalnız kaldıklarında kendilerine daha az özen gösterip, daha fazla yemek yeme eğiliminde olabilirler. Aşk acısı ise kadınları duygusal şişmanlığa iter. Evliliğinde yeterli ilgiyi göremezlerse kendilerini buzdolabının önünde bulabilirler.

Yalnızca diyet yapmak yetmez, işte reçeteniz!

Artık herkes biliyor; sadece diyet yapmak kilo vermeye yetmiyor. Diyeti, yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. İşte yaşam tarzınızı değiştirme yöntemleri:

1- Duygusal durumunuza göre acıkmadığınız halde tükettiğiniz besinlerin listesini yapın.

2- Duygularınız sizi buzdolabına sürüklediğinde onlara karşı çıkıp, farklı faaliyetlere yönelmeyi deneyin. Örneğin; yürüyüşe çıkmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla telefonda konuşmak gibi…

3- Diyet yaparken aç kalmayın. Aç kalmak sizi daha çok yemeye itecek ve bu yemeler duygusal açlığa sebep olacaktır

4- İş yerinde molalarınızı iyi kullanın. Molalarda kısa yürüyüşler yapın, bir iş arkadaşınızla iş dışında bir konu hakkında sohbet edin.

5- Sinirli hissettiğiniz ortamdan uzaklaşın. Boşuna kendinizi hırpalamayın.

6- Aşırı karbonhidratlı yiyecekleri buzdolabınızda bulundurmayın. Her buzdolabını açtığınızda karşınıza süt ve meyve çıksın. Özellikle süt tokluk hissi yaratacağından yeme ihtiyacından kurtarır.

7- İş konusunda kendinizden her zaman mükemmellik beklemeyin küçük hatalara takılmayın. Kendinizi ve hatalarınızı bağışlamayı öğrenin.

8- Yeterli kalori almıyorsanız duygusal yeme eğiliminiz artacaktır.

9- Düzenli egzersiz yapın ve dinlenmeyi unutmayın. Bedeniniz dinlenmiş ve zinde olursa ruh halinizi daha fazla kontrol edebilir ve stresle başa çıkabilirsiniz. Bu da duygusal yeme dürtüsünden sizi kurtaracaktır.

10- Yemeğinizi yerken acele etmeyin, yavaş olun. Böylece duygusal yemekten fizyolojik yemeye geçişiniz kolay olacaktır.

11- Eğer duygusal yeme problemi yaşarsanız, kendinizi affedin ve ertesi gün taze bir başlangıç yapın.

12- Sorunları konuşmak iyi gelecektir. Düzenli olarak sevdiğiniz şeyleri yapın, kendinizi yemek yemeye adamayın.

13- Kendinize “Gerçekten açlık hissediyor muyum?” sorusunu sorun. Gününüzü tekrar gözden geçirin ve sizi acıktıranın ne olduğunu bulun

14- Bir konuyu fazla düşünmeyin, sadece bir konuya yoğunlaşmak, duygusal yeme isteğini artırır. Eğer yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek, derin nefes alıp vermek, unutmanıza yardımcı olacaktır.

15- Duygusal yemek yeme ihtiyacı size ancak kaçmayı öğretir. Bu şekilde ancak hedeflerinizi ihmal edebilirsiniz. Duygusal beslenmenin sebeplerinden biri de hayal kırıklıklarını bir ölçüde bastırmaktır. Kendinizi her yetersiz hissettiğinizde yemek yerseniz, hiçbir planınızı gerçekleştiremezsiniz. Bunun yerine kilo alırsınız. Korkularınıza çözüm bulmak yerine sürekli yerseniz, korkularınız daha da büyür ve yemek yemek giderek daha çekici hale gelebilir.

Sizin kilolarınız gerçek mi yoksa duygusal mı?

Fizyolojik açlık, yaşamımızı sürdürebilmemiz için bedenimizin verdiği tepkiyken, duygusal açlığı biz oluştururuz.

Duygusal açlık ani bir şekilde oluşur. Duygusal yemede asla tam olarak doyduğunuzu hissedemezsiniz.

Duygusal açlıkta, istediğiniz besini hemen tüketebilmek için çıldırırcasına davranırsınız. Oysa fizyolojik açlıkta, yemeğin hazır olması için bekleyebilirsiniz.

ÇOK ÇOK YERSİNİZ

Duygusal açlıkta ne yediğiniz önemli değildir. Miktarı da çok yüksek olur.

Yedikten sonra yoğun bir vicdan azabı duyarsınız.

Kişide çikolata, pasta, hamburger ve tatlı gibi besinleri yeme eğilimi vardır.

Duygusal yemede kriz ağız ve beyinde başlar. Fiziksel yemede mide guruldar ve boştur, ağrılı tepki verir.

Duygusal yemede ısrar ve aciliyet, fiziksel yemede sabır vardır.

Duygusal yemede sınır yoktur. Midede ağrı hissedilse bile yemeye devam edilir.

Duygusal yemeye neden; ruh hali değişikliği ve mutluluğu kaynağında değil yemekte bulma arzusudur. Mutluluğu yemek yiyerek bulabileceklerini düşünürler

 

Sabah

“Sıfır beden” takıntısı!

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , ,

Uzmanlar bir tehlikeye dikkat çekiyor: “Sıfır beden olma isteği beden imaj bozukluğu olabilir. Bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı yoktur”

Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, son günlerde çok tartışılan “sıfır beden”in beden imaj bozukluğundan kaynaklanabileceğini belirterek, bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı olmadığını söyledi.
Karacalar, son günlerde çok tartışılan “sıfır beden”in bir güzellik ölçütü olduğunu, ancak bu güzellik ölçütünün aşırıya kaçırıldığını söyledi.
Bayanların sıfır beden olma isteğinin “Beden imaj bozukluğu” olabileceğini belirten Karacalar, “Beden imaj bozukluğu aşırı olarak algılanan ya da var olduğu zannedilen bir görüntü bozukluğuna hastanın aşırı takılması durumudur. “Kilosu konusunda bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı yoktur”
dedi.
Güzellik ölçütlerinin aşırıya götürülmesinin, bir çeşit takıntı olduğunu ifade eden Karacalar, kilo, yara izleri, burun, saç, dudak ve dişlerin en çok takıntı haline getirilen yerler arasında olduğunu kaydetti.
Beden imaj bozukluğu olan kişilerde ilgili sorunlarını giysi ya da aksesuarlarla aşırı gizleme eğilimi olduğunu anlatan Karacalar, “Sürekli tartılma, sürekli aynada kontrol eylemi ya da aşırı egzersiz düşkünlüğü
görülebilir. Bazen de tam tersi yansıyan yüzeyle karşılaşmak dahi istemezler. Sürekli fotoğraf çektirerek kontrol, ölçme, sürekli çevreden destek, toplumsal temastan kaçınma diğer bulguları arasında yer alır” diye konuştu.
Beden imaj bozukluğuna toplumda yüzde 2 oranında rastlandığını ve bu oranının son zamanlarda giderek arttığını belirten Karacalar, şunları kaydetti:
“Bu bozukluğa yakalanan ve zayıflayan kişi kilosuyla ilgili sağlıklı değerlendirme yapamaz. Ancak, çevreden duyduğu sıfır beden idealine ulaşırsa belki tatmin olur. Özellikle normal kadınların bile bacaklarını ve kalçalarını gerçek olandan ya da başkasının gördüğünden daha büyük ve kalın gördükleri saptanmıştır. Bu nedenle özellikle kadınlarda kilo takıntılı beden imaj bozukluğunun sık görülmesi doğaldır.”
PSİKOLOJİK DESTEK
Kişilerde beden imaj bozukluğu olup olmadığı estetik cerrahi girişiminden önce mutlaka saptanması gerektiğini anlatan Karacalar, yapılan estetik cerrahi girişimlerin genellikle bu kişileri mutlu etmediğini ve “bu mutsuz hasta gurubu”nun sık ameliyat olduğunu söyledi.
Karacalar, beden imaj bozukluğu olan kişilerin ameliyat öncesi saptanmasının öncelikle psikiyatrik destek için şart olduğunu vurguladı.

Kaynak : AA