Okulda beslenme nasıl olmalı?

Filed Under (Gündem) by admin on 21-09-2009

Tagged Under : , , , , ,

Okulda beslenme nasıl olmalı?

Perşembe günü okullar açılacak. Obezitenin önlenmesi için mücadele eden Sağlık Bakanlığı’ndan öğrenci ve velilere beslenme önerileri…

ANKARA-
İlk ve ortaöğretimde yaklaşık 15 milyon öğrenci Perşembe günü ders başı yapacak. Çocukların gelişiminde eğitim kadar sağlıklı beslenmenin de büyük önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın sağlıklı ve dengeli beslenme için çocuklara ve ailelere uyarıları var:

-Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmeli.

-Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için günde 2-3 su bardağı kadar süt veya yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir tüketmeleri önemli. Ayrıca, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün en az 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmeliler.

-Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve veya meyve suları, birkaç dilim ekmek, 1 bardak süt, poğaça çocuklar için yeterli ve dengeli bir kahvaltı örneğidir.

-Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ara ve ana öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalı. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanı.

-Okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmeli. Örneğin, şeker ve şekerli besinler, cips vb. yağlı ve tuzlu besinler veya gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tüketiminin tercih edilmesi çocukların sağlıklı beslenmeleri açısından daha yararlı.

-Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmekte.

-Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağlamaları açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına önem verilmeli.

-Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir. Bu nedenle çocuklara, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, dışarıda oyun oynadıktan sonra, dışarıdan eve gelince ellerini, ılık akan su altında sabun ile iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerekmektedir.

-Çocukların okul kantinleri, büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde de dikkatli olmaları gerekmektedir. Süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın alırken etiket bilgisinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izninin bulunmasına ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit, poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir.
Haber Kaynağı : internethaber

Aşk acısı kilolarını hangi diyet önler?

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2009

Tagged Under : , , ,

Zor günlerde kendinizi buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? İş stresi, çocuklar, erkek arkadaşınız ya da eşiniz daha çok yemenize mi neden oluyor? İşte cevabı:

Diyetisyen Banu Kazanç kadınların sinir ve stresten kaynaklanan kilolarına karşı basit ama önemli önerilerde bulundu .Diyetisyen Banu Kazanç sadece yedikleriyle değil, yaşadığı sıkıntılarla da her gün daha fazla kilo alan kadınlara ilişkin sorularımızı yanıtladı…

Psikolojik şişmanlık, en çok kadınlarda mı görülüyor?

Evet, duygusal yemenin daha çok kadınlarda görüldüğü, araştırmalarla da ortaya çıktı. Kadınlar fizyolojik ve hormonal olarak erkeklerden çok daha farklı oldukları için duygusal açlığı daha sık yaşayabiliyorlar. Hormonal olarak duygusal dalgalanmalar da onlarda daha sık oluyor. Bu duygusal dalgalanmalar gün içinde yaşanılan olumsuzluklarla da birleşince duygusal açlık ortaya çıkabiliyor.

Peki duygusal açlığın sebepleri nelerdir?

Kadınlarda duygusal açlık daha çok işleri, eşleri ya da çocukları ile ilgili yaşadıkları sorunlardan kaynaklanıyor. Bu da yeme krizlerine sebep oluyor. Bu durumdaki kadınlar yemek yedikçe problemin çözülebileceğini ya da sorunlar karşısında daha dirayetli olabileceklerini sanıyorlar. Ama en büyük hatayı da zaten burada yapıyorlar. Yemek yemekle sorunlar çözülmüyor sadece geçici olarak üstü kapanıyor.

SAKİNLEŞTİRİYOR

Duygusal yemek krizinden nasıl kurtulabiliriz?

Asıl sorunu çözmeye yönelik bir girişimde bulunursanız duygusal yeme krizinden de kurtulursunuz. Daha çok kadınların yaşadığı sıkıntı, stres, anksiyete ve sinirlilik durumunda kanda kortizol hormonu daha fazla salgılanır. Artan kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdaların art arda yenmesine neden olur. Aşırı kortizol hormonu açlık yapar.

Daha çok yalnız kadınlar mı yoksa evli kadınlar mı duygusal kilolarla savaşıyorlar?

Yalnız kadınlar farkında olmadan duygusal yalnızlıklarını beslenmeyle örtmeye çalışırlar. Kendi seçimleri olsa bile kadınlar yalnız kaldıklarında kendilerine daha az özen gösterip, daha fazla yemek yeme eğiliminde olabilirler. Aşk acısı ise kadınları duygusal şişmanlığa iter. Evliliğinde yeterli ilgiyi göremezlerse kendilerini buzdolabının önünde bulabilirler.

Yalnızca diyet yapmak yetmez, işte reçeteniz!

Artık herkes biliyor; sadece diyet yapmak kilo vermeye yetmiyor. Diyeti, yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. İşte yaşam tarzınızı değiştirme yöntemleri:

1- Duygusal durumunuza göre acıkmadığınız halde tükettiğiniz besinlerin listesini yapın.

2- Duygularınız sizi buzdolabına sürüklediğinde onlara karşı çıkıp, farklı faaliyetlere yönelmeyi deneyin. Örneğin; yürüyüşe çıkmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla telefonda konuşmak gibi…

3- Diyet yaparken aç kalmayın. Aç kalmak sizi daha çok yemeye itecek ve bu yemeler duygusal açlığa sebep olacaktır

4- İş yerinde molalarınızı iyi kullanın. Molalarda kısa yürüyüşler yapın, bir iş arkadaşınızla iş dışında bir konu hakkında sohbet edin.

5- Sinirli hissettiğiniz ortamdan uzaklaşın. Boşuna kendinizi hırpalamayın.

6- Aşırı karbonhidratlı yiyecekleri buzdolabınızda bulundurmayın. Her buzdolabını açtığınızda karşınıza süt ve meyve çıksın. Özellikle süt tokluk hissi yaratacağından yeme ihtiyacından kurtarır.

7- İş konusunda kendinizden her zaman mükemmellik beklemeyin küçük hatalara takılmayın. Kendinizi ve hatalarınızı bağışlamayı öğrenin.

8- Yeterli kalori almıyorsanız duygusal yeme eğiliminiz artacaktır.

9- Düzenli egzersiz yapın ve dinlenmeyi unutmayın. Bedeniniz dinlenmiş ve zinde olursa ruh halinizi daha fazla kontrol edebilir ve stresle başa çıkabilirsiniz. Bu da duygusal yeme dürtüsünden sizi kurtaracaktır.

10- Yemeğinizi yerken acele etmeyin, yavaş olun. Böylece duygusal yemekten fizyolojik yemeye geçişiniz kolay olacaktır.

11- Eğer duygusal yeme problemi yaşarsanız, kendinizi affedin ve ertesi gün taze bir başlangıç yapın.

12- Sorunları konuşmak iyi gelecektir. Düzenli olarak sevdiğiniz şeyleri yapın, kendinizi yemek yemeye adamayın.

13- Kendinize “Gerçekten açlık hissediyor muyum?” sorusunu sorun. Gününüzü tekrar gözden geçirin ve sizi acıktıranın ne olduğunu bulun

14- Bir konuyu fazla düşünmeyin, sadece bir konuya yoğunlaşmak, duygusal yeme isteğini artırır. Eğer yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek, derin nefes alıp vermek, unutmanıza yardımcı olacaktır.

15- Duygusal yemek yeme ihtiyacı size ancak kaçmayı öğretir. Bu şekilde ancak hedeflerinizi ihmal edebilirsiniz. Duygusal beslenmenin sebeplerinden biri de hayal kırıklıklarını bir ölçüde bastırmaktır. Kendinizi her yetersiz hissettiğinizde yemek yerseniz, hiçbir planınızı gerçekleştiremezsiniz. Bunun yerine kilo alırsınız. Korkularınıza çözüm bulmak yerine sürekli yerseniz, korkularınız daha da büyür ve yemek yemek giderek daha çekici hale gelebilir.

Sizin kilolarınız gerçek mi yoksa duygusal mı?

Fizyolojik açlık, yaşamımızı sürdürebilmemiz için bedenimizin verdiği tepkiyken, duygusal açlığı biz oluştururuz.

Duygusal açlık ani bir şekilde oluşur. Duygusal yemede asla tam olarak doyduğunuzu hissedemezsiniz.

Duygusal açlıkta, istediğiniz besini hemen tüketebilmek için çıldırırcasına davranırsınız. Oysa fizyolojik açlıkta, yemeğin hazır olması için bekleyebilirsiniz.

ÇOK ÇOK YERSİNİZ

Duygusal açlıkta ne yediğiniz önemli değildir. Miktarı da çok yüksek olur.

Yedikten sonra yoğun bir vicdan azabı duyarsınız.

Kişide çikolata, pasta, hamburger ve tatlı gibi besinleri yeme eğilimi vardır.

Duygusal yemede kriz ağız ve beyinde başlar. Fiziksel yemede mide guruldar ve boştur, ağrılı tepki verir.

Duygusal yemede ısrar ve aciliyet, fiziksel yemede sabır vardır.

Duygusal yemede sınır yoktur. Midede ağrı hissedilse bile yemeye devam edilir.

Duygusal yemeye neden; ruh hali değişikliği ve mutluluğu kaynağında değil yemekte bulma arzusudur. Mutluluğu yemek yiyerek bulabileceklerini düşünürler

 

Sabah

Erdoğan iftarda vatandaşa konuk oldu

Filed Under (Gündem) by admin on 12-09-2009

Tagged Under : , , , , , , ,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iftarda Üsküdar’da oturan Vahit-Bedia Şengün ailesine konuk oldu.

 

Başbakan Erdoğan, iftar vakti, beraberinde partisinin İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara ve AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Zekeriya Erdim ile Vahit ve Bediha Şengün’ün Üsküdar Gencer Sokak’taki evine gitti.

Erdoğan, daha sonra aynı mahalledeki Su Yolu Sokak’ta oturan 76 yaşındaki Nezire Yelek’in evine geçti.

Başbakan Erdoğan, Yelek ile bir süre sohbet ettikten sonra kısa bir zaman önce vefat eden 1944 doğumlu Cemal Taşdemir’in eşi Rabia Taşdemir’in evine giderek baş sağlığı dileğinde bulundu.

Bu arada, Başbakan Erdoğan, Yelek’in evinden çıkıp Taşdemir’in evine giderken sokaktaki vatandaşlarla sohbet etti.

Erdoğan, daha sonra Üsküdar’daki konutuna gitti.

AA

 

Yapay tatlandırıcılar zararlı mı, yararlı mı?

Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2008

Tagged Under : , , , , , ,

Günümüzde ABD’de onaylanan 3 çeşit enerji içermeyen yapay tatlandırıcı vardır. Diğer tatlandırıcılar üzerindeki araştırmalar ise halen sürüyor

TAYLAN KÜMELİ / bir kibrit kutusu lezzet

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli besinlerin çok tüketilmesidir. Özellikle obezite ve şeker hastalığı gibi durumlarda şeker tüketimi sınırlandırılmakta, şekerin yerine kalorisi düşük veya olmayan bazı yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır.
Enerji vermeyen bu tatlandırıcılar aynı zamanda besleyici değeri olmayan, çok düşük kalorili veya alternatif tatlandırıcılar olarak da bilinmektedir. Tatlandırıcılar tek başına veya besinlerin içinde kullanılmaya başlanmadan önce Besin ve İlaç Örgütü (FDA) tarafından yoğun olarak test edilmektedir. Her şeyden önce iyi bir tatlandırıcı nasıl olmalı derseniz; şeker gibi ağızda tatlı tat bırakmalı, herhangi bir şekilde ağızda acı - metalik tat bırakmamalıdır. Kolay çözünmeli ve çözündükten sonra renksiz, kokusuz, ısıya dayanıklı, kalorisi düşük olmalıdır. Tatlandırıcılar iki gruba ayrılmaktadır.

1 Enerji içerenler
Fruktoz, Sorbitol, Mannitol, Ksilitol

2 Enerji içermeyenler
Aspartam, Asesülfam-K, Sakarin, Siklamat

Günümüzde ABD’de onaylanan 3 çeşit enerji içermeyen yapay tatlandırıcı vardır. Bunlar aspartam, sakarin ve asesülfam K’dır. Diğerleri hakkındaki araştırmalar ise beklenmektedir. FDA tarafından onaylanan sukralaz, alitama ve siklamat için ise araştırmalar mevcuttur.

Hangileri ölçülü alınmalı?
Sorbitol günlük alım miktarı 30 gramı geçtiğinde hazımsızlığa ve ishale yol açabilir. Ağızda metalik ve acı bir tat bırakan sakkarin 19 yy sonlarında ‘toluen’den sentezlenmiştir. FDA, 1977′de yüksek dozda sakarin alımının hayvanlarda üriner sistem tümörlerine neden olduğu ortaya çıkınca insanlarda sakarin kullanımının kanser ile ilişkisi olabileceği riski nedeniyle kullanımı yasaklamıştır.
Fakat daha sonraları Amerikan Tıp Konseyi, kısıtlı kullanımın (2,5 mg / kg / gün) sağlık üzerine güvenli olabileceğini bildirmiştir. Yine araştırmalarda sakarinin zararsız olmadığı, epitel dokuda yapısal değişikliklere neden olabileceği bulunmuştur. Aşırı siklamat alımı diareye neden olmaktadır.

BUNLARI UNUTMAYIN!

  • Yapay tatlandırıcılar gebe ve emziklilik döneminde önlem olarak önerilmemektedir. Küçük çocukların beslenmelerinde kullanılmamalıdır. Dengeli ve yeterli beslenen iki yaşından büyük çocukların beslenmelerinde ise bu tatlandırıcıları içeren besinler belirli miktarlarda kullanılabilir.
  • Aspartam içeren tatlandırıcıları fenilketonüri hastaları kullanmamalı.
  • Bir tatlandırıcıyı yeni kullanmaya başlıyorsanız denemeye az miktarlarla başlanması daha sağlıklı olacaktır. Günde 25 adedi asla geçmemelidir.
  • Tablet yapay tatlandırıcılar, yüksek ısıda acı tat meydana getirdiğinden ateşten indirdikten sonra besine eklenmesi ise daha doğru olacaktır.
  • kaynak : Milliyet.com.tr

    Zayıf görünmenin sırrı!

    Filed Under (Sağlık) by admin on 15-09-2008

    Tagged Under : , , , , ,

    Zayıf görünmenin sırrı!
    Dikey çizgili giymek zayıf gösterir inancı yanlış çıktı. Bakın insanı ne zayıf gösteriyor?

    Dikey çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiğine dair kanaatin doğru olmadığı ortaya çıktı.

    İngiliz Bilim Derneği’nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi’den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.

    İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson’un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, “Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı.” dedi.

    Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi.

    20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, “Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. ” dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.

    “Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?” sorusu karşı Thomson, “Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler.” tavsiyesinde bulundu.

     

    Kaynak : internethaber.com