Microsoft Türkiye’de görev değişikliği

Filed Under (teknoloji) by admin on 25-09-2009

Tagged Under : , , , , , , ,

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Microsoft Dünya Üretim ve Küresel Kaynaklardan Sorumlu Genel Müdürlük görevine geçerken veda partisi düzenledi.

 

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, kendisi için düzenlenen veda partisinde, ”Bize ayrılan sürenin sonuna geldik. 6 yılı iyi geçirdiğimizi düşünüyorum” dedi.

Microsoft Türkiye Genel Müdürlüğü görevine 2003 yılında getirilen ve 1 Ekim’den itibaren Microsoft’un Redmond’daki merkezinde Dünya Üretim ve Küresel Kaynaklardan Sorumlu Genel Müdürü olarak yeni görevini devralacak olan Arkan için Microsoft Türkiye Genel Müdürlük binasında veda partisi düzenlendi.

Arkan, burada yaptığı konuşmada, kariyerindeki 25′inci, şu anki görevinde ise 6′ncı  yılını doldurduğunu belirterek, ”Bize ayrılan sürenin sonuna geldik. 6 yılı iyi geçirdiğimizi düşünüyorum. Zamanın çok çabuk geçtiğini söyleyebilirim” dedi.

”Türkiye Bilişimle Kalkınıyor” diye yola çıktıklarını ve Türkiye’nin sorunlarının çözümü için görev üstlendiklerini dile getiren Arkan, şunları kaydetti:

”Bugün bu vizyon, herkesin benimsediği bir vizyon oldu. Buna çok inanıyoruz. Türkiye’nin bilişim sektörünün bu vizyona sahip çıkacağını düşünüyorum. Kendi adıma da firmam adına da 6 yıla çok şey sığdırdığımızı düşünüyorum.

Rakamlar, büyüme oranları gibi şeyler önemli tabii ama günün gerisine baktığınızda kazanılan dostluklar, yaşanılan güzellikler akılda kalıyor ve ben bu anlamda kendimi çok zengin hissediyorum.”

Arkan, Microsoft’un Redmond’daki Dünya Üretim ve Küresel Kaynaklardan Sorumlu Genel Müdürü olarak görev alacağını ve göreve geldiği birimin altında havacılık & savunma, otomotiv, yüksek teknoloji & elektronik, ilaç, kimya sanayileri, petrol & doğal gaz ve elektrik/su/gaz dağıtım hizmetlerinden oluşan 7 farklı dikey sektörün barındığını söyledi.

Yöneteceği sektörlerin dünya haritasında çok farklı coğrafyalarda odaklandığına dikkati çeken Arkan, ”Dolayısıyla yerel değil, global bir göreve gidiyorum. Yöneticiliğini yapacağım bölüm, Microsoft’un toplam cirosunun yaklaşık yüzde 10′unu oluşturuyor” diye konuştu.

AA

Türkiye o konuda 1 numara

Filed Under (yaşam) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , ,

Türkiye o konuda 1 numara

En fazla isgara içen ülkenin kim olduğunu biliyor muydunuz? Peki en uykucu milletin kimler olduğunu?

Raflarda henüz yerini alan The Economist’s Pocket World in Figures 2010 isimli kitap, dünya ülkelerinin bilinmeyen 100 gerçeğini ortaya koyuyor. Aralarından en ilginçlerini sizler için seçtik.

Meraklılarına… Fransızların en uykucu millet olduğunu kaçınız biliyor? Ya da Brezilyalıların her yıl 2,164 bin ton kahve ürettiğini? Hadi bunlardan bana ne diyorsunuz, peki madem, Yunanistan’ın en fazla sigara içen ülke olduğundan haberiniz var mı?

Piyasaya henüz çıkan The Economist’s Pocket World in Figures 2010, ülkelerin bilinmeyen özelliklerini gözler önüne seriyor. Kitaptan seçtiklerimizi sizlerle paylaşalım dedik. Dünyanın pek çok ülkesinin bilinmeyen özelliğinden bir derleme.. Listede Türkiye de bulunuyor.

İŞTE BİLİNMEYEN GERÇEKLER

 

En iyi 15 üniversite ya İngiltere’de ya da ABD’de. Bunlar arasında Cambridge, Oxford, College London, Imperial College London Üniversiteleri var.

 

 

 

 

Küba, eğitime en fazla para harcayan ülke.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin her 100 vatandaşının 176.5 cep telefonu var.

Kanada’da her 100 insana 94.3 bilgisayar düşüyor.

İş sahasında en fazla çalışanı olan yer Cayman Adaları. Adanın yüzde 67.7’si çalışıyor.

Çin yılda 1,166 bin ton çay üretiyor. En fazla çay tüketen ülke de yine Çinliler. (828 bin ton.) Amerika Birleşik Devletleri, çay konusunda altıncı sırada, 131 bin ton tüketiyorlar.

Brezilyalılar her yıl 2,164 bin ton kahve yetiştiriyor. (Dünyada en fazla kahve yetiştirenler de onlar.) Amerikalılarsa en fazla kahve içen ulus unvanını hak kazanmış.

Türkler, zamanlarını yemek yemekle geçiren ülkeler sıralamasında rakipsiz ara bir numara! Türk insanı, gününün 162 dakikasını yeme içmeyle geçiriyor

Yeşilaycı olmayan bir başka ülke de Yunanistan. Yunanlılar, en fazla sigara içen millet. Kişi başı günlük sigara tüketimi 8 adet

Venezuelalılar en biracı ülke sıfatını kazanıyor. Kişi başına yılda yaklaşık 83 litre bira tüketiliyor.

Japon kadınlarsa Zimbabwe’dekilere oranla iki kat daha fazla yaşama isteğiyle dolu. (86.2 yıl)

Ölüm oranlarının en fazla olduğu ülke Afganistan. Aynı zamanda en çok çocuk ölümlerinin yaşandığı ülke de yine Afganistan

Afganistan’daki erkekler 43.4 yaşına kadar yaşamayı umut ediyor ki bu oran, dünyadaki en az oran olarak biliniyor. Zimbabwe’deki kadınlar içinse 43.6 yıl yaşamak yeterli. (Gazeteport)

Haber Kaynağı : internethaber 

Şener’e helikoptere binme uyarısı

Filed Under (Haber) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , , , ,

Şener'e helikoptere binme uyarısı

Abdüllatif Şener eski siyaset arkadaşlarını topa tutacağı yurt gezisine çıkıyor. Ancak gelen bir uyarı Şener’i ürküttü..

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’e “Helikoptere binmeyin” uyarısı yapıldığı belirtildi.

Şener, bu uyarıyı geçen hafta katıldığı Serbest Girişimciler Derneği’nin iftar yemeğinde, 5 ayrı bölgede miting yapacağını söyleyince, işadamlarından aldı.

Hükümeti eleştiren ve işadamlarından destek isteyen Şener, bayram sonrası Polatlı’da açılış yaparak mitinglere başlayacaklarını söyledi. İlk büyük mitingini 10 Ekim’de Samsun’da yapacağını belirten Şener, daha sonra Sivas, Antalya, Van ve batıda birkaç ilde miting yapacaklarını belirtti.

Bu arada bir işadamı, helikopter düşmesi sonucu yaşamını yitiren Yazıcıoğlu’na gönderme yaparak, “Sakın helikoptere binmeyin” dedi. Bunun üzerine Şener, “Bir şey mi olur diyorsun?” diye yanıt verdi.

Haber Kaynağı : internethaber

İşte Avrupa’da Türkiye’nin imajı:

Filed Under (Haber) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , , , , , , ,

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türk kültürüyle ilgili yanlış bir imajın olduğunu belirterek, ”Bir yanılsama var. Yani Turkish lokum, kafada kırmızı fes ve dansöz, bıyıklı, şalvarlı ve palalı erkekler…” diye konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Avrupa’da Türk kültürüyle ilgili ”Turkish lokum, kafada kırmızı fes ve dansöz, bıyıklı, şalvarlı ve palalı erkekler” gibi yanlış imajının olduğunu ve bunun bir dönem reklam filmlerinde bile kullanıldığını belirterek, yeni reklamlarda bunu değiştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Günay, ”Türkiye’nin ne damak tadı Turkish lokumdan ibaret, ne biz pala bıyıklı erkekleriz, ne kızlarımız dansöz kıyafetinde, başımızda da fes yok. Çok uzun zamandan bu yana yok ama böyle bir yanılma var. Şimdi bundan vazgeçmeye çalışıyoruz” dedi.

Bakan Günay, 2010 reklam ihalesine çıkmaya hazırlandıklarını söyledi. ”Reklamlarla ilgili yeni arayışlarının giderek belirli bir zemine oturduğunu ve genel bir Türkiye konsepti oluşmaya başladığını” ifade eden Günay, Türkiye’nin turizmde atılıma geçtiği 2000′li yıllardaki uçan halılar, gemiler, şalvarlı kızların dansı, atlı şehzadeler ve fesli adamların olduğu tanıtım filmlerini ciddi biçimde eleştirdi.

”Türk kültürüyle ilgili Osmanlı’nın son döneminden kalan ve sonraki yıllarda bilerek ve bilmeyerek bizim de katkı yaptığımız bir yanılsama var. Yani Turkish lokum, kafada kırmızı fes ve dansöz, bıyıklı, şalvarlı ve palalı erkekler!” diyen Günay, bu yanıltıcı imajın bir dönem Türkiye’nin yurt dışında tanıtılması sağlayan reklam filmlerinde bile kullanıldığını anımsattı. Günay, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Bu değil aslında Türkiye. Türkiye’nin ne damak tadı Turkish lokumdan ibaret ne biz pala bıyıklı erkekleriz ne kızlarımız dansöz kıyafetinde, başımızda da fes yok. Çok uzun zamandan bu yana yok ama böyle bir yanılma var. Bu bir garip Doğulu karikatürü Türkiye’nin üzerine oturmuş.

Bazı dönemlerde biz hatta neredeyse reklamlarımızda tekrar etmişiz. Tanıtım reklamlarımızda, şalvarlı kızlar, uçan halılar, pala bıyıklı, ata binmiş bir takım şehzadeler! Böyle bir Türkiye yok. Ben böyle bir Türkiye görmedim, yaşamıyorum. Bu doğu mu, Hindistan mı, Pakistan mı, İran mı ne olduğu belli olmayan bir şey var.

Osmanlı böyle anlatılmaz. Osmanlı Selimiye, Sultan Ahmet, Fatih’le anlatılır ama böyle anlatılmaz. Uçan halı diye bir şey bizim masallarımızda bile yoktur. Biz oryantalist bakış açısıyla kendimizi tanıtmaya çalışmışız. Bu da tabii batıdaki yanlış Türk figürünü ve imajını destekleyen bir kendi gayretimiz olmuş. Şimdi bundan vazgeçmeye çalışıyoruz.”

TANITIMLARDA KÖKLÜ TARİH ANLATILACAK
Türkiye’nin dünyanın başka yerlerinde olmayan birçok tarihi değere sahip olduğunu vurgulayan Günay, şunları kaydetti: ”Ben göreve başladığımda, sanal bir Türkiye, uçan halılarla gezilen, insanların şalvarla ve peçeyle dolaştığı bir Türkiye değil, köklü bir geleneği olan 10 binlerce yıl eskiye kadar arkeolojik, tarih zenginliğe uzanan ama aynı zamanda çağdaş yüzü olan ve çağdaşlığa yönelmiş bir Türkiye olduğumuzu anlatmamız gerektiğini işaret etmiştim.

Çok eskiye kadar giden çok köklü bir tarihimiz var ama biz modern yaşam tarzını benimsemiş olan çağdaş bir ülkeyiz, güvenli ve esenlikli bir ülkeyiz, damak tadımız, müziğimiz, doğamız, hepsi çok fazla. Bunları birlikte sunan bir konsepti giderek geliştirmeye çalışıyoruz. Bizim Efes, Ani, Sümela, Sultan Ahmet, Mevlana, Harran, Kapadokya, Likya, Frigya, Karya, Divriği’miz var. Tüm bu tarihinüzerinde yepyeni, modern bir devletiz. Bütün bu tarihin farkındayız ama Avrupa’nın günlük yaşamında neyse bizde de o. Bunu bizim yeniden tanıtmamız lazım.”

Avrupa’da Türkiye imajının ”eksik” olduğunu belirten Günay, halbuki Türkiye’de Avrupa’nın sahip olduğundan çok daha fazla şeyler bulunduğuna dikkati çekti. Günay, ”Biz onlar gibi günlük hayat sürüyoruz ama bizim onların tanımadığı ve hayranlıkla baktığı, Yunanistan’da, İtalya’da sadece bir kesitini gördüğü tarihin inanılmaz evreleri var. Bunu baştan anlatma gayretimiz var, çünkü burada bir kopukluğumuz olmuş” dedi.

Bakan Günay, bu nedenle gelecek yıllardaki fuar ve reklamlar ile halkla ilişkiler faaliyetlerinde bu unsurları ön plana çıkaracaklarını bildirdi.

TÜRKİYE’NİN TANITIM FİLMLERİ
Türkiye’nin turizmde reklamlarıyla atağa geçtiği 2000′li yıllarda dünya güzeli Azra Akın’ın da yer aldığı tanıtım filmlerinde, boğazın üzerini kaplayan uçan halılar, sokaklarda geçen, içinde şehzade/padişahın oturduğu uçan gemiler, uçarak dans eden şalvarlı kızlar, İstanbul boğazını atlayan, metrodan geçen atlı şehzadeler yer almıştı. O dönem çok ilgi gören reklamlar, tanıtımlarda bir süre kullanılmıştı.

Ancak, 2007 yılının yurt dışı tanıtım reklamında Efes ve Mevlana gibi tarihi değerler vurgulandı. Sonraki iki yılda da genel Türkiye tanıtımı yanında, Akdeniz, Kapadokya, Güney ve Doğu Anadolu ile SPA gibi turizm bölgeleri ve çeşitlerine yönelik ayrı filmler yapıldı. Filmlerde, tarihi ve kültürel değerler ile deniz kum güneş ve turizm çeşitleri işlendi. Bu filmlerde genellikle modern insan, tatilinden zevk alan turist figürü kullanıldı.

İstanbul’a yönelik ”Kıtaların Aşkı” tanıtım filminde de tarih ve aşk birleştirilmişti. Gökyüzü ve bir kadının gözleriyle başlayan filmde, genç bir kadın Dolmabahçe Sarayından, erkek ise Ortaköy Camisinden Boğaza doğru koşmaya başlıyor. Birbirine kavuşmak için Saltanat kayığı, Efes, Nemrut, Truva atı, Hitit Güneşi boğazın suları arasından geçen gençlere, Bizans döneminden bir din adamı ve yeniçeri yardım ediyor. Filmde, iki sevgili en son sema eden iki Mevlevinin kolları üzerinden gökyüzünde, boğazın tam ortasında kavuşuyor.

(aa)

Türkiye yeni bir sporla tanışıyor

Filed Under (Spor) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Türkiye yeni bir sporla tanışıyor

Daha çok kuzey ülkelerinde oynanıyor. İsmi de bir tuhaf. Türkiye’de henüz standartlara uygun curling sahası yok.

Gelişmiş bir çok ülkede yaygın olarak oynanan, ancak Türkiye’de henüz bilinmeyen curlingin yaygınlaşması amacıyla Buz Pateni Federasyonu’nca lig oluşturulması hedefleniyor.

Erzurum’da yapılacak 2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları’na bütün branşlarda katılmayı hedefleyen Türkiye, diğer taraftan eksik branşları da gidermeye çalışıyor. Buz Pateni Federasyonu da Kış Olimpiyatları’nın önde gelen branşlarından olan curlingin malzemesini alarak, bu branşı yaygınlaştırmaya çalışıyor.

Federasyon başkanı Fahrettin Kandemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şu an sporcu adaylarını ısındırmaya çalıştıklarını söyledi.

Özellikle üniversitelerin curling için birer potansiyel olduğunu dile getiren Kandemir, şöyle konuştu:

”Polonya’dan 1 takım curling malzemesi aldık. Bilineceği gibi Türkiye’de henüz standartlara uygun curling sahası yok. Şu an sporcu adaylarını ısındırmaya çalışıyoruz. Sporcu için Kocaeli, Sakarya, Ankara, Boğaziçi, Atatürk Üniversitesi gibi 6 üniversiteye gittik. Curling için 480 kişi başvuruda bulundu. Önce üniversitelerde takım oluşturmayı planlıyoruz. Daha sonra iş adamlarının büyük ilgi duyacağını düşünüyoruz. Çünkü curling uzun mesafeli bir satranç olarak biliniyor.”

Erzurum’da yapımı devam eden salonun 2010 yılında tamamlanacağını ifade eden Kandemir, ”Yıl sonuna kadar curlingi başlatmış olacağız. Biz ilk etapta Curling Ligi oluşturmayı planlıyoruz. Gösteri amaçlı 5-6 takım oluşturduğumuzda, hem branşı tanıtmış olacağız hem de sporcuları ısındırmış olacağız” dedi.

Curling sporuyla ilgili olarak antrenör eğitimini tamamladıklarını anlatan Kandemir, malzemelerin de belirli bir soğuklukta kalması gerektiğini ve bu yüzden de buz pistinde muhafaza ettiklerini sözlerine ekledi.

CURLING NASIL OYNANIR?

Daha çok İskoçya’da oynanan curling, ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, İsveç ve İsviçre gibi Kuzey ülkelerinde yaygın olarak oynanıyor ve müsabakaları yapılıyor.

Takım halinde oynanan ve hedef sporları arasında yer alan curling, dörder oyuncu ile iki takımla oynanır ve 10 raunddan oluşur. Oyuncular, 42 m’lik pist (rink) üzerinde 19 kilogram (en fazla 20 kilogram olabilir) ağırlığındaki taşı kaydırarak, disk şeklindeki hedeflere ulaştırır. Çemberden önceki 6.4 metrelik (hog) alana ulaştırılamayan taşlar oyun dışı kalır. Ayrıca sporcu kendi hog çizgisinden önce taşı fırlatmalıdır. Taş, hedefin merkezine (T) ulaştırılmaya çalışılacağı gibi rakip takımın taşını uzaklaştırmaya veya gelecek taşın merkeze girmesini engellemeye yönelik de kullanılabilir.

Müsabakalarda ilk taşı atan takım kurayla belirlenir. Her takıma 73 dakikalık süre verilir. Hakemin olmadığı curlingde hedefe, rakibin taşından daha yakın noktada duran her taş için bir puan verilir.

TAŞ VE SÜPÜRGE

Curling taşı, önceleri yalnızca İskoçya’nın Craig adasında bulunan, deniz seviyesinin altındaki özel bir taştan (Ailsite) yapılıyordu. Ancak söz konusu adanın koruma altına alınmasının ardından özellikle bu taşa farklı granitler yapıştırılarak farklı bir yüzey oluşturulmaktadır.

Sporcular buzu eriterek, taşın yönünü hedefe doğru yönlendirebilmek için süpürge adı verilen bir fırça kullanır. Taş gönderen oyuncunun takım arkadaşları, taşın daha uzun bir yol almasını sağlamak veya yönünü değiştirmek için rinkteki buz parçalarını süpürebilirler.

Ayrıca curlingde kişisel malzeme olarak uygun bir çift ayakkabı ve eldiven kullanılır. Kıyafet olarak da takımın forması giyilir.

Öte yandan curling için İskoçya’da Dünya Curling Federasyonu bulunmaktadır.

CURLİNG SPORU FOTOĞRAFLARI

 

 

Haber Kaynağı : internethaber

Mağlup ettiğimiz İspanya şampiyon oldu

Filed Under (Spor) by admin on 20-09-2009

Tagged Under : , , ,

Mağlup ettiğimiz İspanya şampiyon oldu

Polonya’da düzenlene 2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası final maçında İspanya Sırbistan’ı 85-63 yenerek Avrupa’nın en büyüğü oldu.

: 85 - SIRBİSTAN: 63

Salon: Spodek Arena

Hakemler: Romualdas Brazauskas xx (Litvanya), Lazaros Voreadis xx (Yunanistan), Shmuel Bachar xx (İsrail)

İspanya: Rubio xx 10, Navarro xx 12, Fernandez xxx 13, Garbajosa xx 3, Pau Gasol xxx 18, Marc Gasol xx 6, Reyes xx 7, LlUll xx 5, Lopez xx 2, Mumbru x, Cabezas xx 7, Claver 2

Sırbistan: Teodosic xx 5, Tepic x 2, Tripkovic xxx 15, Velickovic xxx 15, Krstic xx 12, Markovic x 2, Perovic x 4, Macvan x, Paunic x 1, Bjelica x, Raduljica xx 6, Popovic x 1

1. Periyot: 24-14
Devre: 52-29 (İspanya lehine)
3. Periyot: 67-44

36. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası final maçında Sırbistan’ı 85-63 yenen İspanya, Avrupa şampiyonu oldu.

Son Dünya şampiyonu ve olimpiyat oyunları finalisti olan İspanya, Avrupa Şampiyonası’nı altın madalya ile tamamlamasını bilirken, 22.4′lük yaş ortalamasıyla en genç ekip olan Sırbistan da şampiyonayı ikinci olarak bitirerek önemli bir başarı elde etti.

İLK 8

Polonya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası’nda ilk 8 sıra şöyle oluştu:

1-İspanya
2-Sırbistan

3-Yunanistan
4-Slovenya
5-Fransa
6-Hırvatistan
7-Rusya
8-Türkiye

Diğer yandan, şampiyonayı ilk 6 içinde tamamlayan ekipler, gelecek yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı.

Ayrıca, Avrupa Şampiyonası’nın MVP’si (En Değerli Oyuncu) İspanya Milli Takımı’nın yıldız ismi Pau Gasol seçildi.

AA

Rus gelinleri çıldırtan sorular

Filed Under (yaşam) by admin on 20-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , , ,

Rus gelinleri çıldırtan sorular

Evlenerek Türkiye’ye yerleşen Rus genç kızlar öyle sorulara maruz kalıyor ki çıldırtan türden… İşte o sorular…

Evlenerek Türkiye’ye yerleşen genç kızlar, Rusya’ya ilişkin önyargılardan kaynaklanan basmakalıp sorulara muhatap olmaktan yakınıyor…

Milliyet’ten Cenk Başlamış’ın haberine göre internetteki “turkey.ru” sitesi başta olmak üzere değişik forumlarda Türkiye’deki yaşamlarına ilişkin deneyimlerini paylaşan genç kızlar hemen hemen her karşılaştıkları kişinin kendilerine aynı soruları yönelttiğini söylüyor.

KAÇINCI KARISI OLACAKSIN?

Ruslara Türkiye’de en çok sorulan soruların başında, “Rus kızları neden hep güzel olur” geliyor. Ancak soruyu yöneltenler hemen ardından, “Öyle ya sizin oraları soğuk!” diyerek yanıtı da kendisi veriyor. Genç kızlar, Rusya’da da benzer önyargılar ve bilgi azlığı bulunduğunu, bir Türkle evleneceğini öğrenen yakınlarından, “Deli misin, seni satar!”, “Dikkat et, bak sonra çocuğunu elinden alır”, “Kaçıncı karısı olacaksın?”, “Şimdi saçını siyaha mı boyayacaksın?” ve “Çarşafa mı gireceksin?” türü tepkiler aldıklarını anlatıyor.

‘Neden Rus kızların selüliti olmuyor?’
Rusların Türkiye’de sıklıkla karşılaştıkları diğer sorulardan bazıları şöyle:
- Saçın orijinal mi?(boya mı?)
- Nerelisin?
- Normal Rus musun, beyaz Rus mu?
- Moskova nerede?
- Neden buraya geldin, Rusya’da iş mi yok?
- Evlenmek için mi geldin? Rusya’da erkek az değil mi?
- Sizin oralarda kedi, köpek var mı?
- Aaa siz de mi çay içiyorsunuz?
- Komünizm mi iyiydi, şimdi mi?
- Domuz eti yiyor musunuz?
- Hıristiyan olmak mı iyi Müslüman olmak mı?
- Nasıl yani, Rusya’da da mı ütü var?
- Rus kızların neden selüliti olmuyor?
- Neden 30’undan sonra çöküyorsunuz?
- Türk erkekleri çok yakışıklı değil mi?

2002 yılında “Rus Gelin” isimli bir de sinema filmi çekildi. Senaryosunu Umur Bugay’ın yazdığı, Zeki Alasya’nın hem yönettiği, hem de Metin Akpınar ve Tatsyana Tsvikeviç’le başrol oynadığı “Rus Gelin” filminde, Moldovya’dan gelen dünya şampiyonu güzel okçunun Türkiye adına yarışabilmesi için yaptığı formalite evlilik ve ardından yaşanan komedi beyazperdeye aktarıldı.

Haber Kaynağı : internethaber 

Nouma: O hareket pahalıya patladı

Filed Under (Spor) by admin on 20-09-2009

Tagged Under : , , , , , , ,

Pascal Nouma, “Türkiye’de bu kadar tanındığımı söylesem Fransa’da kimse inanmaz” dedi.

 

Pascal Nouma, haber1903 internet sitesinin davetlisi olarak İstanbul’da. Röportaj yapmak üzere “Benim bahçem” dediği İnönü Stadyumu’na gidiyoruz. Stadın hemen altındaki Kartal Yuvası’na giriyor Nouma. Takımlarına ait ürünleri almak üzere mağazaya gelen taraftarlar karşılarında onu görünce heyecandan ne yapacaklarını şaşırıp fotoğraf çektirmek, forma imzalatmak için adeta yarışa giriyorlar. Pascal son derece rahat ve memnun bu ilgiden. Hiçbir isteklerini reddetmiyor onların. Aklımızdan şöyle bir düşünce geçiyor: Beşiktaş’ta şu anda oynayan futbolculardan biri burada olsa bu kadar ilgi görür müydü? Bir futbolcu düşünün ki altı yıl önce oynadığı takımın taraftarı onu hiç unutmuyor. Adına her gün internette gruplar kuruyor ve onu her organizasyona davet ediyor. Çünkü siyah beyazlılar gerçek Beşiktaş ruhunu ve sevgisini en çok onun temsil ettiğine inanıyor.

37 YAŞINDAYIM AMA FİT’İM

Türkçe konuşmayı seviyor Pascal. Konuşurken eğer biliyorsa Türkçesini kullanmayı tercih ediyor kelimelerin. Sahaya ayak bastığı an eski günlerini hatırlıyor ve kendi anonsunu kendi yaparak tribünlere koşuyor: “21 numaralı formasıyla Pascaaaal Noumaaaa!” Kapalı tribünün önünde ise elini kalbine götürüp “Çarşı 1 numara” diyor. Pascal bir yarışma programı için önümüzdeki günlerde daha sık Türkiye’de olacağını bu yüzden çok mutlu olduğunu söylüyor. Acun Ilıcalı’nın yapımcılığındaki bu programda futbolu bırakmış efsane isimler bir araya geliyor. Pascal’ın dışında eski futbolcular Tanju Çolak, Hakan Ünsal, Pierre Van Hooijdonk, Sergen Yalçın, Elvir Boliç takım kuracak ve eleme usulüyle yarışacak. Maçların yorumlarını Rıdvan Dilmen, hakemliğini ise Erman Toroğlu yapacak. Pascal bu programda futbolcu olarak sahaya çıkılmayacağını ama 37 yaşında olmasına rağmen hala çok fit olduğunu ve gerekirse biraz çalışmayla eskisi gibi oynayabileceğini bile söylüyor.

Pascal Nouma artık nasıl yaşıyor? Fransa’da neler yapıyorsun?

Futbolu bıraktım. İki çocuğum var, onlarla uğraşıyorum. Yarı iş sayılır bu. Hatta bence en iyi iş. (Gülüyor) Fransa’dayken sık sık Türkiye’yi ve Beşiktaş’ı düşünüyorum. Beşiktaş benim kulübüm ve çok seviyorum.

Oradan Beşiktaş’ı takip edebiliyor musun?

Tüm maçları değil tabii ama elimden geldiğince ne olup bittiğine bakıyorum. Kimin şampiyon olacağını seçemiyoruz tabii ama umudum Beşiktaş’ın yine şampiyon olması.

Takım pek iyi gitmiyor ama…

Umutsuz olmamak lazım. Bir şeyler değişebilir, toparlanabilir.

Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’i transferler yüzünden eleştirenler çok fazla.

O benim arkadaşım. Çok büyük bir kulübün başında. Transferlere gelince Tabata’yı tanımıyorum. Ama Beşiktaş’a gelmeyi başardıysa iyi bir futbolcudur. Kaç milyon olduğu önemli değil. (Türkçe) Boş ver.

Nouma Beşiktaş’a menajer ya da teknik direktör olsun diyen taraftarlar çok. Böyle bir teklif gelirse olur musun?

Bilmiyorum. Menajer olabilirim tabii. Ama teknik direktörlük henüz değil. Futbolculukla teknik direktörlük bence birbirinden oldukça farklı. Teknik direktörlük çok daha zor.

Teknik direktör olmayı neden istemiyorsun?

Çünkü çok erken kalkmak ve çok çalışmak zorundasın.

Bildiğim kadarıyla jübile yapmadın.

Jübile yapma imkanım olmadı Beşiktaş`ta. Çok istedim. Hala da çok istiyorum. İlerde böyle bir fırsat verilirse çok sevinirim.

Buradaki ilgiyi mi özlüyorsun?

Sadece ilgi ya da ünlü olmakla ilgili değil bu. İstanbul’da her şeyi özlüyorum. Yemekleri, güzelliğini, arkadaşlarımı, taraftarları… Sevmeseydim ve özlemeseydim ayrıldıktan sonra altı yıl içinde buraya defalarca gelmezdim.

Fransa’da Türkiye’de bu kadar sevildiğini biliyorlar mı?

Benim Türkiye’yi çok sevdiğimi biliyorlar ama onlara Türkiye’de bu kadar ilgi gördüğümü anlatsam da anlamazlar. ‘Hadi canım sen de’ derler. Bu yüzden anlatmayı çok istemiyorum. Anladın mı? (Türkçe) Yalan söylediğimi düşünecekler en iyisi anlatmamak.

İmzalı forma kazanan Furkan’a teklif yağdı

Beşiktaşlı taraftarların yoğun ilgi gösterdiği internet sitelerinden biri olan haber1903.com üyeleri geçen hafta Pascal Nouma’ya soru sorma şansı buldu. Nouma en beğendiği soruyu soran taraftara imzalı bir forma hediye edecekti. Binlerce soru geldi. Ancak Pascal bunların içinden 17 yaşındaki Furkan Kenaroğlu’nun sorusunu seçti. Furkan “100’üncü yılda 2-1 yendiğimiz İstanbulspor maçında oyuna girdikten 5 dakika sonra ikinci sarı karttan atıldı. Dürüst olmasını istiyorum. Küfür etti mi gerçekten?” dedi ve formayı kaptı. “Kesinlikle küfür etmedim. O maçtan sonra hakem bana ‘Zenci’ dedi. Asıl tartışılması gereken oydu. Buradan o hakeme yani Ali Aydın’a selamlarımı gönderiyorum” diyen Nouma, Furkan’a formayı hediye ettiğinde biz de oradaydık. Pascal ile tanışmak ve formayı almak için Adapazarı’ndan İstanbul’a gelen Furkan ve koyu Beşiktaş taraftarı olan babası Yavuz Kenaroğlu forma için önemli paralar teklif edildiğini ama satmayı akıllarından bile geçirmediklerini söyledi.

Çocuklarım da Fransa’da doğdu Beşiktaşlı oldu

İki çocuğun var. Onlar da Beşiktaşlı mı?

Tabii ki Beşiktaşlı. Beşiktaşlı doğdular, Beşiktaşlı ölecekler, benim gibi. Oğlum Noah 2,5 yaşında. Yürümeye başladığında ona bir rugby topu aldım, annesi de bir futbol topu verdi. Noah futbol topunu seçti. Sanırım oğlum babasının mesleğini seçecek.

Beşiktaş kulübü bir Pascal’ın daha yuvası olacak yani?

Evet bence 15 yıl sonra Nouma tekrar bu sahada olabilir. Bu benim rüyam. Oğlumu İnönü’de görmek kadar muhteşem bir duygu olamaz. Beşiktaş’a imza attığımda benim buradaki işim gol atıp top oynayıp kazanmaktı. Ama sonra taraftarla aramda çok özel bir diyalog gelişti. Onlar beni unutmadı, ben de onları. Beni geçebilecek kadar belki oğlumu da severler.

Dövmelerinin anlamı ne?

Çocuklarımın isimleri yazıyor. Bir de matematikteki Pi işareti var. Pi asla sayılamayan ve sınırı olmayan bir sayı. 3, 14 diye başlar ama bir türlü sonu gelmez. Aynı benim gibi sınırı yok. Bir de Revenge (intikam, hesaplaşma) yazıyor. Bütün her şey, herkes, bütün sorunlar için yazdırdım onu.

Şimdi olsa o hareketi yapmazdım

100’üncü yıl şampiyonluğuna birkaç hafta kala Beşiktaş’tan ayrılmıştın. Beşiktaş’ta şampiyonluk sevinci yaşayamadın.

Üzgünüm tabii. Fenerbahçe maçındaki hata çok şeye mal oldu. Ama hayat bu. Eğer altı yıl öncesine geri dönebilsem bu hareketi yapmazdım ve belki hala burada, Beşiktaş’ta olurdum. Ama artık geride kaldı bütün bunlar. Hayat devam ediyor. Ben gittim ama taraftar da Beşiktaş da hep burada olacak.

Nedir bu kadar sevilmenin sırrı? Herkes oynadığı kulübün taraftarıyla bağ kurar ama seninki başka?

Ben ilk geldiğimde annemden, ailemden koptum. 21 numaralı formayı almamın sebebi de karım ve çocuğum Fransa’da kaldı. 21 numarada bulunan 2 numara karım ve çocuğumu, 1 numara da beni temsil ederdi. Buraya sadece futbolumu oynamaya geldim ama daha gelir gelmez burada gördüğüm sevgiyle buranın ruhunu hissettim. Taraftar yoksa hiçbir şey yoktur. Futbol anlamsız bir oyun haline gelir. Bilmiyorum ne oldu, nasıl oldu. Sanırım onların sevdiği kadar Beşiktaş’ı sevdiğimi biliyorlar. Bu benim içimde olan bir şey.

Bu sevgi asla rol değil, öyle olsa Oscar alırdım

Ölürsem beni buraya gömün demiştin.

Evet hala söylüyorum: Öldüğümde buraya gömülmek istiyorum. İnönü benim bahçem. Hayatımda hiç buradaki kadar mutlu olmamıştım. Daha maçtan önce yapılan tezahüratlarla tüyleriniz diken diken olur. Avrupa’da birçok takımın taraftarı pozisyonları izler alkışlar, kötü oynarsa çeker gider.  Ama Çarşı öyle değil.

Fransa’dayken Türkiye’den arayanlar oluyor mu?

Bazen telefonum çalıyor. ‘Nouma seni seviyorum’ diyip kapatıyorlar. ‘İstanbul’a ne zaman geleceksin?’ ‘Seni çok özledik’ diyenler oluyor.

Bazıları yaptıklarının rol olduğunu söylüyor. Ağlamak, çimleri yemek…

Bunları rol olarak yaptığımı söylemek çok acımasızca. Hiçbiri sahte değil. Burada ağlamam lazım, hadi şimdi ağla dediğinizde ağlayamazsınız. Öbür türlü olsa çok başarılı bir aktörüm demektir, Oscar’lık.

(Star)

Türkiye’den iki ünlü siteye yasak

Filed Under (Haber) by admin on 19-09-2009

Tagged Under : , , , , , , , , ,

Türkiye'den iki ünlü siteye yasak

Türkiye, Youtube’den sonra bu kez de iki ünlü arkadaşlık sitesinin kapısına kilit vurdu, girişleri yasakladı.

Büyük kullanıcı kitlesine sahip olan 2 siteye Türkiye’den erişim yasaklandı. İşte detaylar…

Bu sabah bilgisayarının karşısına geçip internette gezinen ve www.myspace.com ve www.lastfm.com adreslerine erişmeye çalışan kullanıcılar aşağıda da görülen: “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır.” uyarısıyla karşılaştılar.

Milyonlarca kullanıcısıyla dünyanın en büyük sosyal ağlarından biri olan Myspace ve müzik dinleyenlerin, dinledikleri parçaların listelerini paylaşabildikleri Last.fm engellenmiş durumda. İkisinin de ortak noktası müzik yayını yapmaları. Ancak engellenmelerinin sebebi, sayfanın yerine çıkan engelleme kararı yazısında belirtilmiyor. Üstüne üstlük bu konuda henüz resmi bir açıklama da yapılmadı.

Şimdi akıllardaki soru ise şu: Facebook’la aynı kulvarda bir portal olan MySpace.com’dan sonra sıra Facebook’a da gelecek mi?

Hürriyet

Guinness Rekorlar Kitabı’ndaki Türkler

Filed Under (yaşam) by admin on 19-09-2009

Tagged Under : , , ,

Guinness Rekorlar Kitabı'ndaki Türkler

Tüm dünyayı kasıp kavuran Guinness Rekorlar Kitabı’nın 2010 baskısında birçok rekor Türkler’e ait. İşte o rekorlar ve rekortmen Türkler:

Son olarak 2.46′lık boyuyla ‘yaşayan en uzun adam’ unvanını alan Sultan Kösen’in yanısıra en uzun burun, en büyük el baskısı resim, en büyük forma gibi rekorlar Türkler’e ait.

“Yaşayan en uzun adam” unvanıyla öne çıkan Sultan Kösen dışında en uzun burun, en büyük el baskısı resim, en büyük futbol forması ve halter alanındaki bir çok rekor Türklere ait. İşte rekortmen Türkler:

BETON BLOK KIRMA REKORU:

Türkiye‘deki GWR Günü kutlamaları kapsamında Ali Bahçetepe 14 Kasım 2008′de Türkiye Datça’da bir seferde 888 beton bloğu kırarak bir rekora imza attı.

 En uzun el ve ayak: Sultan Kösen en uzun el ve ayak rekorunu da kimseye kaptırmadı. Kösen’in el bileğinden orta parmağının ucuna kadar 27.5 santimlik mesafe var. Topuktan ayak parmaklarına kadar ise 36.5 santim.

 İlk kadın savaş pilotu rekoru: 21 Mart 1913 doğumlu Sabiha Gökçen ilk Türk kadın havacısı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu.

 En büyük el baskısı resim rekoru: Erdem Örnek ve Tevfik Kuşoğlu İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinin 2008′de Kars’ta yaptıkları 2.944,62 metrekarelik el baskısı resim.

 En büyük futbol forması: 5 Nisan 2009′da İstanbul Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda 71.35 metreye 79.15 metre boyutlarındaki Fenerbahçe forması.

 Halter alanında: Erkekler 56 kg. koparma: 138 kg, silkme: 168 kg ve Erkekler toplam: 306 kg, Halil Mutlu, Sydney (2000)

 En uzun burun rekoru: En uzun burun rekoru Türkiye’den Mehmet Özyürek’e ait. 31 Ocak 2001′de Özyürek’in memleketi Artvin’de yapılan ölçümlerde burun kemiği ile üst dudağı arasındaki mesafenin 8.8 santim olduğu belirlendi.

SABAH