Nouma: O hareket pahalıya patladı

Filed Under (Spor) by admin on 20-09-2009

Tagged Under : , , , , , , ,

Pascal Nouma, “Türkiye’de bu kadar tanındığımı söylesem Fransa’da kimse inanmaz” dedi.

 

Pascal Nouma, haber1903 internet sitesinin davetlisi olarak İstanbul’da. Röportaj yapmak üzere “Benim bahçem” dediği İnönü Stadyumu’na gidiyoruz. Stadın hemen altındaki Kartal Yuvası’na giriyor Nouma. Takımlarına ait ürünleri almak üzere mağazaya gelen taraftarlar karşılarında onu görünce heyecandan ne yapacaklarını şaşırıp fotoğraf çektirmek, forma imzalatmak için adeta yarışa giriyorlar. Pascal son derece rahat ve memnun bu ilgiden. Hiçbir isteklerini reddetmiyor onların. Aklımızdan şöyle bir düşünce geçiyor: Beşiktaş’ta şu anda oynayan futbolculardan biri burada olsa bu kadar ilgi görür müydü? Bir futbolcu düşünün ki altı yıl önce oynadığı takımın taraftarı onu hiç unutmuyor. Adına her gün internette gruplar kuruyor ve onu her organizasyona davet ediyor. Çünkü siyah beyazlılar gerçek Beşiktaş ruhunu ve sevgisini en çok onun temsil ettiğine inanıyor.

37 YAŞINDAYIM AMA FİT’İM

Türkçe konuşmayı seviyor Pascal. Konuşurken eğer biliyorsa Türkçesini kullanmayı tercih ediyor kelimelerin. Sahaya ayak bastığı an eski günlerini hatırlıyor ve kendi anonsunu kendi yaparak tribünlere koşuyor: “21 numaralı formasıyla Pascaaaal Noumaaaa!” Kapalı tribünün önünde ise elini kalbine götürüp “Çarşı 1 numara” diyor. Pascal bir yarışma programı için önümüzdeki günlerde daha sık Türkiye’de olacağını bu yüzden çok mutlu olduğunu söylüyor. Acun Ilıcalı’nın yapımcılığındaki bu programda futbolu bırakmış efsane isimler bir araya geliyor. Pascal’ın dışında eski futbolcular Tanju Çolak, Hakan Ünsal, Pierre Van Hooijdonk, Sergen Yalçın, Elvir Boliç takım kuracak ve eleme usulüyle yarışacak. Maçların yorumlarını Rıdvan Dilmen, hakemliğini ise Erman Toroğlu yapacak. Pascal bu programda futbolcu olarak sahaya çıkılmayacağını ama 37 yaşında olmasına rağmen hala çok fit olduğunu ve gerekirse biraz çalışmayla eskisi gibi oynayabileceğini bile söylüyor.

Pascal Nouma artık nasıl yaşıyor? Fransa’da neler yapıyorsun?

Futbolu bıraktım. İki çocuğum var, onlarla uğraşıyorum. Yarı iş sayılır bu. Hatta bence en iyi iş. (Gülüyor) Fransa’dayken sık sık Türkiye’yi ve Beşiktaş’ı düşünüyorum. Beşiktaş benim kulübüm ve çok seviyorum.

Oradan Beşiktaş’ı takip edebiliyor musun?

Tüm maçları değil tabii ama elimden geldiğince ne olup bittiğine bakıyorum. Kimin şampiyon olacağını seçemiyoruz tabii ama umudum Beşiktaş’ın yine şampiyon olması.

Takım pek iyi gitmiyor ama…

Umutsuz olmamak lazım. Bir şeyler değişebilir, toparlanabilir.

Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’i transferler yüzünden eleştirenler çok fazla.

O benim arkadaşım. Çok büyük bir kulübün başında. Transferlere gelince Tabata’yı tanımıyorum. Ama Beşiktaş’a gelmeyi başardıysa iyi bir futbolcudur. Kaç milyon olduğu önemli değil. (Türkçe) Boş ver.

Nouma Beşiktaş’a menajer ya da teknik direktör olsun diyen taraftarlar çok. Böyle bir teklif gelirse olur musun?

Bilmiyorum. Menajer olabilirim tabii. Ama teknik direktörlük henüz değil. Futbolculukla teknik direktörlük bence birbirinden oldukça farklı. Teknik direktörlük çok daha zor.

Teknik direktör olmayı neden istemiyorsun?

Çünkü çok erken kalkmak ve çok çalışmak zorundasın.

Bildiğim kadarıyla jübile yapmadın.

Jübile yapma imkanım olmadı Beşiktaş`ta. Çok istedim. Hala da çok istiyorum. İlerde böyle bir fırsat verilirse çok sevinirim.

Buradaki ilgiyi mi özlüyorsun?

Sadece ilgi ya da ünlü olmakla ilgili değil bu. İstanbul’da her şeyi özlüyorum. Yemekleri, güzelliğini, arkadaşlarımı, taraftarları… Sevmeseydim ve özlemeseydim ayrıldıktan sonra altı yıl içinde buraya defalarca gelmezdim.

Fransa’da Türkiye’de bu kadar sevildiğini biliyorlar mı?

Benim Türkiye’yi çok sevdiğimi biliyorlar ama onlara Türkiye’de bu kadar ilgi gördüğümü anlatsam da anlamazlar. ‘Hadi canım sen de’ derler. Bu yüzden anlatmayı çok istemiyorum. Anladın mı? (Türkçe) Yalan söylediğimi düşünecekler en iyisi anlatmamak.

İmzalı forma kazanan Furkan’a teklif yağdı

Beşiktaşlı taraftarların yoğun ilgi gösterdiği internet sitelerinden biri olan haber1903.com üyeleri geçen hafta Pascal Nouma’ya soru sorma şansı buldu. Nouma en beğendiği soruyu soran taraftara imzalı bir forma hediye edecekti. Binlerce soru geldi. Ancak Pascal bunların içinden 17 yaşındaki Furkan Kenaroğlu’nun sorusunu seçti. Furkan “100’üncü yılda 2-1 yendiğimiz İstanbulspor maçında oyuna girdikten 5 dakika sonra ikinci sarı karttan atıldı. Dürüst olmasını istiyorum. Küfür etti mi gerçekten?” dedi ve formayı kaptı. “Kesinlikle küfür etmedim. O maçtan sonra hakem bana ‘Zenci’ dedi. Asıl tartışılması gereken oydu. Buradan o hakeme yani Ali Aydın’a selamlarımı gönderiyorum” diyen Nouma, Furkan’a formayı hediye ettiğinde biz de oradaydık. Pascal ile tanışmak ve formayı almak için Adapazarı’ndan İstanbul’a gelen Furkan ve koyu Beşiktaş taraftarı olan babası Yavuz Kenaroğlu forma için önemli paralar teklif edildiğini ama satmayı akıllarından bile geçirmediklerini söyledi.

Çocuklarım da Fransa’da doğdu Beşiktaşlı oldu

İki çocuğun var. Onlar da Beşiktaşlı mı?

Tabii ki Beşiktaşlı. Beşiktaşlı doğdular, Beşiktaşlı ölecekler, benim gibi. Oğlum Noah 2,5 yaşında. Yürümeye başladığında ona bir rugby topu aldım, annesi de bir futbol topu verdi. Noah futbol topunu seçti. Sanırım oğlum babasının mesleğini seçecek.

Beşiktaş kulübü bir Pascal’ın daha yuvası olacak yani?

Evet bence 15 yıl sonra Nouma tekrar bu sahada olabilir. Bu benim rüyam. Oğlumu İnönü’de görmek kadar muhteşem bir duygu olamaz. Beşiktaş’a imza attığımda benim buradaki işim gol atıp top oynayıp kazanmaktı. Ama sonra taraftarla aramda çok özel bir diyalog gelişti. Onlar beni unutmadı, ben de onları. Beni geçebilecek kadar belki oğlumu da severler.

Dövmelerinin anlamı ne?

Çocuklarımın isimleri yazıyor. Bir de matematikteki Pi işareti var. Pi asla sayılamayan ve sınırı olmayan bir sayı. 3, 14 diye başlar ama bir türlü sonu gelmez. Aynı benim gibi sınırı yok. Bir de Revenge (intikam, hesaplaşma) yazıyor. Bütün her şey, herkes, bütün sorunlar için yazdırdım onu.

Şimdi olsa o hareketi yapmazdım

100’üncü yıl şampiyonluğuna birkaç hafta kala Beşiktaş’tan ayrılmıştın. Beşiktaş’ta şampiyonluk sevinci yaşayamadın.

Üzgünüm tabii. Fenerbahçe maçındaki hata çok şeye mal oldu. Ama hayat bu. Eğer altı yıl öncesine geri dönebilsem bu hareketi yapmazdım ve belki hala burada, Beşiktaş’ta olurdum. Ama artık geride kaldı bütün bunlar. Hayat devam ediyor. Ben gittim ama taraftar da Beşiktaş da hep burada olacak.

Nedir bu kadar sevilmenin sırrı? Herkes oynadığı kulübün taraftarıyla bağ kurar ama seninki başka?

Ben ilk geldiğimde annemden, ailemden koptum. 21 numaralı formayı almamın sebebi de karım ve çocuğum Fransa’da kaldı. 21 numarada bulunan 2 numara karım ve çocuğumu, 1 numara da beni temsil ederdi. Buraya sadece futbolumu oynamaya geldim ama daha gelir gelmez burada gördüğüm sevgiyle buranın ruhunu hissettim. Taraftar yoksa hiçbir şey yoktur. Futbol anlamsız bir oyun haline gelir. Bilmiyorum ne oldu, nasıl oldu. Sanırım onların sevdiği kadar Beşiktaş’ı sevdiğimi biliyorlar. Bu benim içimde olan bir şey.

Bu sevgi asla rol değil, öyle olsa Oscar alırdım

Ölürsem beni buraya gömün demiştin.

Evet hala söylüyorum: Öldüğümde buraya gömülmek istiyorum. İnönü benim bahçem. Hayatımda hiç buradaki kadar mutlu olmamıştım. Daha maçtan önce yapılan tezahüratlarla tüyleriniz diken diken olur. Avrupa’da birçok takımın taraftarı pozisyonları izler alkışlar, kötü oynarsa çeker gider.  Ama Çarşı öyle değil.

Fransa’dayken Türkiye’den arayanlar oluyor mu?

Bazen telefonum çalıyor. ‘Nouma seni seviyorum’ diyip kapatıyorlar. ‘İstanbul’a ne zaman geleceksin?’ ‘Seni çok özledik’ diyenler oluyor.

Bazıları yaptıklarının rol olduğunu söylüyor. Ağlamak, çimleri yemek…

Bunları rol olarak yaptığımı söylemek çok acımasızca. Hiçbiri sahte değil. Burada ağlamam lazım, hadi şimdi ağla dediğinizde ağlayamazsınız. Öbür türlü olsa çok başarılı bir aktörüm demektir, Oscar’lık.

(Star)

İzdivacı bırak hayatlara bak

Filed Under (yaşam) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , ,

İzdivacı bırak hayatlara bak
İzdivaç programlarına katılanların kısa hikayesini biliyor muydunuz? Olay çöpçatanlık hadisesi değil.
Star TV’de ekrana gelen “Esra Erol’la İzdivaç”a başvuran o kadar çok insan varki.. Milliyet’in magazin yazarı Ali Eyüboğlu, konuya sosyolojik açıdan bakıyor.
Bu sadece bir çöpçatanlık hadisesi değil diyen yazar, oraya gidenlerin büyük çoğunluğunun para ve başka faktörler için gittiğine dikkat çekiyor. Eyüboğlu programın bir günlüğünde yer alan isimleri sıraladı:
“(…)Kadir: 25 yaşında bekar. Trikoculuk yapıyor, 1.500 YTL maaş alıyor, kirada oturuyor. Lise mezunu. Yalnız yaşıyor.
Fatih: 24 yaşında, hiç evlenmedi, evi var, annesiyle yaşıyor. Güvenlik görevlisi. 1.200 YTL maaş alıyor.
Melahat: 44 yaşında. 1 kez evlendi. 17 yıl süren evliliği eşinin kumarı ve içkisi yüzünden bitti. 3 kızı, 2 oğlu var. İlkokul mezunu. Ne evi var, ne de emekli. İki çocuğuyla yaşıyor.
Elif: 46 yaşında. 17 yaşında yaptığı evlilik 18 yıl sürdü. Eşi tarafından terk edildi. 27 yaşındaki evli kızı ve 25 yaşındaki oğlu ile yaşıyor.
Gönül: 42 yaşında. Bir kez evlendi, 7 aylık hamileyken terk edildi. 17 ve 8 yaşında iki oğlu var. Ortaokul terk. “Çok acılar çektim, bana sahip çıkacak bir adam istiyorum” diyor.
Ahmet: 58 yaşında. Emekli. İki kez evlendi. İlk evliliği 33 yıl, ikincisi iki yıl sürdü. 30 ve 35 yaşlarında iki çocuğu var. 800 YTL maaş alıyor.
Hamit: 77 yaşında. Bir kez evlendi. 44 yıl 7 ay aynı yastığa baş koyduğu eşi 7 yıl önce öldü. 6 çocuğu da evli. Emekli, 1.500 YTL maaşı var, yalnız yaşıyor.
Mira: 31 yaşında. Antalya’da özel bir hastanede hemşirelik yapıyor. Oturma izni var, üniversite mezunu.
Akın: 23 yaşında. Bir kez nişanlandı, anlaşamadıkları için üç ay sonra yüzükler atıldı. İlkokul mezunu, garson. Evi var ama ailesiyle oturacak bir kız arıyor.
Sacit: 53 yaşında. Bir kez evlendi. O evlilik 20 yıl sürdü, anlaşamayınca ayrıldı. Biri öğretmen, biri doktor iki oğlu ve evi var. Yalnız yaşıyor, emekli. 2.000 YTL maaş alıyor.
Tuncay: 34 yaşında. İlkokul mezunu, evi var, 700 YTL maaş alıyor. Bedensel engelli, koltuk değnekleriyle yürüyor.
Elvan: 31 yaşında, hiç evlenmedi. Doğuştan gelen bedensel engelinden 9 ameliyattan sonra kurtuldu. İlkokul mezunu.
Bilge: 19 yaşında. Hiç evlenmedi. Bir kez sözlendi, 2 hafta sürdü. Bir kez de nişanlandı, o ise 3 ay sürdü. İki ilişkisi de anlaşamadıkları için bitti.
Osman: 27 yaşında. İstanbul’da yaşıyor. Belediye otobüsü şoförü.
Şefika: 57 yaşında. İki kez evlendi. 18 yaşında yaptığı ilk evliliği 17 yıl sürdü. İlk evliliğini alkol ve ihanet bitirdi. 38 yaşındaki kızı ve 33 yaşındaki oğlu evli. İkinci evliliği ise iki yıl sürdü. Üniversite mezunu. Evi ve otomobili var. Bir otelde çalışıyor.
Halit: 68 yaşında. İki kere evlendi. İlk eşinden cinsel problemler yüzünden ayrıldı. İkinci evliliğini 50 yaşındayken kendisinden 25 yaş küçük biriyle yaptı, bu evlilik de uzun sürmedi. İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça biliyor.  Başbakanlıktan emekli, kirada oturuyor.
Neriman: 55 yaşında. İki kez evlendi. Üç çocuk dünyaya getirdiği ilk evliliği 16 yıl sürdü. İkinci evliliğini ilki bittikten bir yıl sonra yaptı, o da 5-6 yıl sürdü. Annesinden kalan emekli maaşı ve yine annesinden kalan bir evi var. Lise mezunu, oğlu ile yaşıyor.
Hürriyet: 40 yaşında. İki kez evlendi. İlk evliliği üç ay sürdü. Çünkü eşi eve kuma getirdi! İkinci evliliği de 7 ay sürdü. Baba şiddetinden kurtulmak için evlendi, ama şimdi bin pişman. Çalışmıyor, oğlu ile yaşıyor.
Bahriye: 55 yaşında. 17’sindeyken yaptığı ilk evlilik 11 yılda bitti. 2 kız, 2 erkek çocuğu var. İkinci evliliği ise içki ve kumar yüzünden iki yılda bitti. İlkokul terk. Evi var, babasından emekli maaşı alıyor.
Zeki: 28 yaşında. Bir kez evlendi. O evlilik resmiyette 1.5 yıl, pratikte ise bir ayda bitti. Çocuğu yok. Lise mezunu, oto kiralama ve emlak işi yapıyor. Evi yok, ailesiyle yaşıyor.
Nazmiye: 46 yaşında. 2 kez evlendi. Çocuğu yok. 2.5 yıl süren ilk evliliğini 20 yaşında yaptı. Boşandıktan 10 yıl sonra bir daha evlendi. Bu nedenle ailesi tarafından reddedildi.
O evliliği de 12 yıl sonra bitti. Şimdi ne eşi var, ne de ailesi. Yakın akrabalarının yanında kalıyor, yatılı hasta bakıcı olarak çalışıyor. İlkokul mezunu.
Özlem: 25 yaşında. 23 yaşında yaptığı evlilik, geçimsizlik yüzünden bitti. Çocuğu yok. Ortaokul mezunu, sekreterlik yapıyor.
Evren: 29 yaşında. Lise mezunu, emlak işi yapıyor. Bir kez evlendi. O evlilik de 13 ayda bitti. Çocuğu yok, işyeri var, ailesiyle yaşıyor.
Cemile: 68 yaşında. İki evlilik yaptı. İlk eşi vefat etti, ikincisinden boşandı. Hendek’te kızıyla yaşıyor. 20 yıldır bekar.
Mehmet: 70 yaşında. İstanbul’da yaşıyor. Emekli. Kendi evi var, tek başına yaşıyor.
Kaynak : internethaber.com

Hatipoğlu mu Beyaz hoca mı?

Filed Under (Medya) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , , , ,

Hatipoğlu mu Beyaz hoca mı?
 
13 Eylül 2008 Cumartesi 09:58
 
Ramazan’ın gelmesiyle birlikte ekranlardaki sahur programları arasında da ciddi bir reyting rekabeti oluştu.
 Hatipoğlu, Beyaz Hoca’ya karşı. Ramazan ayında hocaların rekabeti büyük ilgi çekiyor. Reyting yarışına giren hocalar arasındaki yarışın alibi kim?
Sabah’tan Yüksel Aytuğ, programları ve hocaların performansını masaya yatırdı.
(…)”Sahur programları kulvarında Nihat Hatipoğlu’nun Star’da sunduğu program açık ara önde gediyor. Hatta öyle ki Hatipoğlu’nun özellikle A/B izleyici grubundaki share’i (izlenme payı) 500 bin YTL bütçeli dizileri, koca koca yarışma ve şov programlarını bile geride bırakıyor. Listelerde Hatipoğlu’na en yakın seyreden sahur programı ise FOX kanalında. Zekeriya Beyaz’ın sunduğu Kutsal Yolculuk. Bu yılın sürprizi ise Show TV’de Ahmet Özhan’ın sunduğu iftar ve sahur programları. Ben Özhan’ın bu denli iyi bir hatip olduğunu doğrusu bilmiyordum. Doğaçlama konuşmalarında bir kere takıldığına, teklediğine şahit olmadım. Hele geçen akşam aşk ile Allah sevgisi üzerine yaptığı bir konuşma vardı ki bayıldım. Sahur programlarında her sunucunun ayrı bir yoğurt yiyişi var. Hatipoğlu’nun en büyük kozu, İslamiyet’in ilk yıllarına ait öyküleri, muhteşem bir dramatik kompozisyon içinde anlatması. Zekeriya Beyaz ise çoğu zaman izleyenleri hayrete düşüren ilginç benzetmeler ve bazı ilahiyatçıların tepkisini çeken son derece iddialı yorumlarıyla ilgi topluyor. Ahmet Özhan ise o kadife sesiyle söylediği ilahilerle iftar ve sahur programlarına renk katıyor.
 
kaynak : internethaber.com